Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
15 Mayıs 2015

Miraç Kandiliniz mübarek olsun



İslam âlemi Recep ayının 27. gecesini Miraç Kandili kabul etmektedir.
Miraç, Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir.
Peygamberimiz (sav) bir gece Mescid-i Haram’dan alınarak, Mescid-i Aksa’ya kadar götürülüp, oradan göklere çıkarılmış, ilahi ayetler kendisine gösterildikten sonra alındığı yere yatağının sıcaklığı soğumadan tekrar geri getirilmiştir.
Resulullah’ın Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya olan yolcuğu İsra, oradan semaya huruç edişine Miraç adı verilir.       
Kuran-ı Kerim’de bu mucize şöyle anlatılır: “Mümtaz kullarını, ayetlerimizden bazısını kendisine gösterelim diye bir gece Mescid-i Haram’dan alıp, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya kadar götüren Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir, eksikliklerden uzaktır. Her şeyi işiten ve gören O’dur.” (İsra, 1)
Miraca yükselmeden önce Hz. Cebrail gelerek, Resulullah’ın kalbini zemzemle yıkamış; içini hikmet ve iman nuruyla doldurmuştur.
İnşirah-ı sadr olarak bilinen bu mucize bir sefer de çocukluk yıllarında uygulanmıştı.
Cebrail, Burak’ı hazır bulundurmaktadır. Burak Allah elçisini görünce şaha kalkar. Hz. Cebrail, “Kendine gel ey Burak! Yemin olsun ki, haşir sabahına kadar Muhammed Mustafa kadar şerefli bir insan senin sırtına ne binmiştir, ne de binecektir” der.
Yıldırımdan hızlı bir yürüyüşle Allah Resulü, müminlerin ilk kıblegâhı olan Mescid-i Aksa’ya misafir edilir.
Fahr-i kâinatı, bu mekânda Allah’ın halili Hz. İbrahim, İsa Ruhullah, Musa Kelimullah ve insanlığın atası Adem Safiyullah efendimiz gibi pek çok peygamber karşılarlar.
Kutlu Elçi burada peygamberlere ve meleklere iki rekât namaz kıldırır.
Mescid-i Aksa’da Burak’ın görevi bitmiştir.
Bundan sonraki yürüyüş manevi bir vasıta ile olmuştur. Peygamberimiz Cebrail ile yedi kat göğü geçmiş, bu seyir esnasında birinci kat semada Hz. Adem, ikinci kat semada Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü kat semada Hz. İdris, beşinci kat semada Hz. Harun, altıncı kat semada Hz. Musa ve yedinci kat semada Hz. İbrahim ile selamlaşmıştır.
Allah Elçisi öyle bir fezaya çıkarıldı ki, kaderleri yazan kalemlerin cızırtısı duyulmaktaydı. Ve nihayet Allah Resulü’nün önünde sitre-i münteha sahası açıldı.
Allah’tan başkasının bilmediği makamlar gösterildi. Bu son noktadır. Belki de bu saha, Hz. Muhammed için halk edilmiş, sadece Peygamberimiz için bir defaya mahsus olarak kullanılmıştır. Bundan öteye Hz. Cebrail dahi geçemez.
Sidret’ül-Münteha’dan öteye yolculuk Refref ile yani muhabbetullah ile gerçekleşmiştir.
O bu seyirdeki vasıtaların zübdesidir.
Dost dostuna vasıl olurken artık yalnızdır. Zat, sıfat ve esma tecellilerine muhataptır.
Hz. Peygamber, Miraç mucizesinin öncesinde tahammülü imkânsız çilelere maruz kalmıştı. İslam davasında yanındaki iki direği, Hz. Hatice’yi ve amcası Ebu Talib’i kaybetti.
Taif’te taşlandı. Boykot, açlık sınırları zorluyordu.
Hz. Peygamber, Allah’ın rızası uğruna bu çilelerin hiç birinden yılmadı. Tıpkı Miraç esnasında cennet ve cehennemi gördüğü halde onlara takılmadığı gibi…
Onun bu halini Cenab-ı Hak, şöyle övmüştür: “Gözü ne şaştı, ne de haddi aştı. And olsun ki; Rabbinin ayetlerinin en büyüklerinden olanlarını gördü.” (Necm, 17-18 )
Bakara Suresi’nin son ayetleri, beş vakit namaz, Muhammed Ümmeti’nden Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanların bağışlanacağı müjdeleri ile döndü dost meclisinden… (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet’en lil Âlemin, c.1 )
 Akıllara durgunluk veren ve ruh ve beden bütünlüğü içinde gerçekleşen Miraç mucizesinde, “iki yay kadar yahut daha yakın oldu” (Necm, 8) şeklinde anlatılan ‘âşık’ın ‘maşuk’u ile buluşmasından sonra Hz. Peygamberimize cennet ve cehennem gösterilmiştir.
Hz. Cebrail ile birlikte cennetin kapısına varan Allah Resulü, duvarları gümüşten, inciden, yakuttan ve zümrütten olan cennet duvarlarını gördü.
Burada Resulullah, Allah’ın kendisi için yarattığı Kevser Havuzu’nu gördü. Kevser sütten beyaz, baldan tatlı, kardan soğuk, miskten güzel kokuludur.
Cehennem de gösterildi, Allah’ın sevgilisine. 
Orada azap çeşitleri gösterildi, kendisine.
İlk olarak karnı akrep ve yılanlarla dolu insanlar gördü, bunlar zekât vermeyenlerdi.
Başka bir kavmi, etleri dökülmüş kemikleri görünür bir halde buldu. Elleri, ayakları ve dilleri kesilmiş bir haldeydiler. Cebrail, “Bunlar dünyada iken dilleriyle Müslümanlara eziyet ediyorlardı” dedi.
Bazı insanları kulaklarına eritilmiş kurşun dökülürken gördü. Bunun etkisiyle beyinleri pişiyordu. Bunlar çalgı dinlemeyi adet edinmiş kimselerdi. 
Başka bir grup çok pis kokuyordu. Yüzleri simsiyahtı. Üzerlerinde ateşten elbiseleri vardı.
Cebrail, “Bunlar içki içenlerdi” buyurdu.
Bir grubun etleri ateşten bıçaklarla kesiliyor, parçalanıyor, sonra yeniden diriltiliyor ve tekrar kesiliyordu. “Bunlar haksız yere Müslümanları öldürenlerdir” buyurdu, Hz. Cebrail.
Bu şekilde cehennemin azaplarını seyreden Resulullah dönüş yolculuğuna başladı. Müminlere en büyük hediye olan namaz ile…   
Hz. Peygamber, Hz. Cebrail’e “Ya kavmim, beni tasdik etmezse” diyordu. Endişesinde haklı çıktı.
Abdulmuttalib oğulları, İsra ve Miraç gecesinde Hz. Peygamberi yatağında bulamayınca aramaya kalktılar.
Allah Resulü, Ümmühani’nin evine dönünce başından geçenleri anlattı. Ümmühani, “Bunu halka açma, onlar seni yalanlarlar ve üzerler” dedi. O da Allah’a yemin olsun ki, ‘Bunu onlara anlatacağım’ diyerek, kararlılığını göstermiştir.
Allah Resulü, Kâbe’nin Hatim denilen yerine giderek, müşriklere başından geçenleri anlattı.
Deve ile en az iki ay süren bu yolculuğun yatağının sıcaklığı geçmeden gerçekleştiğine kimse inanmadı.
Allah Resulüne o anda Hz. Ebubekir inandı ve Sıddık unvanını aldı. 
Etrafına toplananlar Beytü’l-Makdis ile ilgili sorular sordular ve Hz. Peygamber hepsini doğru bir şekilde cevapladı. Yolda rastladığı bir kervandan su içmesini anlatması dahi müşrik mantığını ikna edemedi.
Miraç mucizesi, rüyada gerçekleşmiş olsaydı ne bu kadar itiraz alır, ne de kimsenin dikkatini çekerdi. 
Bu öyle büyük bir mucizedir ki, Allah Resulü göğe ruh ve beden olarak yükseltilmiştir.
Miraç hadisesinin anlatıldığı İsra Suresi, müşriklere karşı son ihtar hükmündedir: “Ve onlar ki, ahirete inanmazlar, onlara elim bir azap hazırladık…” 
İsra Suresi’nde beyan edilen ve insanlığın kurtuluş ve huzuru için bahsi geçen rahmani hükümler şöyleydi:
* Allah’a hiçbir şekilde şirk koşmayın,
* Akraba, yoksul ve yolda kalmışa yardım edin,
* Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin,
* Fuhuş ve zinaya yaklaşmayın,
* Haksız yere kimseyi öldürmeyin,
* Yetimlerin malına yaklaşmayın,
* Ahdinize sadık kalın,
* Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin 
* Bilmediğiniz şeyin ardına düşmeyin,
* Yeryüzünde kibir ve gururla yürümeyin,
* İsraftan ve cimrilikten sakının.
Miraç, Allah’ın Peygamberine ayetlerini gösterdiği, âlemlere de ‘Benim Muhammed gibi bir kulum var’ diyerek, O’nu takdim ettiği olağanüstü bir haldir. Allah Muhammed’i ile övünmektedir. 
Ne mutlu biz Müslümanlara, Hz. Muhammed (sav) Efendimiz gibi bir peygamberin ümmetiyiz.
Allah şefaatine nail eylesin.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1517813 µs