Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
İsmail TERZİ

Hakikat

İsmail TERZİ

8 Şubat 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Çalışmanın önemi


İnsanın çalıştığının karşılığını alması, Allah’ın evrendeki yasalarından birisidir. Kazanmak için, çalışmak gerekmektedir. Çünkü dünya ve ahret mutluluğunun yolu, çalışmaktan geçmektedir.
Çalışmak ve üretmek, insan olmanın gereğidir. İnsan çalışıp kazandıkça, işe yaradığını anlayıp mutlu olur. Böylece başarma duygusu gelişir ve zorluklara karşı dayanıklı olur. Kendine güveni artar ve olumsuzluklardan yılmayarak kendini daha da geliştirir.
“İnsan için çalıştığından başka bir şey yoktur ve onun çalışmasının sonucu, ileride görülecektir. Sonra da ona karşılığı tastamam verilecektir.” (Kuran, Necm, 53/39–41)
İnsan iyiyi seçip iyilik yaparsa, iyiliği kazanır. Kötüyü seçip kötülük yaparsa, kötüyü kazanır. Seçimlerinin ve eylemlerinin sorumluluğu da, yine kendisinindir.
Herkes sadece kendisi için kazandığı ödülü elde edecektir. “İnsan öldüğü zaman kendisi için dua eden iyi bir çocuk, kendisinden sonra sürecek bir sadaka ya da kendisinden yararlanılan bir ilim dışında çalışmaları kesilir.” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 13/7554) Bu üç şey, aslında onun çalışmasındandır. “Kişinin çocuğu, onun kazancındandır.” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 13/7554) İnsanların arasında yaydığı ve kendisinden sonra insanların ona uydukları ilim ise, yine onun çalışmasının ürünüdür. “Her kim kurtuluş yoluna çağırırsa, ona uyanların ödüllerinden bir şey eksilmeden uyanların ödülünün aynısı da ona verilir.” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 13/7554)
“Kim doğru ve yararlı iş yaparsa, kendi iyiliği için yapmış olur. Kim de kötülük işlerse, kendi zararına işlemiş olur.” (Kuran, Fussilet, 41/46) “Herkes kazancına göre karşılık görür.” (Kuran, Casiye, 45/22)
İnsan, evrendeki geçerli yasaları gözeterek çalışıp çabalamalı ve ondan sonra da Allah’a güvenmelidir. Çalışmayı bırakıp tembellik ederek, kendisinin yapması gereken işleri Allah’a ısmarlaması doğru değildir.
“Ben, erkek olsun kadın olsun içinizden çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım!” (Kuran, Ali İmran, 3/195) Rableri katında hiçbir çalışanın çalışması boşa çıkarılmayacaktır. Erkek ya da kadın her çalışanın çalışması ölçüsünde karşılığı ve ödülü verilecektir. (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 4/1521)
“Rabbin, senin ve birlikte bulunduklarından bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ya da üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer. Sizin bu vakitleri belirleyemeyeceğinizi bildiğinden, tevbenizi kabul etmiştir. Artık Kurandan kolayınıza geleni okuyunuz! Allah, içinizden hasta olanları, Allah’ın iyiliğinden rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları kuşkusuz bilir. Kurandan kolayınıza geleni okuyunuz, namazı kılınız, zekâtı veriniz, Allah’a güzel ödünç sununuz! Kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük kazanç olarak Allah katında bulursunuz! Allah’tan bağışlanma dileyiniz! Allah kesinlikle bağışlar ve merhamet eder.” (Kuran, Müzzemmil, 73/20)
Gece ibadetine kalkamayabilecekler arasında, Allah’ın iyiliğinden kazanmak ve ticaret için yeryüzünde gezinenler sayılmıştır. Bu çalışmanın önemini göstermeye yeter. (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 14/8173)
“İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı, serinletici ve içilmesi kolaydır. Diğerininki tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yersiniz ve takındığınız süsleri çıkarırsınız! Allah’ın bolluğunu aramanız ve şükretmeniz için, gemilerin onu yararak gittiğini görürsün!” (Kuran, Fatır, 35/12)
Yüce Allah, varlıkları çeşitli biçimlerde yaratma gücüne sahiptir. Denizleri de, insanın buyruğuna verdiği için Allah’a şükretmelidir! Çünkü denizlerin her türlü nimetinden yararlanarak zenginlik kazanılmaktadır. Aslında Allah, göklerde ve yerdeki her şeyi insanın buyruğuna boyun eğdirip armağan etmiştir. (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 12/6687)
“Size rahmetini tattırması, buyruğuyla gemileri yürütmesi, iyiliğinden rızk istemeniz ve şükretmeniz için rüzgârları müjdeciler olarak göndermesi Onun belgelerindendir.” (Kuran, Rum, 30/46)
“Bol nimetinden elde etmeniz için, Rabbiniz size denizde gemiler yüzdürür. Doğrusu, o size acır.” (Kuran, İsra, 17/66)
Yüce Allah, denizlerde gemileri kullarının buyruğuna verip yararlanmasını sağlamıştır. Gemilerin denizlerde kolayca yüzmeleri sonucu, bütün ülkeleri ve kıtaları dolaşarak ticaretle kazanç elde etmelerini sağlar. Bu durum, yüce Allah’ın kullarına olan rahmetinin gereğidir. (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 9/4795)
“Buyruğu gereğince orada gemilerin yüzmesi, iyilik edip verdiği rızkı aramanız ve (kendisine) şükretmeniz için denizi buyruğunuz altına veren Allah’tır.” (Kuran, Casiye, 45/12)
“Yeryüzünü size boyun eğdiren odur. Öyleyse yerin sırtlarında dolaşınız ve Allah’ın verdiği rızıktan yiyiniz! Sonunda dönüş onadır.” (Kuran, Mülk, 67/15)
Yeryüzünde bulunan bütün rızık, Allah’ın yaratığı olarak Onun varlıklarındandır. Yeryüzünün oluşumundaki elementlerden, bu elementlerin paylaşımındaki oranlara kadar her şey temelde rızıktır. Bu rızık, bitkilerin ve tüm canlıların bu elementlerden yararlanması için verilen gücü de kapsar. Yeryüzünün ana tasarımı ve oluşumuyla ilgili derin nedenlerin hepsi rızık kavramı kapsamındadır. Allah, insanlara yeryüzünün rızıklarından yeme iznini verirken yeryüzünü onların buyruğuna verip armağan ediyor. Rızık kaynaklarına kolayca ulaşmalarına izin veriyor. İnsanlara da, bu kaynaklara el uzatıp yararlanma gücünü veriyor. (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 14/8017–8018)
“Geceleyin uyumanız ve gündüzün de iyiliğinden rızk aramanız, Onun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, dinleyen toplum için dersler vardır.” (Kuran, Rum, 23)
“(Allah) rahmeti gereği, dinlenmeniz ve iyiliğini arayıp (kendisine) şükretmeniz için geceyi ve gündüzü var etmiştir.” (Kuran, Kasas, 28/73)
“Gece ve gündüzü iki işaret yaptık! Gecenin belirtisini karartıp gündüzün belirtisini aydınlık yaptık ki, Rabbinizin bolluğunu arayasınız ve yılların sayısını, hesaplamayı bilesiniz! Her şeyi açıkça anlatıyoruz.” (Kuran, İsra, 17/12)
“Sakın dünya yaşamı sizi aldatmasın, o çok aldatıcıdır. Şeytan da, Allah’ın azabını unutturup sadece bağışlamasına güvendirerek sizi isyana sürüklemesin!” (Kuran, Lokman, 31/33; Hadid, 57/14)
“Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Ey Allah Elçisinin halası Safiye! Allah katında kabul görecek işler yapmaya bakınız, bana güvenmeyiniz! Çünkü ben, Allah’ın azabından sizi kurtaramam!” (İbn Sad, Tabakat, 2/254; Sire, 4/303–304; Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 1/336, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996 )
“Kişi küçük çocuklarının rızkını sağlamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımı için çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak için çıkarsa, Allah yolundadır. Yok, eğer gösteriş ve başkalarına karşı övünmek için çalışmaya çıkarsa, şeytan yolundadır.” (Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 2/90, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996; Münavi, Feyzülkadir, 3/31, H. 2669)
“Kuşkusuz Allah size çalışmayı farz kılmıştır. O halde çalışınız!” (Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 1/472, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996; Münavi, Feyzülkadir, 2/250, H. 1768)
“Hiç ölmeyeceğini sanan biri gibi çalış, yarın öleceğini sanan biri gibi de önlemini al!” (Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 1/335, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996; Münavi, Feyzülkadir, 2/12, H. 1201)
İnsan hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılmalıdır ki, büyük işlerde başarılı olabilsin! Yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalışmalıdır ki, sonsuza kadar kalacağı evren için hazırlanmış ve böylece her iki dünya arasında denge kurulmuş olsun!
Bu ilke, dünya ve ahiret mutluluğunun temel taşıdır. Bu temel hem maddede hem manada yükselişini oluşturur. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışan insanın maddede geri kalması ve gelişmemesi söz konusu olamaz! Yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışan kimsenin de ibadet, ahlak ve erdem bakımından kesinlikle yolu açılır. Mükemmel bir Müslüman olma yolunda çaba gösterir. Günahlardan şiddetle kaçınır ve iyiliklere koşar. Kimsenin hak ve hukukunu çiğnemez, kalb kırmaz, karıncayı bile incitmez! O, sanki yeryüzünde dolaşan bir melektir.
“De ki; Çalışınız! Allah, Elçisi ve Müminler işlediklerinizi görecektir. Görüleni de görülmeyeni de bilene döndürüleceksiniz! O, size işlediğiniz her şeyi bildirecektir.” (Kuran, Tevbe, 9/105)
Buyruklarına karşı çıkanları, Allah tehdit etmektedir. Onların yaptıkları işler Allah’a, Elçisine ve Müminlere sunulacaktır. Bu durum, hem Kıyamet günü hem de dünyada gerçekleşir. “Salât ve Selam ona ve Ehlibeytine olsun Allah Elçisi buyurdu ki; Sizden biriniz, kapısı ve penceresi olmayan katı ve sert bir kayanın içinde bir iş yapmış olsa da yüce Allah onun yaptığını olduğu gibi insanlara gösterir.” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 7/3650) Dirilerin yaptıkları, Berzahtaki akrabalarına sunulur. “Salât ve Selam ona ve Ehlibeytine olsun Allah Elçisi buyurdu ki; Kesinlikle sizin yaptıklarınız akrabalarınıza kabirlerinde sunulur. Eğer işleriniz iyi ise sevinirler, yoksa derler ki; Ey Allahım! Senin kulluğunu işlemesini ona ilham et!” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 7/3650) “Kesinlikle sizin işleriniz, ölü olan yakınlarınıza sunulur. Eğer iyi ise sevinirler, değilse derler ki; Ey Allahım! Bizi kurtuluş yoluna kavuşturduğun gibi, onları da kurtuluş yoluna kavuşturmadıkça onları öldürme!” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 7/3650–3651) “Sonunun nasıl olacağını beklemeden birinin yaptığı işe hayran olmanız gerekmez! İş yapan kişi, ömrünün bir zamanında ya da zamanının bir parçasında güzel iş işler. Eğer o iş üzere ölürse, kesinlikle cennete girer. Sonra o kişi, değişip kötü iş işleyebilir. Bir kul da vardır ki, zamanının bir bölümünde kötü iş işler. Eğer o iş üzere ölürse, kesinlikle cehenneme girer. Sonra değişip de, güzel iş işler. Yüce Allah bir kulu için iyilik dilerse, ölümünden önce ona iyi işler işletir. Onu güzel iş işlemeye başarılı kılarak ona iyi iş işletir. Sonra da o iş üzere onun canını alır.” (İbn Kesir, Tefsir, Çev. Doç. Dr. B. KARLIĞA-Doç. Dr. B. ÇETİNER, 7/3651)
“Çalış, Allah’ın rahmetine güvenerek tembellik gösterme!” (Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 1/335, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996; Münavi, Feyzülkadir, 2/13, H. 1204)
Evrende, zerreden küreye kadar her varlık çalışmaktadır. Hayvanlar hiç bir yerde durmaz, köşe bucak dolaşır. Bitkiler bile, toprağa gömülmüş ve yoğun bir çalışma sergilerler. Atomlar da güneş sistemi de aynı çalışma içindedirler. Durum böyle olunca, evrenin en onurlu ve en üstün yaratığı olan insanın boş durması ve tembellik yapması yakışmaz! O da, çalışarak çok daha güzel şeyler üretmelidir.
İnsan, sırf dünya için yaratılmadığından tüm çabasını dünyaya yönlendirmesi doğru olmaz! Dünyada bulunuş amacı, kulluk olduğundan bu görevlerini en iyi biçimde yerine getirmelidir. Kulluk da, Allah’ın buyruklarını tutup yasaklarından kaçınmaktır. Gerçek yaşam yeri olan ahretin azığı, kulluktur. Öyleyse çalışmada ilk yapılacak iş, ahiret çalışması olan kulluktur. Mümin bu düşünce ve duygular içerisinde ne kadar çok çalışırsa, ahret yurdu da o kadar çok güzel olur.
“Allah, helal kazanç yolunda kulunu yorgun görmeyi sever!” (Suyuti, Camiussağir Tercümesi, 1/499, Yeni Asya Neşriyat Merkezi, İstanbul, 1996; Münavi, Feyzülkadir, 2/293, H. 1882)
“Biriniz ipini alarak dağa gidip odun toplayıp satarak hem kendi yemesi ve hem de sadaka vermesi, insanlara el açmasından çok daha iyidir.” (Buhari, Zekat, 50, 53; Büyu’, 15; Müsakat, 13; Tirmizi, Zekat, 38; Nesei, Zekat, 85, Ahmed, Müsned, 1/124, 2/243, 257)
“İnsanın kazandığı şeylerin en değerlisi, yetiştirdiği çocukları ve hilesiz olan alışverişidir.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 212; Ahmed, Müsned, 3/466)
“Geçimini sağlamak için çalışan, meslek ve sanat sahiplerini yüce Allah sever.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 212; Heysemi, Mecmauzzevaid, 10/200)
“Güvenilir ve doğru olan ticaretçi, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle haşir olunur.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 212; İbn Mace, Ticaret, 1; Tirmizi, Büyu’, 4; Darimi, Büyu’, 8)
“Sıddıklıkla nitelenen ticaretçi, kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde sıcaktan korunur.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 212; Acluni, Keşfülhafa, 1, H. 941)
“Ticaretçinin korkağı kazançtan yoksun, cesaretlisi bol rızk sahibi olur.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 213; Acluni, Keşfülhafa, 1, H. 942)
“Vatanına hizmet ve kendisine ticaret amacıyla başka ülkeden rızk getirenler, bol rızıklıdır. Yüksek ücretle satmak amacıyla rızıkları gizleyen karaborsacılar, lanetlidir.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 213; İbn Mace, Ticaret, 6)
“Helal lokma aramak ve onunla karnını doyurmak, cihad gibi sevap kazandırır.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 213; Acluni, Keşfülhafa, 2, H. 1929)
“Bir ağacın yenilen meyvesi, o ağacı diken için sadaka olur.” (Muhammed Esad ERBİLİ, Kenzülirfan, s. 213; Ahmet, Müsned, 3/362, 391)
“Allah’ın, sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle istemeyiniz! Erkeklere, çalıştıklarından bir pay vardır. Kadınlara da, çalıştıklarından bir pay vardır. Allah’tan, bolluğunu dileyiniz! Doğrusu, Allah her şeyi bilmektedir.” (Kuran, Nisa, 32)
“(Cuma günü) namaz bitince, hemen yeryüzüne dağılınız! Allah’ın nimetinden rızık isteyiniz! Allah’ı çok anınız ki, kurtulasınız!” (Kuran, Cuma, 62/10)
“Allah’ın sana verdiğinden (Onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste ama dünyadan da payını unutma! Allah sana armağan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et! Yeryüzünde bozgunculuğu isteme! Kuşkusuz Allah, bozguncuları sevmez!” (Kuran, Kasas, 28/77)
“Kim ahiret kazancı istiyorsa, onun kazancını artırırız! Kim de dünya kazancını istiyorsa, ona da dünyadan bir şeyler veririz ama onun ahirette bir payı olmaz!” (Kuran, Şura, 42/20)
“Kim de ahreti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çabayla çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabuldür.” (Kuran, İsra, 17/19)
“Onlardan bir kısmı da derler ki; Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahrette da iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir pay vardır. Kuşkusuz Allah’ın hesabı çok hızlıdır.” (Kuran, Bakara, 2/201–202)
“Hiçbir kimse yoktur ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın! (Ölüm) belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz! Kim de ahret kazancını isterse, ona da bundan veririz! Biz şükredenleri ödüllendireceğiz!” (Kuran, Ali İmran, 3/145)
“Derler ki; Birinci ölümümüz dışında, biz bir daha ölmeyecek ve bir daha azap görmeyecek değil miyiz? Kuşkusuz bu, büyük kurtuluştur. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın!” (Kuran, Saffat, 37/58–61)
“Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kurandan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz kesinlikle üstünüzde tanığız!” (Kuran, Yunus, 10/61)
“Hiç kimse kendi elinin emeğiyle kazandığından daha iyi bir lokma yememiştir.” (Buhari, Büyu’, 15) “Veren el, alan elden üstündür.” (Ahmet, Müsned, 2/243; Münziri, Terğib, 2/270)
İnsan, çalışıp kazanarak çok iyi bir duruma gelmelidir. Böylece hem rahat bir yaşam sürer hem de yoksul ve kimsesizlere yardım ederek onları sevindirir.
“Helal kazanç peşinde koşmak, insanın boynunun borcudur.” (Taberani, Mu’cemussağir, 1/29; Beyhaki, Şuabüliman, 6/420, H. 8741; Ebu Nuaym, Hilye, 7/126)
“Helal kazanç peşinde koşmak, cihaddır.” (Kuzai, Şihabülahbar, Çev. Prof Dr. Ali YARDIM, S. 46, İstanbul, 1999; Suyuti, Camiussağir, 2/548, H. 2578; Münavi, Feyzülkadir, 4/270, H. 5273)
“Başkalarının ayıbını bırakıp kendi ayıbıyla ilgilenen, helalinden kazandığı malı iyilik yolunda harcayan, ilim ve hikmet sahibiyle düşüp kalkan, alçak huylu ve günah eğilimli kimselerden uzak duranlara ne mutlu!” (Kuzai, Şihabülahbar, Çev. Prof Dr. Ali YARDIM, S. 126, İstanbul, 1999; Ebu Nuaym, Hilye, 3/202–203)
“İnsanın yediği en temiz şey, kazancıdır. Çocuğu da, insanın kazancıdandır.” (Kuzai, Şihabülahbar, Çev. Prof Dr. Ali YARDIM, S. 196, İstanbul, 1999; Ahmet, Müsned, 6/31; Buhari, Sahih, 3/9; Buhari, Tarihulkebir, 1/407, H. 1301; Tirmizi, Sünen, 3/639, H. 1358; Nesei, Sünen, 7/241; İbn Mace, Sünen, 2/769, H. 2290)
“Kim helal kazanç için yorgun ve bitkin olarak akşamlarsa, günahları bağışlanmış olarak akşamlamış olur.” (Suyuti, Camiussağir, 3/343, H. 3609; Münavi, Feyzülkadir, 6/91, H. 8546)
“En üstün çalışma, helal kazançtır.” (Suyuti, Camiussağir, 1/345, H. 716; Münavi, Feyzülkadir, 2/26, H. 1238)
“En temiz ve en üstün kazanç, kişinin el emeği ve her türlü dürüst alış verişten kazandığıdır.” (Suyuti, Camiussağir, 1/313, H. 647; Münavi, Feyzülkadir, 1/547, H. 1122; Ahmet, Müsned, 2/334, 357)
“Allah, helal kazanç yolunda kulunu yorgun görmeyi sever.” (Suyuti, Camiussağir, 1/499, H. 1077; Münavi, Feyzülkadir, 2/293, H. 1882)
“Doğru söz, emaneti korumak, güzel ahlak ve helal yemek sende olduktan sonra dünyadan elde etmediğin şeyler nedeniyle üzülme!” (Suyuti, Camiussağir, 1/263, H. 515; Münavi, Feyzülkadir, 1/461, H. 912; Ahmet, Müsned, 2/177)
“Helalin ne olduğunu öğrenip onu kazanmaya çalışmak, her Müslüman’a gerekli bir görevdir.” (Suyuti, Camiussağir, 2/548, H. 2577; Münavi, Feyzülkadir, 4/270, H. 5272)
“Dinde ödünsüzlük, yumuşaklıkta önlemlilik, imanda kesinliğe ulaşmak, ilimde aç gözlülük, yürekte şefkat, âlim olmakla birlikte yumuşak huylu olmak, yoksullukta sabır, aç gözlülükten sakınmak, helal kazanç, doğruluk üzere iyilik, doğru yolda çaba, nefsin isteklerini dizginlemek, bitkin düşene acımak olgun müminin özelliklerinden bir kaçıdır.” (Suyuti, Camiussağir, 2/44, H. 1375; Münavi, Feyzülkadir, 2/529, H. 2471)
“Her hangi bir kişi helalinden kazanarak ondan yiyip giyinir ve kendisinden daha muhtaç Allah kullarına yedirip giydirirse, bu kendisi için bereket ve temizlik olur.” (Suyuti, Camiussağir, 2/151, H. 1603; Münavi, Feyzülkadir, 3/140, H. 2950)
“Allah, helal kazanıp tutumlu harcayan ve artanı da yoksulluk ve ihtiyaç günü olan kıyamet için önünden gönderene merhamet etsin!” (Suyuti, Camiussağir, 2/430, H. 2256; Münavi, Feyzülkadir, 4/23, H. 4422)
“Başınıza öyle bir zaman gelecek ki helal paradan, cana yakın bir din kardeşinden ve uygulanan bir sünnetten daha değerli hiçbir şey olmayacaktır.” (Suyuti, Camiussağir, 2/472, H. 2373; Münavi, Feyzülkadir, 4/117, H. 4734)
“Temiz ve helal yiyecek, dini ve rızkı arttırır.” (Suyuti, Camiussağir, 2/549, H. 2583; Münavi, Feyzülkadir, 4/273, H. 5283)
“Kim haram para kazanıp da o parayla köle özgürleştirse ve yakınlarına yardım etse, bu onun için günah olur.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/309, H. 4526; Heysemi, Mecmauzzevaid, 10/293)
“Kim paranın çalıntı olduğunu bilerek yerse, çalınma günahına ortak olmuş olur.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/309, H. 4527)
“Haramla beslenmiş beden, cennete giremez!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/309, H. 4528; Heysemi, Mecmauzzevaid, 10/293)
“Haramdan beslenip gelişmiş olan et, cennete giremez! Çünkü ateş ona daha layıktır.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/309, H. 4529; Heysemi, Mecmauzzevaid, 10/293)
“Helal bellidir, haram da bellidir. Aralarında insanların birçoğunun bilmediği kuşkulu şeyler vardır. Kim kuşkulu şeylerden sakınırsa, hem dinini hem de namusunu temize çıkarmış olur. Kim kuşkulu şeylere düşerse, tıpkı hayvanları her an koruluğa düşebilecek durumda sürüsünü koruluğun çevresinde otlatan çoban gibi harama düşmüş olur. Dikkat ediniz, her yöneticinin bir koruluğu vardır. Dikkat ediniz, Allah’ın koruluğu da haramlardır. Dikkat ediniz, bedende bir et parçası vardır. O iyi olursa, bedenin tümü iyi olur. O bozuk olursa, bedenin tümü bozuk olur. Dikkat ediniz, o da kalptir.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/309, H. 4530; Buhari, İman, 39, 1/19; Büyu’, 2, ¾; Müslim, Müsakat, 107; Ebu Davut, H. 3329–3330; Tirmizi, H. 1205; Nesei, Büyu’, 2, 7/241; İbn Mace, H. 3984)
“Hiç kimse, kendi iki elinin emeğinden oluşan kazançtan daha güzel ve daha helal bir yiyecek yiyemez! Allah’ın peygamberi Davut iki elinin emeğinden kazandıklarını yerdi!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/310, H. 4533; Buhari, Büyu’, 15/1, 3/8)
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişinin aldığı helalden midir yoksa haramdan mıdır aldırmayacaktır. İşte o zaman, onların duaları kabul olmayacaktır.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/310, H. 4534–4535; Buhari, Büyu’, 7, 3/11; Nesei, Büyu’, 2/2, 7/243)
“Ey insanlar! Allah temizdir, sadece temiz olanı kabul eder. Allah, müminlere ve peygamberlere emrettiğini emretti ve buyurdu ki; ‘Ey Peygamber! Temiz şeylerden yiyiniz! Güzel işler işleyiniz! Doğrusu ben yaptığınızı bilirim!’ (Kuran, Müminun, 51) Yine buyurdu ki; ‘Ey inananlar! Size rızık verdiklerimizin temizlerinden yiyiniz!’ (Kuran, Bakara, 172) Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş bir kimse ellerini kaldırmış ‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ diye dua ediyor. Onun duası nasıl kabul olunur ki?” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/310, H. 4536; Müslim, Zekât, 65; Tirmizi, H. 2989)
“En helal ve güzel yediğiniz şey, kendi kazancınızdır. Çocuklarınız da, kendi kazançlarınızdır. Kişinin çocuğu, kendi kazancındandır. Hem de en iyi kazancındandır. Onun için onların mallarından afiyetle yiyiniz!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/311, H. 4537–4538; Ebu Davut, H. 3528–3529; Tirmizi, H. 1358; Nesei, Büyu’, 1, 7/249; İbn Mace, H. 2137, 2290)
“Kişinin elinin emeğiyle elde edilen kazanç ve bir de hilesiz yapılan her güzel alış verişten elde edilen kazanç daha helal ve hoştur.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/314, H. 4569; Ahmet, Müsned, 4/141; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/60)
“Allah sanat (meslek) sahibi mümini sever.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/314, H. 4570; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/62)
“Kim el işinde yorulursa, bağışlanmış olarak akşama kavuşur.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/315, H. 4572; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/63)
“Hz. Zekeriya, bir marangozdu!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/315, H. 4573; Müslim, Fadail, 169)
“Salih kişi için, salih (helal) mal ne güzeldir!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/315, H. 4574; Ahmet, Müsned, 4/197, 202)
“Her hangi bir Müslüman, bir ağaç diker ya da bir ekin eker de ondan kuş, insan ya da hayvan yerse, kesinlikle karşılığında bir sadaka sevabı alır.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/315, H. 4579; Buhari, Hars ve Müzara, 1, 3/66; Müslim, Müsakat, 12; Tirmizi, H. 1382)
“Biriniz elinde (dikmek üzere) bir hurma fidanı bulunurken kıyamet kopmaya başlarsa, onu hemen diksin!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/314, H. 4571; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/63)
“Geçim için yapılan tüm harcamalar, Allah yolunda yapılmış harcamalardır.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/316, H. 4584; Tirmizi, H. 2482)
“Rızk, ecelinin kulu aradığından daha çok arar.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/317, H. 4593; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/72)
“Allah ondan hoşnut olsun, Mesut oğlu Abdullah dedi ki; Kulun rızkı gelir. Eğer insan ve cinler bir araya gelip de onun rızkına engel olmaya çalışsalar güçleri yetmez!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/317, H. 4592; Heysemi, Mecmauzzevaid, 4/72)
“Allah birinize bir yönden rızk verdiği zaman, durumu bozuluncaya ya da işi iyi gitmeyinceye kadar onu bırakmasın!” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/317, H. 4594; İbn Mace, H. 2148)
“Güvenilir ve doğruluktan ayrılmayan ticaretçi peygamberler, sıdıklar ve şehitlerle birlikte olacaktır.” (Rudani, Cem’ulfevaid, 2/318, H. 4595; Tirmizi, H. 1209)
Çalışmak ve üretmek, insanın kişiliğinin gelişmesini sağlar. “Salât ve Selam ona ve ehlibeytine olsun, Allah Elçisi buyurdu ki; Allahım! Sıkıntı ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, korkaklık ve pintilikten sana sığınırım!” (Ali Nasif, Taç, 5/113)
İnsan, çalışıp üreterek hem kendi ihtiyaçlarını karşılar hem de toplumdaki iş bölümüne katkıda bulunur.
Çalışma ve üretmede, zamanı etkin kullanma ve işleri planlamanın önemi büyüktür. “İki günü birbirine eşit olan zarardadır.” (Deylemi, 3/6)
Uygarlık alanındaki her türlü gelişme, çalışmanın bir sonucudur. Bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan üretimler ve buluşlar, insan yaşamını bu denli kolaylaştırdı!
“Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah da o toplumun durumunu değiştirmez!” (Kuran, Rad, 13/11)
Bilgisizliğin, yoksulluğun ve her yönüyle geri kalmışlığın üstesinden sadece çalışmak ve üretmekle gelinebilir. Çünkü çalışan insan, bu sayede kendi ülkesinin ekonomik, teknolojik ve bilimsel açıdan kalkınmasına katkıda bulunur.











yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok








Mortakı