Piyasalar

17 Temmuz 2019, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
18 Mart 2015

Çanakkale geçilmez




“Çanakkale geçilmez” dedirten zaferin 100. yıldönümündeyiz.
Mehmet Akif, “Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?” diye soruyor mısralarında…
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer...

 Çanakkale Zaferi’nden sonra çıkan gazetelerde o tarihlerde yarbay olan Mustafa Kemal için “Allah’ın yardımıyla zaferler elde etmiş komutan” denilmekteydi.

Hakikaten Çanakkale’yi kazandıran ruh ne silah gücü, ne yanındaki devletlerin desteğidir.
Çanakkale, iman gücüyle kazanılmıştır. Belki de hiçbir savaşta bu kadar olağanüstü hal ve manevi himmet hissedilmemiştir.

 Mesela, düşmanın meşhur Golyat adlı zırhlısının batırılması olayında ortalığı bir anda kaplayan sis Mustafa Kemal’in askerlerinin çok işine yaramıştı. 

Golyat’ın batırılması karşısında General Hamilton hüsranla şu satırları not düşer: “Dün geceki kesif sis sırasında bir Türk torpido botu, Çanakkale Boğaz’ından sızıp Golyat zırhlısını torpidoladı. Düşman madalyayı hak etti. Kahrolsunlar!”

 Yine John Hargrave adlı İngiliz subayının verdiği raporda, elindeki pusulanın sık sık yön değiştirdiği ve aynı anda birçok yeri kuzey olarak gösterdiği yazılmıştır.

Yarbay Mustafa Kemal, askerlerin namaz kılması için yer ayırmış ve namaz kılmaları için zaman tanımıştır.
Çanakkale Savaşı’nın en çok konuşulan olaylardan biri de bulutların namaz kılan askerlerimizi örtmesidir. Savaşın başlamasından bitimine kadar meydana gelen birçok olay nedeniyle yabancılar dahi bunu tasdik etmiştir.
Altını çizmek gerekir ki, Mustafa Kemal’in bu zafere olan inancı tamdı ama daha önemlisi Allah inancı onu bu zafere ulaştırmıştır.

 Atatürk’ün ağzından Çanakkale’de yaşanan halin sırrı şöyle anlatılmıştır: “Ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur dahi göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gören şayan-i hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.” (M. K. Atatürk, Anafartalar Hatıraları, s. 24)

O günlere ait mektuplarında Cenab-ı Hakk’ın adı satır aralarında hep yer almıştır:
11 Ekim 1915’te Salih Bozok’a gönderdiği mektup şöyleydi: “Kardeşim Salih, karşımızda düşman artık güçsüz duruma düştü. Tanrı dilerse yakında büsbütün ortadan kaldırır. Zamanı gelince kaderde varsa o da olur. Şimdilik Cenab-ı Hakk’ın büyüklüğüne, himaye ve yardımlarına sığınarak çalışıyorum. Gözlerinden öperim.” (Borak, Atatürk’ün Özel Mektupları, s. 27)

 Esasen Çanakkale Savaşı’nı zafere dönüştüren ruh, bugün yitirdiğimiz ama muhtaç olduğumuz bu haldir.

Müslüman Türk; zaferi, İslam Peygamberinin yardımını bugün unutmuştur.
Eserlerde, Çanakkale sonrası Mustafa Kemal’in kadere ve Allah’a olan inancının güçlendiği yazılır.
Ehl-i Beyt soyundan olan Atatürk, yeni bir devleti ve cumhuriyeti kurmayı, düşmana karşı mücadelesinde aldığı manevi yardımla başarmıştır.

 Çanakkale, emperyalizme ve İslam’a karşı saldıranlara bir liderin ve topyekûn milletin zaferidir. 

Günümüz ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o kahramanlıkları unutarak emperyalizme boyun eğiş hezimetidir.
Dileriz bu zaferler unutulmaz, bizleri ileriye hazırlamak için hep diri tutulur.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1502978 µs