Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

Rus devrimi ve Türkler

Rus devrimi ve Türkler

Birinci Genel Savaş başlayınca Rus egemenliğindeki Türkler, Rus hükümetine bağlılık göstermişlerdir.

21 Ocak 2011 18:22
font boyutu küçülsün büyüsün


Kafkasya ve Orta Asya Türkleri çarlık döneminde Rus egemenliğine girdiği zaman Çar’lar, Türklerden asker toplamayacaklarına dair söz vermişlerdir. Bu söz üzerine Türkler 1916 yılına kadar askere alınmamışlardır. Almanların Kafkasya ve Türkistan’daki emperyalist emellere dayanan siyasası, Kafkas Türklerini askerlik yapmaya mecbur etmiştir. Almanların İran Üzerinden Kafkasya ve Türkistana girmek istemesi ile ilgili İran askeri harekâtı,
Azerbaycan Türklerini savaşmaya karar vererek Rus Ordusu ile beraber İran’a
girer. İran’da, Alman’lara karşı savaşan Rus Ordusunun tüm masraflarını da Azeri
Petrol Kıralı Takief karşılar. Takief’in yanında Türkistan Türkleri de askere
katılmasalar dahi İran’daki askeri birliklere yardım etmiştir. Türkistan’dan
topladıklarında halktan topladıkları At, koyun ve Develeri, hazırlanmış olan
yiyecek maddelerini İran’da, Osmanlı Ordusu ile vuruşan Rus ordusuna
göndermişlerdir. Rusya, 1915 ve 1916 yıllarında Alman orduları karşısında ağır
mağlubiyetlerin yanı sıra ağır askeri kayıplara da uğrar. Bu olay üzerine Çar,
Kafkasya’da ve Türkistan’da asker toplayarak savaşa sürmek ister. Çar’ın bu
isteği karşısında Türkistan önderleri Çardan şu istekte bulunurlar: 1 Ruslarla
eşit haklar verilmesi. 2 Ülkelerine kalabalık Rus halkı getirilerek geniş
topraklar verilmesinin önlenmesi. Çar Türk önderlerin isteklerini kabul etmez.
Türkistan Türklerinden aydın ve önder bir insan olan Zeki Velidi Togan,
içerisinden çıktığı Türk Halkı için şu düşüncededir. Gerek Kafkas Türkleri,
gerekse Türkistan Türkleri Alman emperyalizmine karşı Ruslarla işbirliği
yaptılarsa da Ruslara bağımlı değillerdir. Bir tarihçi olan Zeki Velidi Togan bu
olayı şöyle kaleme almıştır: Harbi Umuminin başlaması Türkistan’da yeni ümitler
doğurdu. Harp ilan edildikten üç dört gün sonra BUHARA’DA, tatar ve Buharalı
muallimlerin bir hususi meclislerinde bulunurken herkesin derin umutlara dalmış
olduğunu gördüğüm hiçbir zaman hatırımdan çıkmaz. Bir Tatar muallim (Kemal
Nogay) Türkiye’nin elbette Almanya tarafına iltihak edeceğini söylüyor. Belki
bunların bir gün Buhara’ya kadar geleceklerine dair kehanette bulunuyordu.
Umumiyetle Harpi Umumi Türkistan’ın her tarafında siyasi aktivite(Faaliyet)
doğurdu. Fakat gizli toplantılar ciddi siyasi teşkilat şeklini alamadı. O
sebeptendir ki 1916 senesi isyanında münevverler kendilerini layığı ile
gösteremediler. 1917 inkılâbına da hazırlıksız girdiler. Yazarın bu düşüncesini
doğrudur ve yerindedir. Çünkü O 1905 yılında Rusya Türklerinin bir ayaklanmada
bulunduğunu ve amaçlarının da, Ruslarla eşit haklara sahip olmak, Türk Ulusal
kültürünün geliştirmek olduğunu yazmaktadır. Türkistan’da 1917 yılında da
ayaklanmalar olmuştur. Zeki Velidi Togan’da kitaplarına bu ayaklanmaların
amaçlarını şöyle yazmıştır: 1 Birleşik Rusya içinde özel bir varlığa kavuşmak.
Bu düşüncede olanlara TÜRKÇÜLER denilmiştir. Yani Rusya devlet yapısı içerisinde
kendi dil ve lehçelerini konuşabilmek ve dilleri ile tarihlerinden gelen
kültürel değerlerini yaşatmak ve geliştirmektir. Böylece gizli amaç olan
bağımsızlığa Türk halkını hazırlamaktır. 2Rusya’da yapılacak bir hukuk reformu
sonucunda kurulacak FEDERAL bir yapı içerisinde Türklere kendi toprakları
üzerinde muhtar bir yönetime sahip olmalarıdır. Bunlara da TOPRAKÇILAR gurubu
denilmiştir. Bunlar toprakları üzerinde Rusların azınlıkta kaldıkları(Yani
çarların, Rus halkını Türklere ait topraklara göç ettirerek kurdurdukları büyük
arazilerde ziraat yapanları kastediyor. Mesela bu gün dahi Kazakistan
topraklarının büyük bir kısmı Ruslara ait çiftliklerdir) Toprakçılar Azerbaycan
Türkistan ve Orta Asya’nın diğer bölgelerinde siyasi faaliyette bulunuyorlardı.
Toprakçılar gurubu da kendi aralarında iki guruba ayrılırlar. Birincisi KADİM
gurubudur. Bunlar Sünni’dirler. Dört Halife ve Abbasiler döneminden kalma dini
kültür ve fıkıh kurallarına dayanan bir yaşamı benimseyen muhafazakârlardır.
Daha çok Arap dili ve geleneklerine bağlı guruptur. İkincisi CEDİTÇİLERDİR.
Türkü tarihinden gelen sosyal kurumlarını, harslarını, Türk dili ve edebiyatı
ile İslam inancına bağlı muhtar bir yönetim kurmak isteyenlerdir. Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde ülkemize gelerek Atatürk’le beraber Türk
inkılâbına büyük katkılarda bulunan Zeki Velidi Togan ve Yusuf Akçura ve Sadri
Maksudi Arsal o günlerde Türkistan coğrafyasında sözü geçen Cedit’çi
önderlerdendir. Toprakçıların o günlerde Rus Yönetimi karşısındaki
başarısızlıkları Kadimcilerin ceditçilere karşı gösterdikleri düşmanlık ve Rus
yöneticileri ile yaptıkları işbirliğidir. Ceditçi Türk Önderler; 19 Nisan 1917
günü, Rus Devrim hareketlerinin geliştiği bir dönemde İsteklerini duyurabilmek
için topladıkları Müslüman Kongresi ile seslerini duyururlar. Bu çalışmalar
14–17 Mayıs 1917’de Rus Devrim hareketlerine paralel olarak yapılan kongrelerle
devam eder. En son Müslümanlar kongresi 4 Ağustos 1917 de Sadri Maksudi Arsal
tarafından Kazan da yapılır. Fakat bu kongrenin kararları Bakü kongrelerinden
farklıdır. 78 Kasım Devrimi sonucunda Lenin İktidar olunca Rus Devrimi ile
ilgili ilkelerini açıklarken Ulusların eşit hakları ile ve özgürlükleri ile
ilgili açıklamaları Ceditçileri çok ümitlendirmiştir. Bu nedenle Ceditçiler
Lenin’e devrim hareketlerinde büyük destek verirler. Yalnız Lenin’in
Hükümetinde, Rusya’daki Rus Olmayan Uluslar ile ilgili işleri Gürcü asıllı
STALİN’E vermesi de Türkler arasında hoşnutsuzluk yaratır. Fakat Stalin’ne
rağmen Türk önderler Bakü ve Kazanda kurdukları Müslüman dernekleri ile
çalışmalarını devam ettirirler. Yalnız Ceditçilerin çalışmalarına Kadimcilerden
başka birde Gürcü Stalin ile işbirliği yaparak Türkler arasında komünizm
propagandası yaparak çalışmalar yapan VAHİDOF’UN Albayrak gazetesinde yaptığı
yayınlarda büyük sekte vurur. Vahidof, Albayrak gazetesinde umumiyetle şu
düşünceleri propaganda eder: Koministler le barış yapılmasını, bütün egemenliğin
işçi ve erler sovyetine geçmesini, toprakların hemen köylüler arasında eişit
bölünmesi gerektiğini yazar.

Ahmet Oğuz Bahadır












yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok








Mortakı