Piyasalar

29 Haziran 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Murat ÇABAS


Murat ÇABAS
14 Temmuz 2016

İmtiyaz çatışma doğurur



Türkiye’de resmi rakamlara göre 900 bini çocuk 3 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Gayri resmi rakamları da ilave ettiğimizde mülteci sayısı 4 milyonu geçiyor.
Fiili başkanlık sisteminin uygulandığı ülkemizde Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriyeli mültecilere vatandaşlık verileceğini açıkladı, hükümet kolları sıvadı; sonra da TOKİ konutlarının Suriyeli mültecilere tahsis edileceğini ifade etti, “Kamplar, evler, buralardaki insanlar bir gözden geçirilsin ve bu gelmiş olan Suriyelileri ülkemizin belli yerlerine yerleştirelim. Hatta gerekirse, TOKİ’nin elinde boş konutlar var” dedi, hükümet yine kolları sıvadı.
Türkiye için başkanlık sistemi ne getirir diye hala merak edenler varsa işte fiili olarak yaşanan bu tabloya bakmaları yeterlidir.
Konutlar Ahıska Türklerine yapıldığı gibi ücretli mi verilecek, yoksa ücretsiz mi diye tartışılıyordu, hükümet dün yaptığı açıklamayla bu duruma son noktayı koydu:
“Suriyeli mülteciler hiçbir ücret ödemeyecek.”
Açıklama Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’den geldi. Canikli, “Suriyeliye TOKİ evi iskan kanunu çerçevesinde verilecek, bir bedel alınmayacak” dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, “Bizim gönlümüz ganidir. Bu memleketin aşını, ekmeğini nasıl bölüştüysek, ekmeğini büyütmek için gerekirse nüfusumuzu da artıracağız, vatandaşlarımızın sayısını da artıracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu millet şu anda 79 milyonuyla 780 bin kilometrekarede yaşıyor. Bizim yarı yüzölçümümüzdeki Almanya şu an 85 milyon. Bunların rahatlıkla üstesinden gelebilecek bir ülkeyiz” dedi.
Dedi demesine ama Türk milletinin milyonlarca evsizinden bahseden olmadı; kimin yetmeyen hatta olmayan ekmeğini kime bölüştürüyorsun kimse demedi; Almanya’daki üretim, teknoloji ve güçlü ekonomi Türkiye’de yok demedi.
TOKİ’nin daireleri Suriyeliye ücretsiz verilecek; bugüne kadar TOKi’den kime ücretsiz daire verildi, şehit ailelerine mi, depremzedelere mi? Hiçbirisine…
Sizce mülteci krizinin çözümü hem Suriyeli açısından hem de Türkiye açısından gerçekten Suriyeliye vatandaşlık verip ev sahibi yapmak mı? Suriyelinin hayali, ülkesindeki kaosun bir an önce bitip kendi vatanına, kendi evine dönmek… Bu sebeple Florya sahilini dolduran yüzlerce Suriyeli “yaşasın Türkiye” demiyor, “yaşasın Suriye” diyor.
Peki, AKP siyasetinin bu adımları ülkemizde nasıl bir sonuç doğurur.
Son yaşanan iki olayı yeniden hatırlatmakta fayda var:
Konya Beyşehir’de 4 Suriyeli, bir köpeğe tekme atıyor, işinden dönen bir vatandaş bunu görünce “niye tekme attınız” diyor. Kavga çıkıyor. Çıkan kavgada bıçaklar çekiliyor, 1 Suriyeli ve 1 Türk vatandaşı hayatını kaybediyor. Ölen vatandaşın yakınları hastanede yaralı olan Suriyelilere saldırmak istiyor, olay büyüyor, gerginlik artıyor, olay yerine 400 polis sevk ediliyor. Bir hadisenin nelere yol açtığını görebiliyor musunuz?
İkinci hadise Şanlıurfa’da yaşanıyor. Bir vatandaşımız işinden dönerken, 4 kişinin bıçaklı saldırısına uğruyor ve cep telefonu gasp ediliyor. Aralarında muhtarın da bulunduğu mahalle sakinleri toplanarak Suriyelileri protesto ediyor. Kalabalık adına konuşan muhtar, “Artık ne huzur, ne de can güvenliğimiz kalmadı. Biran önce bu kişilerin insanlarımıza karşı gasp ve hırsızlık olaylarının önüne geçilmesini istiyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Kontrolsüz bir şekilde Türkiye’nin özellikle büyük şehirlerine yerleşen Suriyeli mültecilerle, vatandaşlarımız arasında daha birçok kavgalar yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Olaylar sosyal patlama noktasında…
Durum bu aşamadayken, hükümet bütün bu olayları görmezden gelerek bir de Suriyelilere vatandaşlık verme ve TOKİ’den bedava konut verme adımını atmaya hazırlanıyor.
Bu Suriyelilere iyilik midir? Hayır. Vatan cüda olmuş olan Suriyeliler AKP’nin yanlış icraatıyla şimdi Türk halkıyla daha fazla karşı karşıya gelmiş olacaklar. Atılan bu adımlar kavgaları, kaosu artıracak ve de toplumsal çatışmaya dönüşecek.
Bunu göremeyen bir siyasi anlayışın çözüm sunabilmesi asla mümkün değildir.
Suriyeli mülteciler, Suriye Devlet Başkanı Esad’la el sıkışılarak kendi vatanlarına gönderilmeleri gerekirken, tek çözüm buyken yarayı daha da derinleştirecek, yangını daha da alevlendirecek böyle adımlar atmak büyük yanlıştır.
Vatandaşlar arasında bile farklı imtiyazlar sağlanmaması gerekirken, ülkemize gelen yabancılar ülkemizde vatandaş yapılıyor ve bunlara bedava konut, sınavsız üniversite, bedava sağlık hizmetleri gibi kendi vatandaşlarına sunulmayan hizmetler suluyor, imtiyazlar veriliyor.
Bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın vatandaşlara bile farklı imtiyazlar tanınması durumunda ülkenin ne notaya geleceğine dair şu uyarılarını kulağımıza küpe olması için aktarmak istiyorum:
“Türkiye’de hiçbir ayrım gözetmeksizin her vatandaşın eşit hak ve sorumlulukları var. Laz, bu memleketin evladı. Türk, bu memleketin evladı. Arap, Çerkez ve Kürt herkes bu memleketin evladıdır. Vatandaşlık hukukuna göre hepimiz eşit haklara sahibiz. Eşit sorumluluklara sahibiz. Hak vereceğim diye etnik gruplara imtiyazlar vermek, Türkiye’yi bölünmeye götürür. Memleket savaş alanına döner. Etnik gruplara imtiyazlar vermenin sonu bölünmektir.”
Bir de bu imtiyazlar vatandaşlara değil de mültecilere verilirse, sizce nasıl bir tablo ortaya çıkar?







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 14 Temmuz 2016 İmtiyaz çatışma doğurur
    • 13 Temmuz 2016 NATO kafa NATO mermer siyaset
    • 12 Temmuz 2016 Sahi biz niye NATO üyesiyiz?
    • 29 Haziran 2016 İsraille mutabakat Filistinlinin sonu olacak
    • 28 Haziran 2016 AKPnin AB çıkmazı
    • 3 Aralık 2015 Büyük İsrail projesi için Türkiye-Rusya gerilimi
    • 2 Aralık 2015 Asgari ücret azami rezalet
    • 26 Kasım 2015 Rusya ile gerilim Türkiye'nin zararına
    • 20 Kasım 2015 Anayasa'yı değiştirmek için Anayasa'ya bağlılık yemini
    • 18 Kasım 2015 G20'de Suriye düellosu
    • 13 Kasım 2015 ABD, Türkiye-Rusya çatışması planlıyor
    • 11 Kasım 2015 Maide 67 ve 3. ayetler İmam Ali'nin hilafeti hakkındadır
    • 6 Kasım 2015 ABD Suriye'de çuvalladı
    • 5 Kasım 2015 Demokratik usullerle hilafet olmaz
    • 4 Kasım 2015 Seçimin asıl kaybedeni millet
    • 30 Ekim 2015 Cumhuriyet böyle kutlanır
    • 28 Ekim 2015 BTP iktidarında iş dünyasına büyük projeler
    • 23 Ekim 2015 Ey Türk milleti! BTP'ye oy ver hakkına sahip çık
    • 21 Ekim 2015 Lozan 2023 yalanı
    • 16 Ekim 2015 "Ali olmasaydı, Fatıma'ya denk biri bulunmazdı"

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12241 µs