Piyasalar

18 Ekim 2017, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Mustafa ASLAN


Mustafa ASLAN
15 Temmuz 2016

Süvari söylenmeleri



Issız yerlerden yalnız geçen yolcular, kendi kendilerine söyledikleri türkülerini yol arkadaşı ederler.
Bugün ben de yol arkadaşım ettiğim türkülerimi paylaşmaya gayret edeceğim.
İzninizle bugün biraz kendimden bahsedip, kendimi sorgulayıp yargılayacağım; uğraşıp beceremeyenler boşa zahmet etmesinler diye!
Allah’a sığınmış, İlâhi adalete teslim olmuş birisi olarak hiç bir beşerî makamın yargı ve sorgusunu kale almadım, almıyorum!
Ne kadar doğru yaptığımı bilemem ama kesinlikle yanlış yapmadığıma yemin edebilirim.
Bugün “MEYDAN”ımın alacağı kadar, fısıltı dedi-koducularının, karşıdan karşıya bağırarak fısılda(!)dıkları ithamları, yargılayıp sorgulayacağım.
Aklım kesti keseli yaşadığım yere, bulunduğum yere sahiplenirim, neredeysem oralı olurum hem de oranın en yerlisinden daha yerli olarak.
Can mayamın İlahi Kudretten, beden hamurumun toprağından yoğrulduğu Anadolu’nun hiç bir yeri bana yabancı tavrı takınmadı!
Beyaz tenliler arasında güneş yanığı ten rengimle, buğday benizliler arasında güneş görmemiş ten rengimle kabul gördüm çünkü gittiğim her yere önce kabullenerek kendim seçip gittim.
Yani hayatım boyunca hiç sığınmacı, kaçkın olmadım!
Adına; “Mecburi Seyahat” dediğim, “Kaçak-firâri”lik dönemleri başka! Zaten o dönemlerde yani Kaçak dönemlerimde; herhangi bir yerli olamazdım ve de bir yerde çevrem tarafından tanınacak kadar kalamazdım.
Bana sorarsanız, -yıllar geçmiş olmasına rağmen- bende en fazla iz bırakan yerler de o kalamadığım ve oralı olamadığım yerler olmuştur!
Daha sonra rahatladığımda aklımda kalan o yerlere tekrar gittim ama ne oralar firariyken ilgilendikleri kadar benimle ilgilendiler, ne de ben benimle ilgilenen bakışları fark edemedim! Demek ki firariliğin, kaçaklığın geliştirdiği özel refleksle her sıradan bakıştan da nem kaparak yaşamış ve serçe ürkekliği ile her ân zıplamaya hazır vaziyette tünemişmişim konağıma!
Yine yaşanmışlıklardan edindiğim tecrübe ile hep, beni en fazla arayabilecekleri yerlerde olmuşum! Bu gayri ihtiyari davranışım da korumuş beni!
Yarım asrı on beş sene aşan ömrümle kazandıklarımın, kaybettiklerimin çetelesi hep başkalarınca tutuldu! Ben, her başladığım yeni günü bana nasip eden Allah’ıma şükrederek yaşadım!
Çektiğim çilelerin, olgunlaşmamda Allah’ın nasip ettiği dersler olduğunu kabullendim.
Mesela; adına, -Rahmetli İbrahim Amcam’dan çalarak- “ANAÇ DEFTER” dediğim, şiirlerimi topladığım defterimde 1973 tarihli bir Rubai benzetmesi (aruz ölçüsü olmadığı için benzetme) dörtlüğümde:
“Bana güller ihsan eyle, Seni koklayayım Yâ Rab!
Bana sırlar ihsan eyle, Seni saklayayım Yâ Rab!
Cefâ ile bezediğin bir ömür ver sersemine
Çilelerle yıkanayım, beni pâklayayım Yâ Rab!” Demişim...
Dedirtene şükürler olsun ki demişim çünkü sert inişli-çıkışlı ömrümde başım her derde girdiğinde, tam bedbînleşip isyâna niyetlendiğimde, aklıma bu Rubai benzetmem gelmiş ve “Sen, kendini yıkayıp paklamak için çileler dilemiştin. İşte çile, şükretsene!” diye kendimle söyleşmiş ve
“Derdi Veren şükür Sana, bir de teselli vermişsin,
Verdiğin sonlara şükür, bir de tecellî vermişsin.
Malı mülkü saltanatı vermişsin azgın kuluna,
Şükür dertline de derdi, bir yerine bin vermişsin” diye kendimi tesellî etmişim!
Allah rızası için katıldığım mücadele ortamında; hiç bir beşerî makama hiç kimseyi şikayet ve ihbar etmemişim! Gücüm yetiyorsa bizzat hesaplaşmış, gücüm yetmeyecekse “Ve tevekkel a’lallah-Vekîl olarak Allah yeter” (Ahzab-3) ayetine sığınarak tebdil-i mekân etmişim. Çektiklerimden Vallahi hiç şikâyetlenmedim! Allah rızası için çekilenlerden dolayı, bir başka beşere küsmenin akılla vicdanla ne alakası olabilir?
Yine tebdil-i mekândayım!
Allah’ın yardım ve nasibiyle bir tebdil-i zamandayım!
Kırk yıldan fazla aynı yolda menzile ulaşmak için düşüp kalkarken attığım her adımda yaklaşmam gerekirken uzaklaştığımı fark edip, tek doğruyu terk etmeden Ehl-i Beyt Gemisi’ne kaçak binerek “KÂİNAT TÜRK DEVLETİ” Seferindeyim.
Hz. Peygamber (s.a.a.)’in; “Nûh’un Gemisi gibidir binen felâha erer, binmeyen helâk olur” diye tarif ettikleri bu Kutlu Gemi ile çekilen her kürekte, atılan her kulaçta menzile yaklaştığımı görerek yaşıyorum Elhamdülillah...
Bindiğim gemi Ehl-i Beyt Gemisi, Kaptanımız 21. yy.’ın Ebu Zer’i sıfatlı ehil bir rehber olunca ne yoldan endişem var, ne de yolculuktan...
Aklım gönlümde, gönlüm aklıma rehber ve
“İki yok’tan bir var edip hediye ettim ömrüme,
Yok’un birine ben dedim, yok dedim bir de ömrüme;
Yoklar diyarına varıp aradım yok olan beni,
Baktım yoklar da yok oldu, yoklar yığıldı gönlüme” diye kendimle söyleşerek yolumdayım.
Yürüyorum! Yürüyorum! Yürüyorum Elhamdülillah...
Ya yolu bitirinceye ya da bu yolda ömrüm bitinceye kadar yürüyeceğim inşaallah..
Gördüğüm herkesi de yolculuğa davet ediyorum. Gelen yol arkadaşım olur, gelmeyende aklım kalır sadece...
Çünkü bu yol KUTLU YOL, çünkü bu yolun yolcuları nasipli yolcular...
Bu yolda sağ elim, sol elimle buluştu.
Bu yolda iki elin bir baş için olduğunu aklım da, gönlüm de, ben de öğrenerek kabul ettik.
Paramparça, darmadağın yıllarca yollarda döktüğüm parçalarımı tekrar toplayıp; “Bir beden, bir yürek, bir bilek” olduk Elhamdülillah... Arz edebildim mi?
“YOLCU YOLUYLA YOL YOLCUSUYLA GÜZELDİR.” Vesselâm.
Selâm, sevgi, duâ...







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2016 Süvari söylenmeleri
    • 14 Temmuz 2016 Resimler-çerçeveler ve Muh
    • 13 Temmuz 2016 Bu vatan bizimdir
    • 29 Haziran 2016 Efe varken kimse kostaklanmasın!
    • 28 Haziran 2016 Dediler, dedim
    • 27 Haziran 2016
    • 3 Aralık 2015 ÖLÜM VAR...
    • 2 Aralık 2015 Kalemimin iniltisi
    • 26 Kasım 2015 Ben, öğretmenim
    • 20 Kasım 2015 Söyleni-yorum!
    • 18 Kasım 2015 Dilde, fikirde birlik
    • 13 Kasım 2015 Sevdamız baş belamız!
    • 11 Kasım 2015 Dinle vatan
    • 5 Kasım 2015 MüslümanTürk mahallemiz
    • 4 Kasım 2015 Panayır sonrası
    • 30 Ekim 2015 Oyunla bozulur bu şerr oyun!
    • 28 Ekim 2015 Sarhoşun defteri okunmaz!
    • 23 Ekim 2015 Tasua (Dokuzuncu Gün)
    • 21 Ekim 2015 Ayılana piyango bayılana kollu makine
    • 16 Ekim 2015 Yorumlu-yorum
    www.sinemalar.com

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10688 µs