Piyasalar

20 Kasım 2017, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

ABD'Lİ GAZETECİDEN SONDALGA'YA ŞOK AÇIKLAMALAR!

1 Kasım 2010 18:26 tsi
ABD'Lİ GAZETECİDEN SONDALGA'YA ŞOK AÇIKLAMALAR! Andre Vltchek, Çek doğumlu Amerikalı yazar. Savaş muhabiri olarak Der Spiegel, Asahi Shimbun, The Guardian ve bir çok uluslararası yayınlarad yazmaya devam ediyor. Bir çok belgesel film çekti. Türkiye'de Bilim-gönül yayınlarından Batı terörü ve propagand

Andre Vltchek, Çek doğumlu Amerikalı yazar. Savaş muhabiri olarak Der Spiegel, Asahi Shimbun, The Guardian ve bir çok uluslararası yayınlara yazmaya devam ediyor. Bir çok belgesel film çekti. Türkiye'de Bilim-gönül yayınlarından Batı terörü ve propagandası,  Pasifik Adalarındaki vahşi batı sömürgeciliği isimli kitapları çıktı.

Yazarımız Muharrem Bayraktar, Andre Vlchek'le ilginç bir söyleşi yaptı.

Vlchek, Batının vahşi yüzünü, katliamlarını, soykırımcı yüzünü anlattı. Osmanlı imparatorluğu ile ilgili ilginç görüşler aktardı.

İşte o söyleşi:

Muharrem Bayraktar:  Sayın Vltchek, ABD’nin muhalif yazarlarından biri olarak tanınıyorsunuz. ABD’de muhalif olmak nasıl bir şey?

 

Andre:Muhalif bir yazar batının  dünyayı kontrol etmesinde ahlaki bir taraf olduğu fikrini reddeder. Medyayı takip ettiğinizde ve televizyonları izlediğinizde ABD ve AB’nin garip bir nedenle dünyanın geri kalanına kendisinin doğru olduğuna inandığı şeyi ve ne yapması gerektiğini dayattığını görürsünüz. Muhalif bir yazar “bir dakika duralım ve tamamen farklı bir açıdan bu olaya bakalım” der. İki bin yıldan fazla bir süreden beri batının kendi egemenliğini kabul ettirmeye çalıştığını görürsünüz. Orta ve Güney Amerika’dan başlamak üzere tüm bir medeniyetler yok edildi. Dünyanın en büyük medeniyetlerinden ve ülkelerinden bir olan Çin, Avrupalı güçler tarafında parçalandı ya da korkutuldu. Orta Doğu haçlı seferlerinden ötürü acı çekti. Asya ve Okyanusya’nın büyük bir bölümü doğrudan sömürgeleştirildi. Afrika’dan ise hiç bahsetmeyelim çünkü orada yaptıklarımız öylesine alçaltıcı şeylerdi ki insan ticareti yapacak kadar iler gittik. Muhalif bir yazar bunları yapmaya hakkımız var mı diye soran kişidir. Ve dünya da bizi dinlemeli mi?

 

 Dünyanın her yerinde yaşadım. 6 yıl Latin Amerikada yaşadım. Asyada yaşadım. Aslında Asya benim evlat edindiğim bir kıta. Oradan başka bir yerde yaşamayı düşünmüyorum. Benim evim orası.

 

Muharrem Bayraktar:  Daha ziyade Doğu coğrafyasında yaşıyorsunuz? Neden?

 

Andre: Daha nazik bir kıta, daha fazla tarih var orada. Çin’e karşı yapılan tüm propagandalara rağmen Çine baktığımızda, hiç kimseyi sömürgeleştirmemiş 1.4 milyar insandan bahsediyoruz. Asya’daki en ters şey Japonya’nın çılgınlığıydı. Ama Japonya’nın bile çılgınlığı sadece 100 yıl sürdü. İngiltere, İspanya ve İngiltere’nin çılgınlığına baktığımızda ise onların sömürgeleştirme çılgınlığının 500 yıldan fazla bir süreden beri devam ettiğini görürsünüz.

 

Muharrem Bayraktar: Batının dünyanın değişik bölgelerinde yaptığı katliamları neye bağlıyorsunuz?

 

Andre: Bir çok teori var. Bunlardan bir tanesi de Avrupa’nın oldukça saldırgan olan kültürü ki bu onun coğrafi konumundan kaynaklanıyordu. Onun kültüründen kaynaklanan bir şey bu. Bir teori de büyük psikoanalizci Gustav Jung’un teorisi. İkinci Dünya savaşından sonra birçok yazı yazdı ve Batının bu kontrol etme arzusunu patolojik, klinik bir vaka olarak yorumladı.

 

 

Muharrem Bayraktar: Batının  sömürgecilik tarihinde uyguladığı yöntemler bugün değişti mi?

 

Andre: Evet. Elbette. Yöntemler değişti tabi. Buraya Afrikadan geldim. İki hafta 3.500 kilometre araba kullanarak Kenya, Ruanda, Uganda ve Kongo’yu geçtim. Kongo’daki Ruanda soykırımı hakkında bir belgesel hazırlıyorum. Raunda ve Uganda orduları Batı ve Batılı şirketler adına talan ediyor. Ve  Birleşmiş Milletler, Ruanda ve Uganda soykırımı hakkında 1 Ekimde bir rapor hazırlayana kadar kimse bilmiyordu bunu.  Birleşmiş Milletler genel sekreteri Ban Ki Moon uçağa atladı ve Ruanda’nın başkenti Kigaleye uçtu ve Ruanda’nın başkanı Paul Kagame’den Somali’deki Barış Gücü’nden çekilmemesi için yalvardı. Soykırımla suçlanan bir ordu ve onun başkanına Somali’deki Barış gücü operasyonundan çekilmemesi için ricada bulunuluyor. Bu çok ters bir şey. İşte tüm bu tarihe baktığınızda. İşte yine Kongo örneği var. 20.Yüzyılın başlarında Belçika tarafından sömürgeleştirilmişti. Belçika Kralı II.Leopold’un hükümranlığı sırasında 7 milyon kişi öldürüldü. Ve sadece öldürülmekle kalmadılar. Avrupalılar için çalışmayı reddettiklerinde iki elleri birden kesildi. Avrupalılar için çalışmayı reddettiklerinde tüm bir köyler yakıldı. İnsanlar canlı canlı yakıldı.  Sorunuza cevap olarak bir ülke var ki 100 yıl içinde 12 milyon insanını kaybetti. 7 milyon kişiyi 20.yüzyılın başlarında ve 5 milyon kişiyi de şimdi kaybetti.

 

Muharrem Bayraktar: Çok sarsıcı iddialarda bulunuyorsunuz.

 

Andre: Böylesi bir ortamda çalışmak oldukça sarsıcı. Ancak daha da sarsıcı olan şey bu durumdan sorumlu olan ülkelerin yani ABD ve AB’dede insanların bu hikayeleri dinlemeye çok az ilgisinin olması.

 

Muharrem Bayraktar: Batı toplumu bu tarihi kimliğinden rahatsız mı?

 

Andre: Batı toplumu tarihteki konumlarından pek bir rahatsızlık duymuyorlar. Bazı muhalif yazarların yaptığı şey şu ki bu yazarlara Naom Chomsky, Michael Albert, Michael Parenti, John Pilger da dahil. Onlar Batının dünyanın geri kalanına yaptığı müdahalenin sadece şimdisini değil geçmişini de sorguluyorlar. Çünkü geçmişi irdelediğinizde şu ana dair de birçok yanıt bulursunuz.

 

Muharrem Bayraktar: Ruanda’daki soykırımdan bahsettiniz. Bu konuda elinizde somut kanıtlar var mı?

 

Andre: Sadece benim değil bazı araştırmacı gazetecilerin ve Birleşmiş Milletlerin kendi soykırım teftişçilerinin de sağlam delilleri var.  Bence Kongo ile ilgili en iyi uzmanlardan biri eski bir Birleşmiş Milletler soykırım teftişçisi Kid Hemın Snow. Bu kişi Kongo’daki durumla ilgi çok iyi deliller sundu. Ama 1 Ekim tarihli BM raporu da bunu zaten açıkça gösteriyor. Rapor Ruanda ve Uganda’nın soykırımda bulundukları  açıkça gösteriyor. Mantıklı bir şekilde baktığınızda Paul Kagame’nin yönetimindeki Ruanda’nın batı uydusu bir devlet olduğu açıktır. Paul Kagame’nin özel danışmanı eski İngiltere başbakanı Tony Blair’dır. Başkent Kigale’deki yatırımcılardan bir Microsofttur. Ve Bill Gates bu dünyanın en fakir ülkesinde büyük bir imparatorluk kuruyor. Şimdi düşünün Ruanda da nüfusun %5’i elektrik kullanabiliyor. Ve Microsoft ise burada bir operasyon kuruyor. Bu çok saçma.

 

Muharrem Bayraktar: Sömürgecilik ve soykırım bağlamında  ABD ve Avrupa arasında ne gibi bir fark var?

Andre: Ben ABD ve AB arasında bir fark görmüyorum. Aksine Naom Chomsky’nin dediği gibi ABD AB’nin sömürgecilik ağacının yalnızca bir dalıdır, uzantısıdır. ABD yeni bir şey yapmıyor. Şu an sadece daha edepsiz ve saldırgan. Sadece şekil değişti. Özü ise Avrupa’dan geliyor.

 

Muharrem Bayraktar: Irak işgali konusunda ne düşünüyorsunuz? ABD, Irak’a demokrasi götürmek için girdiğini iddia etti? Sizce Irak’a demokrasi girdi mi?

 

Andre: Bu başından beri demokrasi getirmek için yapılmış bir şey değildi ki zaten. Ama şimdi Irak’ın geçmişine bakalım. Bu Irak’ın ikinci kere işgali. Birinci işgalde ABD ordusu kar etti. Bütün işgalin giderleri Almanya ve Japonya tarafından karşılandı. Tabi ikinci işgal farklı bir şeydi. …Klanerın, Cheney ve diğerleri ülkeyi kontrol edip yok etmek istedi.   İran savaşında onların namına 1 milyon İranlıyı öldüren eski müttefikleri olan Saddam Hüseyin  bir anda onların izni olmadan kendi başına hareket etmeye kalkıştı. Ve buna ek olarak bir ulusalcı olarak hareket ediyordu.  Ve Orta Doğu’daki en zengin, refah devletini yaratmaya kalkıştı. Ve bu nedenle de bizim mantığımıza göre cezalandırılması gerekiyordu.

 

Andre: Biz bir kere BAAS partisini destekleyerek demokratik bir devletin yaratılmasına yardımcı olmadık. Saddam Hüseyin’i BAAS Partisindeki tüm sol unsurları yok etmek için destekledik. Bu hiçbir zaman bir demokrasi olayı değildi. Ve şimdi olanlar da bir demokrasi olayı değil. Bu bir petrol olayı ve ülkenin kontrol edilmesi olayı ve kimsenin kendi ulusal devletini yaratmasına izin vermeme olayı. Ve Afganistan. Benim Afganistan’da benden çok daha yaşlı olan çalışma arkadaşlarım da hala aynı şeyi söylüyor. Afganistan’ın herkese fırsat eşitliği sağlayacak bir devlet yaratma şansına sahip olduğu tek zaman Sovyet yanlısı hükümet dönemindeydi. Kadınlar eğitim alabiliyordu, sosyal hizmetler sağlanıyordu. Daha sonra Sovyetler Birliğini yok etmeye karar verdiler. Ve Rusların müdahele etmesini gerektirecek bir durum yaratıldı. Daha sonra Batı sistemine karşı savaşacak olan Mücahiddini destekledik. Pakistan müdahil oldu ki bu Pakistan nükleer silahlara sahip olduğu için “başarısız” olarak etiketlendi. Ve Afganistan’ı bombalayarak altını üstüne getirdik.  Tüm bu olanlarda mantıklı bir tutarlılık yok. Eğer burada istenen şey demokrasinin geliştirilmesi ise bunda hiçbir mantık yok.

 

Muharrem Bayraktar: ABD’nin insanlık dışı uygulamalarına kitaplarınızda çok geniş örmekler vermişsiniz.

 

Andre: Çok örnek var.   (United Fruit) şirketi namına tüm bir Orta Amerika’nın ırzına geçtik. Orta Amerikada bir hükümeti beğenmediğimizde, bir hükümet kendi vatandaşları için iyi bir şeyler yapmaya başladığında, örneğin hastane, okul, fakirlere yardım gibi şeyler yaptığında, askeri darbeleri destekledik. Honduras, Guatemala, Nikaragua’daki askeri darbeler bu ülkeleri yok etti. Bizim namımıza kadınlara tecavüz edildi, insanlar işkence gördü. İşte tüm bunlar muz ile başladı. Aslında şaka yapıyorum. Aslında çok daha önce başladı.  Her yerde. Örneğin Endonezya’da Spays Adasına bakın.  (East İndies) Şirketinin işgali. Küçücük Hollanda, dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesinin ırzına geçerek zengin oldu.  Heryerde bu tür olaylar var. Kongoyu örnek verelim. II.Leoplod’un barbarlıkları örneğin artık gizlisi saklısı olmayan bir örnek.

 

Muharrem Bayraktar: Biraz da maden bölgeleriyle ilgili uygulamalardan bahsedebilir miyiz?

 

 Batı Terörü kitabımın İngilizcedeki özgün adı Potosiden Bağdat’a. Çünkü Boliavya’daki küçük bir şehir olan Potosi batı sömürgeciliğinin sembolüydü. Çünkü Potosi 500 yıl önce bir dönem buradaki gümüş madenlerinden ötürü dünyanın en zengin şehriydi ancak sömürgeci kültürde her zaman olduğu gibi sadece ufak bir azınlık için dünyanın en zengin şehriydi. Şehrin büyük çoğunluğu köleleştirilmişti ve son derece fakirdi. Şu an cereyan eden Latin Amerika devrimleri  için Potosi simgesi hala canlıdır. Latin Amerikanın en ilerici yazarlarından arkadaşım Eduardo Galleano  Latin Amerikanın Kesik Damaları adlı bir kitap yazdı. Avrupanın sömürgeciliğini Latin Amerika’nın damarlarının kesilmesine benzetti.

 

Muharrem Bayraktar: Bu yapılanlara ne ad verilebilir?

 

Andre:  Aslında sömürgecilik değil de yeni-sömürgecilik diyebiliriz. Örneğin Dünya Ticaret Örgütü gibi sömürgeci bir güç olarak hareket eden örgütler var. Artık Türkiye ABD tarafından sömürgeleştiriliyor diyemezsiniz. Artık genellikle ABD ve AB imparatorluklarının adına hareket eden ve oralarda kayıtlı olan bir şirketler grubu tarafından sömürgeleştiriliyor diyebilirisiniz. Ve Dünya Ticaret Örgütü seçilmiş bir örgüt değil. Demokratik değil. Dünya Ticaret Örgütünü seçemezsiniz. Ama seçilmiş hükümetlerden çok daha güçlüler. Örneğin şu an Çin’e olanlara bakalım. Komünist ve başarılı bir komünist devlet olan Çin alternatif enerji üretmek için oldukça fazla yatırım yapıyor. Elektrik üretimi, güneş panelleri, rüzgâr enerjisi gibi şeyleri sübvanse ediyor. Ama DTÖ hayır bu olmaz diyor. Ve ABD  Çin hükümetinin alternatif enerjileri sübvanse etmemesi gerektiğini söyleyerek DTÖ’nün hakemliğine başvuracağını söylüyor. Görüyorsunuz ya iyi bir projeye bile serbest pazar, serbest piyasa ya da serbest girişimcilik adı altında saldırılıyor. Peki tüm bu olanlar dünyayı nereye götürüyor? Sonunda gayri demokratik bir şekilde büyük şirketler tarafından serbest piyasa ve girişimcilik adı altında yönetileceğimiz  bir yere doğru gidiyoruz. Sonunda söyleyebileceğimiz hiçbir şey kalmayacak. Gidip hiçbir iktidarı olmayan hükümetlere oy vereceğiz. Ya da benim ülkem ABD’deki gibi hükümetin iş çevrelerine hizmet ettiği kişilere gidip oy vereceğiz.

 

Muharrem Bayraktar: Türkiye’de yayınlanan kitaplarınızda ABD ve Batı’yı “teröre bulaşmakla” suçluyorsunuz? Çok ağır bir suçlama değil mi bu?

 

Andre: Hayır. Çünkü terörün çok kesin tanımları vardır. Örneğin çocuklara ebeveynlerinin gözleri önünde tecavüz etmek terördür. Orta Amerika ve Karayipler’de biz bu tür örgütlerini  destekliyoruz. Milyonlarca insanı Napalm gazı ile bombalamak terördür. Endonezya’da darbe yaparak 2-3 milyon masum insanı öldüren Suharto gibi bir diktatörü sırf Sukarno hükümetini sevmediğimiz için desteklemek terördür. Okyanusya kitabımda anlattığım gibi küçücük Bikini adasını insanların tepkilerini test etmek için nükleer bombalarla bombalamak terördür. Ve bunu gibi çok örnek var. Bu bir kalıp. Bu on yıllardır ve yüzyıllardır devam eden bir davranış kalıbı. Ve ben Churchil’in Orta Doğuda yaptıklarına değinmeyeceğim bile. Siz Orta Doğuya benden daha yakın olduğunuz için daha iyi biliyorsunuz. O nedenle ben size daha uzaklardan örnekler veriyorum. Siz benim yerime buralarda olanları söyleyebilirsiniz.  

 

Andre: Şimdi bir örnek vereyim. Avrupa Sömürgeciliği ile Avrupanın Osmanlı İmparatorluğu dönemini  karşılaştıralım. Şimdi Bulgaristan veya Yugoslavya’ya, ya da daha önceden Yugoslavya olan bölgeye gittiğinizde, Bulgaristan veya Sırbistan’daki UNESCO dünya miraslarını ziyaret ettiğinizde orada bir sürü manastır görürsünüz, kilise görürsünüz, örneğin çok ünlü Rinski manastırı. Ayrıca Bulgaristan’da ve eski Yugoslavya’da insanların kendi dillerini konuştuğunuz görürsünüz. Osmanlı İmparatorluğunu Balkanlarda dilleri ya da kültürleri yok etmek gibi bir niyeti yoktu. Osmanlı İmparatorluğu iyi ya da kötü ne yapmış olursa olsun, kimlikleri, kültürleri, dilleri parçalamadı. Öte yandan Güney Amerika’ya bakalım. İspanyollar, Peru, Bolivya, Ekvador’a geldiğinde ki tabi o zamanlar Peru, Bolivya, Ekvador henüz yoktu. Dünyanın en ihtişamlı tapınaklarından bazılarını yok ettiler. Ve bu tapınakların taşlarını kendi katedrallerini inşa etmek için kullandılar. Bu insanların dillerini ve kültürlerini yok ettiler. Onları İspanyolca konuşmaya zorladılar. Tam bir yıkımdı. Şimdi bile Peru’da eski İnkaların dilleri olan Keçuva ya da Aymara konuşmak aşağılık bir şey olarak görülür. Bu dilleri konuştuğunuzda bazı klüplere alınmazsınız. İşte size çok güzel bir örnek. Avrupadaki eğitim kitapların baktığınızda, en azından Balkanlardakilere baktığınızda, sanki Osmanlı İmparatorluğu yaşanan en kötü şeymiş zannedersiniz. Ama aslında bizim Orta ve güney Amerika’da neden olduğumuz kültürel yıkımın yanında bile geçmez Osmanlı İmparatorluğu.

 

Muharrem Bayraktar: ABD toplumu bütün bu yapılanların farkında mı?

 

Andre: Öncelikle size biraz çelişkili gelebilir ama şu an olanlara karşı en büyük muhalefet Amerika Birleşik Devletlerinden geliyor. Kendimi daha anlaşılır kılmak için şunu söyleyeyim. Kendimi ABD’de Avrupa’dan daha rahat hissediyorum. ABD’de şu anki sistemi değiştirecek daha fazla aktivistlik ve entelektüel güç  mevcut. Akademi ve büyük felsefi şeylere kadar gitmeseniz dahi. Maykıl Mur (Michael Moore) ya da Olivır Sıton (Oliver Stone) gibi büyük film yapımcılarına bakın. Ama sisteme benim ABD’deki arkadaşlarım kadar şiddetli saldırmayı göze alan bir film yapımcısı Avrupa da yok.  

 

Muharrem Bayraktar: Bu muhalif tavrınızdan dolayı zorluklarla karşılaşıyor musunuz?

 

Andre:

Hayır. Aslında Evet. Örneğin bu yıl Kongoda beş saat sorguya çekildim. Ama Avrupa ve ABD’de insanlar korkmuş durumdalar. Aslında ben onların çoğunun tembel olduğunu düşünüyorum. Dışarı çıkıp bu adaletsiz sisteme karşı mücadele etmek istemiyorlar. Çok zor, bize izin vermezler demek çok daha kolay. Özellikle Avrupa’da oturup televizyonun karşısında bağırmak çok daha kolay çünkü televizyon size karşılık vermez. Ve tabi çok daha rahat, herhangi bir şeyi tehlikeye atmıyorsunuz. Ama elbette benim gibi insanlar bir şekilde cezalandırılıyorlar. Bir süre sonra yaygın basın yayında, gazete ve dergilerde yayınlanmak çok zor hale geliyor. Ama eğer başarılı iseniz, iyi kitaplar yazıyor iyi filmler yapıyorsanız yine de size geliyorlar. Yani korkmuyorum. Chomsky korkmuyor, Parenti korkmuyor, birçok insan korkmuyor.

 

Muharrem Bayraktar: AB’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Andre: Öncelikle Avrupa Birliği kendine hizmet eden bir örgüt. Ben Latin Amerika’daki gibi bir enternasyonalistim. Avrupalılar greve gittiğinde kendi çıkarları için mi yoksa dünyanın yararına mı greve gidiyorlar? Çok sıklıkla ben sol görüşten olmama rağmen  onların taleplerini desteklemem. Çiftçiler Avrupada milyarlarca dolarlık sübvansyon aldıklarında Afrikada milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Çünkü Avrupada sübvanse edilen gıda fakir  ülkelerdeki tarımsal üretimi mahveder. Öyleyse Avrupa Birliğinde sormamız gereken soru şu: Kimin namına sosyal fayda yaratıyorlar? Tüm gezegenin namına mı yoksa sadece kendileri için mi? Ve bu imtiyazların bedelini kim ödüyor? Eğer bedelini kendileri ödüyorsa o zaman AB’yi destekliyorum. Sosyal menfaatler için yüz milyonlarca insan aç kalmak zorunda kalıyorsa o zaman AB’ye karşıyım.

 

Muharrem  Bayraktar :Bu güzel açıklamalarınız için çok teşekkür ediyorum.

 

Andre: Ben  teşekkür ederim. Benim için bir zevkti.

 

 

sondalga.com




Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11069 µs