Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

PR.DR.HAYDAR BAŞ'TAN EHL-İ BEYT MANİFESTOSU

PR.DR.HAYDAR BAŞ'TAN EHL-İ BEYT MANİFESTOSU

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Bütün Alevi kardeşlerimize haklarını ben vereceğim bundan kuşkunuz olmasın” diyerek, 13 maddelik bir Ehl-i Beyt manifestosu yayınladı.

13 Mayıs 2010 12:03
font boyutu küçülsün büyüsün


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’de milli bütünlüğümüzü sağlamaya yönelik çarpıcı mesajlar vermeye devam ediyor. Prof. Dr. Haydar Baş’ın son dönemde üzerinde durduğu konulardan biri de Sünni–Alevi ayrımı. Hemen her konuşmasında Müslüman Türk milletinin Alevi–Sünni gibi ayrımlarla bölüp, parçalanmak istendiği üzerinde duran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Ehl–i Beyt açılımı dediği 13 maddelik bir manifesto yayınladı. Söz konusu manifestoda “Geldiğimiz nokta itibarı ile Pandoranın Kutusu açılmış; ülkeyi ülke, milleti millet, inancımızı inanç yapan tüm ölçüler yıkılmıştır” denildi.

Bu sürecin adının kaos olduğu vurgulanan manifestoda, “Gelin bu kaosu bir fırsata çevirelim. Krizden –  iflastan kendi çözümüzü üretelim. Batıdan ödünç kavramlarla, onların bize yazdıkları senaryolarla değil, kendi zenginliğimizi çare yaparak, hastalığımıza ilaç bulalım” çağrısı vurgulandı. İşte “Bütün Alevi kardeşlerimize haklarını ben vereceğim bundan kuşkunuz olmasın” diyen Prof. Dr. Haydar Baş’ın 13 maddelik manifestosu:

1–  Bırakınız Alevi vatandaşlarımız din hürriyetini doya doya yaşasın! Çöldeki insanı bir bardak su ile kandırmayalım. Ehli Beyt âşıkları bırakalım da tertemiz nehirden kana kana dilediğince su içsin!

2–  Alevi vatandaşlarımızı sözde bir demokratik zenginlik unsuru değil, kurucu iktidarın ta kendisi yapalım.

3– İnancımız odur ki, Alevi vatandaşlarımız azınlık değil, ülkenin sahibidir. Sorunlar ancak bu temel prensip ile Hakikat’e, ilme, tarihin gösterdiği doğru yoldan yana tavır alarak çözülür.

4– Hz. Ali’siz bir din olabilir mi? Aleviliğe hayır demek dine – İslam’a da hayır demektir. O nedenle ille de Ali, ille de Ali diyoruz.

5– Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi vatandaşlarımıza lütfen – keremen değil, tüm boyutları ile açılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Ehli Beyt sevgisi ile yeniden yapılandırılacaktır.

6–  Peygamber ümmetine mazhar olan, Allah’ın methine mazhar olan bu nesli, bir anlayışı, bir ilmi doktrini ve Ehli Beyt Üniversitesini kuracağız. Sadece Alevi vatandaşlarımız değil, milletin tamamı Ehli Beyt’i buradan öğrenecektir. Bu üniversite sadece Anadolu’ya değil, dünyanın dört bir yanına hizmet götürecektir. Bu da belki bana Allah’ın en büyük lütfu olacaktır.

7– Cem evleri bir ibadethane, insanımızı olgunlaştıran merkezler, halkımızın kalbinin çarptığı, her türlü din hizmetinin verildiği yerler olarak hak ettiği yasal statüye kavuşturulacaktır. Ben kilise açmam ama Cem evi açarım. Burada görev yapanlara maaş da vereceğiz.

8– Sağ–sol ayrımı ne kadar suni, ise Alevi – Sünni gibi ayrılıklar da o kadar yapaydır. Alevi vatandaşlarımıza teşekkür etmeliyiz ki, bu tuzağa şu ana kadar düşmemişlerdir. Ehl–i Beyt’in manası sünneti yaşayan demektir. Cenabı Peygamber Efendimiz diyor ki; ‘Size iki şey bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı Kur’an, diğeri Ehl–i Beyt’imdir. Yani Ehl–i Beyt’le sünnet eş anlamlıdır.

9– Bu tuzağa düşülmemişse bunun bir nedeni de sağduyulu Alevi kuruluşlarımızın yaptığı önderliktir. O nedenle bu teşkilatlara devlet hizmet etmeyi bir vazife kabul etmeli ve bu hizmet kurumsallaştırılmalıdır.
10– Toplum tarafından kabul görmüş kavramlarla oynanarak ülke bir çatışma ortamına sürüklenmiştir. Bu kavramlardan birisi de Ehli Beyt’tir. Bu oyunu bozmanın yolu Ehli Beyt’e sahip çıkmak Ehli Beyt’e hizmet etmektir. Bunu kabul etmeyen hiçbir çıkış çözüm değildir. Milletin bireylerini bir araya getirecek bir şuur lazımdır. Bize düşen vazife evvela bu toplumdaki tefrikayı yok etmektir. Rahmetli Akif, ‘girmeden tefrika bir milleti düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ diyor. Biz paramparça olduk maalesef. Bize düşmana gerek yok ki biz düşman olarak kendimize yetiyoruz.

11– Alevi Çalıştayı vesaire gibi toplantılar göstermelik olmayacaktır. Hükümetin yön verdiği, Alisiz bir Alevilik buralarda dayatılmayacaktır. İktidar elinde kalem Alevi vatandaşlarımızın dediklerini not alacak ve sonra da bunun gereklerini ifa edecektir.

12– Hükümetin yaptığı hiçbir açılım çözüm değildir. Açılımların yarayı kangrene çevirmekten başka bir şeye hizmet etmediği görülmüştür. Bunun temel nedeni hükümet yetkililerinde vatandaşlarımıza hizmet etme aşkının olmamasıdır. Onlar ellerine verilen metinlerle hareket ettikleri için, Ehli Beyt–i tanıyıp sevemedikler için ve tarihsel yanlışlarla kafaları dolu olduğu için isteseler de hizmet edemezler. Cem evi nedir? Meşreptir. Yani insanların terbiye edildiği, nefislerinin tezkiye edildikleri yerlerdir. Buralarda ilahi okunur, Kur’an okunur, Allah’ın isimleri okunur. Zikrullah yapılır. Tekkeye baktığınızda o da aynısıdır.

13– Ülke en kritik süreçten geçerken siyaset samimi projeler üretmeli, tüm çatışma alanlarını ortadan kaldırmalıdır. Ve bundan bir sinerji üretmelidir. Tıpkı 13. yüzyılda olduğu gibi Ahmet Yeseviler, Hacı Bektaşi Veliler ve Hacı Bayramı–ı Velilerin ufku ile bir İnanç, Millet ve Devlet inşa etmeliyiz. Bize yıllardan beri bu ön yargılarla böldüler parçaladılar. Bundan sonra bu insanlar hakkında zerre kadar suizanda bulunmam. Zaten benim çocukluğumdan beri Allah’ın bir lütfu İmam Ali Efendimize ve Ehl–i Beyt’e karşı müthiş bir hayranlığım vardır.”











yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok