Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

GÖZ TAŞLARI NEDEN OLUŞUR?

GÖZ TAŞLARI NEDEN OLUŞUR?

Böbrekler vücudun taş üreten tek organı değil... Gözyaşı, pankreas kanalı...

21 Kasım 2012 09:33
font boyutu küçülsün büyüsün


Böbrekler vücudun taş üreten tek organı değil... Gözyaşı, pankreas kanalı ve tükürük bezi de taş üreten organlar arasında... İşte nedenleri ve tedavi yolları...

GÖZYAŞI TAŞLARI
Gözyaşı yollarında veya kesesinde oluşan kalsifiye taşlara, "Gözyaşı", göz kapaklarının içindeki dokuda görülen, bir veya birden fazla sarı-beyaz küçük taneciklere ise "Konjonktiva taşları" deniyor. Bu taşlar gözde bazı yakınmalara neden olabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Burcu Usta Uslu, gözyaşı taşlarının nedeninin genelde altta yatan kronik inflamasyon veya enfeksiyonlar olduğunu söylüyor. "Konjonktiva taşlarının nedenleri nelerdir" sorusunun net bir yanıtı olmamakla birlikte, özelikle kronik atopik konjonktivitler, kronik tarhom vakaları ve bazı uzamış kuru göz vakalarında daha sık taş tespit ediliyor. Bazı hastalarda ise bu taşlara  altta yatan herhangi bir neden olmadan idyopatik veya yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak rastlanıyor.

NE TÜR BELİRTİLERİ VAR?
Gözyaşı taşı hiçbir yakınmaya neden olmayıp, gözde yaşarma, tek taraflı ve sık tekrar eden konjonktivit,  lokal ağrı veya hissedilen kitleye yol açabiliyor. Bunun dışında ciddi göz yaşı iltihaplanmalarına ve ikincil
komplikasyonlara da neden olabiliyor. Konjonktiva taşı bulunan hastaların çok büyük kısmında herhangi bir yakınma bulunmuyor.Yakınması olan hastalar; daha çok gözde batma, yabancı cisim hissi ve irritasyondan şikayet ediyorlar.

TEDAVİDE NELER YAPILIYOR?
Gözyaşı taşları  tanısı göz doktoru tarafından yapılan muayene ve çeşitli yöntemlerle ortaya çıkarılıyor. Dakriosintigrafi adı verilen göz yaşı yollarının görüntülenmesi veya USG,  tanının kesinleştirilmesini sağlıyor.
Konjonktiva taşlarında ise hastanın bir yakınması olmaması ve korneada herhangi bir hasar meydana gelmemesi süresince takip yeterli oluyor. Yakınması olan hafif vakaların yapay gözyaşları ve pomadlarla izlenmesi gerekiyor. Kornea hasarı veya kapak dokularını tehdit eden şiddetli vakalarda ise taşlar lokal anestezi ile cerrahi olarak temizlenip kürete ediliyor.

PANKREAS KANALI TAŞLARI
Radyolojik tekniklerin gelişmesiyle son yıllarda kolaylıkla saptanan pankreas kanalı  taşları daha ender görülüyor. Pankreasın dış salgı işlevinde; bozukluk ve kanal içinde proteine benzer çökmeler meydana
geliyor. Bu birikintiler kireçlenip sertleşerek pankreas taşlarını oluşturuyor. Taşlar kronik pankreatitlilerde, kronik iltihap ve metabolizmada değişmeler nedeniyle oluşuyor. Bu durumda kanal tıkanıyor, şiddetli ağrı oluyor, pankreastaki iltihap daha da ilerliyor ve bezde harabiyet meydana geliyor. Pankreas taşı saptanması kronik pankreatitin bir işareti olarak görülüyor.

Kronik pankreatitli hastaların yüzde 20-30'unda küçük taşlar veya protein tıkaçları oluşuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Tansuğ, " Kesin nedeni belli olmamakla birlikte,  kronik pankreatit, pankreas kanalının daralması, malmütrisyon, aşırı alkol kullanımı, kalıtımsal hastalıklar, pankreas kanseri ve diğer pankreas tümörleri ile ilişkilendirilebileceği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan kendiliğinden de ortaya çıkabilir" diyor.

TAŞLAR NASIL OLUŞUYOR?
Pankreasın içinde oluşan taşların yanı sıra safra taşları da (pankreas kanalı ile birleşen ana safra kanalını tıkayarak) pankreas kanalında tıkanmaya neden olabiliyor. Pankreas kanalı  taşlarını erken saptamanın güç
olduğu belirtiliyor.

Teşhisi doğrulamak için radyolojik incelemeler, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, ERCP (endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi) ve MRCP (manyetik rezonans kolanjiopankreatografi) gibi görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Kesin oluş nedeni bilinmediği için tedavide amacın belirtilerin düzeltilmesi olduğuna dikkat çekiliyor. Cerrahi, endoskopik teknikler, lazer litotripsi, ekstrakorporeal şok dalgaları ile litotripsi (vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma) balon stentleme ve ilaç tedavileri çok etkili bulunuyor. 5 mm'nin üzerindeki pankreas taşlarının çıkarılması ise daha zor oluyor.

TÜKÜRÜK BEZİ TAŞLARI
Yanaklarda ve çene altlarında bulunan büyük tükürük bezlerinde de taşlar oluşabiliyor. Özellikle tükürük bezlerinde görülen taşlı hastalıkların, kişinin yaşamını ciddi şekilde etkilediği belirtiliyor. Bazen tükürük bezi
kanallarında taş oluşumunun nedeni bilinmiyor. Taşın boyutu kanalı tıkayacak kadar arttığı zaman tükürük bezi, salgısını ağız içerisine boşaltamıyor ve tükürük taşın gerisinde birikerek; enfeksiyon, yemek
sırasında ağrı, şişlik ve rahatsızlık hissine neden oluyor.

KBB Uzmanı Prof. Dr. Nesil Keleş, "Taş oluşumunun kesin nedeni bilinmemesine rağmen sıvı kaybına (dehidratasyon) bağlı tükürük salgısının koyulaşması veya az gıda alınmasına tükürük ihtiyacının ve salgısının az olması neden olabilir" diyor. Keleş'e göre antihistaminikler, diüretik tansiyon ilaçları ile bazı psikiyatri ilaçlarının  kullanımı da tükürük
salgısını azaltıyor.

ERKEKLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Tükürük bezlerinin kanal çapları genelde 2-3 milimetre  civarında oluyor. Eğer kanal taş  tarafından tamamen tıkanmamış ise özellikle yemek yerken yapılan çene hareketleri kanalın çapının ufalıp çene altında geçici ağrı ve şişlik oluşmasına neden oluyor. Taşın kanalı tamamen tıkaması halinde; ağrı, şişlik ve çene altında kızarıklık sürekli hale geliyor. Yanaktaki tükürük bezi taşlarında ise aynı şikayetler kulak altında görülüyor.

"10 tükürük bezi taşı vakasının 8'i çene altı bezlerinde meydana geliyor" diyen Prof. Dr. Nesil Keleş, çoğu tükürük taşının kalsiyumdan oluşmasına rağmen kan kalsiyum değerlerinde bir anormallik olmadığını söylüyor. Su kaybının fazla olduğu durumlarda kalsiyum ve fosfat çökerek taş oluşumuna neden oluyor. Bu sorun erkeklerde kadınlardan daha sık görülüyor. Ancak nedeniyle ilgili net bir bilgi bulunmuyor. Çocuklarda ortalama görülme yaşı 10 iken, erişkinlerde 44 olduğu belirtiliyor.

ÇENE ALTINDA AĞRILI ŞİŞLİĞE DİKKAT
Tükürük bezi taşı olan kişilerde belirti ve bulgular değişkenlik gösteriyor. Bezde ağrı ve şişme, yemek yemeden hemen önce başlıyor. Yemek öncesi uyarı tükürük salgısının oluşmasına neden oluyor. Bu hastalarda
tükürük salgılamasında problem olmasa da salgılanan sekresyon mekanik bir tıkanma ile ağız boşluğuna geçemiyor. İltihaplanma zamanla tükürük bezinde ısı artışına, bezde hassasiyete ve akıntıya neden olabiliyor. Dolayısıyla etkilenen tükürük bezine göre kulak önünde veya çene altında ağrılı şişlik ortaya çıkıyor.  Ağrı kesiciler ve spazm gidericilerin en kısa zamanda kullanılması gerekiyor. Bez bir kaç saat süre şiş kalıyor ve şişlik yavaş yavaş azalıyor. Bu şişme işleminin bir sonraki yemekte tekrar başladığı belirtiliyor.

TEKRARLAYAN İLTİHAPLAMALARA CERRAHİ ÇÖZÜM
Hastalık, cerrahi tedavi uygulanana dek iyileşme ve alevlenmeler ile seyrediyor. Tükürük bezi taşında uygulanan cerrahi dışı tedavi yöntemleri arasında bol su alımı, bası ve masaj uygulaması ile antibiyotik tedavisi yer alıyor. Bunun geçici bir çözüm olduğuna dikkat çekiliyor. Tekrarlayan iltihaplanmalarda ve taş varlığında cerrahi uygulanması gerekiyor.

Son zamanlarda popüler olan diğer bir tedavi metodunun ise taşın "Sialoendoskopi" adı verilen bir işlemle çıkartılması olduğu belirtiliyor. Bu yöntemde, endoskop aracılığıyla tükürük bezi kanalının dil altına açılan
ağzından girilip kanal boyunca ilerlenerek taşın bulunduğu yere ulaşılıyor ve çıkarma işlemi . Tükürük bezi taşları koruyucu yöntemlerle  de takip edilebiliyor. Ancak sık tekrarlayan tıkanma ve sonrasında gelişen
enfeksiyon ataklarının kişiyi rahatsız etmesi halinde ameliyat yapılabiliyor. kaynak:kibarlı








yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok