Piyasalar

16 Temmuz 2019, Salı tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
2 Mart 2015

Devam eden 28 Şubat



Postmodern bir darbe olarak ifade edilen 28 Şubat olaylarında şahsımız ve bizimle bağlantısı olduğu düşünülen kurumlar ciddi bir baskı görmüştük.
Dönem dönem askerin adamı olduğumuzdan ya da devletin bizi koruduğundan bahsedilmiş olsa da 28 Şubat sürecinde yaşadıklarımız göstermiştir ki, esasen bu süreçte üzerine gidilen aslında bizdik, savunduğumuz birlikti.
Hakkımızda “28 Şubat’ın koruduğu kişi” şeklinde haberler de yayılmıştır.
“Dindar ve muhafazakâr kişilere ve gruplara karşı sindirme ve ezme operasyonlarında Prof. Dr. Haydar Baş’a hiç dokunulmadı. Hiçbir arkadaşı takibata uğramadı. O’nun işyerlerine kamu kurumlarına zarar verilmedi” şeklinde iddialar ortaya atılmıştır.
Burada maksat, “O derin devletin adamıdır” imajını yayarak,  halkın nazarında bizi karalamaktı.
Oysa bu süreçte, şahsı, işyerleri ve hatta ilişkisi olduğu düşünülen kurumlara yapılan zulüm dikkate alındığında bizim kadar hukuk dışı baskıları yaşayan ikinci bir kişi bulunamaz.
Yapılanlar, milli duruş sahibi, vatan ve millet sevdalısı bizleri ve bizi takip edenleri yıldırma operasyonudur.
28 Şubat’ın birkaç ay sonrasında Akçaabat Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulur. Suç duyurusunu o dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz yapar.
Benim, profesörlük unvanımı Türkiye’de kullanamayacağımı iddia etmektedir.
Akçaabat Asliye Ceza Hâkimliği 1999/196 nolu kararıyla konunun kendilerini ilgilendirmediğini ifade eder. Dosya, İstanbul Bakırköy Asliye Ceza Hâkimliği’ne havale edilir.
YÖK Başkanı, aynı konuda, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne de ihbarda bulunarak aynı gerekçe ile dava açılmasını ister.
Ankara DGM Başsavcılığı konuyu inceler, 2002 /45 nolu kararı ile görevsizlik kararı alarak evrakı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderir.
YÖK işin peşini bırakmadı. Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı’na aynı ihbarı yineler. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2002/ 32283 nolu kararı ile bu iddialar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
YÖK’ün başlattığı mücadele, İçişleri Bakanlığı müfettişlerince de devam edecek, bizim profesörlüğümüz hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.
Bir tarafta İçişleri Bakanlığı, diğer yanda YÖK ve bir başka tarafta DGM, bir yanda da yerel mahkeme…
Bizim profesörlük unvanımız, dört taraftan geniş bir tahkikata alınmıştır.
Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir akademik unvan tahkikatıdır bu…
Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi 1999/1380 kararında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kararında “benim profesörlük unvanımı kullanmamın çok doğal bir yasal hak” olduğuna hükmeder.
28 Şubat’ın akabinde, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in talimatı ile başlayan tahkikat süreci de çok sancılı bir dönemdi.
Ecevit’in imzası ile başlayan tahkikatlarda dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın imzası da vardı. 
Gerekçe: “Ülke genelinde faaliyet gösteren Haydar Baş grubunun mal ve para hareketlerinin takibi ile grupla irtibatlı olan vakıf, dernek, şirket vb. kuruluşların incelenmesi” talimatıdır.
1998 senesinde Baş-çelik, İlmi Araştırmalar Vakfı ve Meltem  Kolejleri’ni hedef alan incelemeler, daha sonra yüzlerce şirketi, binlerce kişiyi içine alacaktır.
1 Nisan 1998’de, benim de ortakları arasında yer aldığım Baş-San tesislerinin Akçaabat’taki fabrikasına hesap uzmanlarınca baskın düzenlenir.
Aramalar Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 1998/25 nolu kararına dayanılarak yapılsa da şirket merkezi Akçaabat’ta olduğu için arama kararının da Akçaabat mahkemelerinden alınması gerekiyordu.
Aramalar ilk andan itibaren usulsüzce başlamıştır.
Sadece Akçaabat’taki fabrika ile de sınırlı kalınmamış, şirket ile alakası olmayan birçok yere baskınlar düzenlenmiştir.
Bu usulsüz aramaların ve baskınların, Trabzon Vergi Mahkemesi’nin 1999/399 sayılı kararı ile yasalara aykırı olduğu tescillenmiştir.
Mülkiye başmüfettişi, Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişi, polis başmüfettişi ve vergi denetmenlerinden oluşan ekipler, Türkiye’nin her vilayetinde bizimle ilgili gördükleri kurum ve şahısları incelemeye alırlar.
İlmi Araştırmalar Vakfı’nın Türkiye genelindeki şubelerinin tamamına baskınlar düzenlenir.
Bu vakıf, benim konuşmacı olarak katıldığım, ‘Birlik ve Beraberliğin Temel Unsurları’ isimli konferansları düzenleyen vakıftı.
Vakıf binalarında Kuran tespit edildiği, ibadet yapanlara rastlanıldığı, kömür deposunun bulunmadığı gibi isnatlar suç unsuru olarak dosyalarda yer almıştı.
Vakıflarda yapılan aramalardan sonra Rize Valiliği, bu vakıflar milli birlik ve beraberliği temin için kuruldu” diyerek tokat gibi bir cevap vermiştir.
Çanakkale Valiliği, yasa dışı faaliyetlerin olmadığını, Denizli Valiliği, suç unsuruna rastlanmadığını, birliği temin için kurulduğunu, İstanbul Valiliği yasa dışı bir durumun olmadığını karar altına almıştır.
Karacaören Kaymakamlığı, vakfın her şeyinin yasalara uygun olduğunu açıklamıştır.
Bu dönemde bizim kurucusu olduğumuz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın istediği her şart yerine getirilerek açılan Meltem Kolejleri de saldırılardan nasibini aldı.
Kolejleri kapatmak için ellerinden geleni yaptılar. Merdivenlerin dar olduğundan, Ezan sesinin okula geldiğinden, okulda Yeni Mesaj gazetesinin bulunduğundan bahisle okulların kapatılması istenmiştir.
Sadece İstanbul’da 5 kolej kapatılmış, binlerce öğrenci, öğretmen ve veli mağdur edilmiştir.
Bizi karalamaya, halkın nazarında küçük düşürmeye çalışanlar sadece akademik unvanım ve kurumlarım ile uğraşmamıştır.
Para ile tutulan bir kaleme yazdırdıkları son derece seviyesiz ve basit bir kitabı da bizi küçük düşürmek için basmaya kalkmışlardır.
Uydurma olaylarla hakaret, küfür ve iftiraların yer aldığı bu kitap müsveddesini yazan kişi, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2002 /678 nolu kararında ve İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, şantaj suçlamaları ile mahkûm edilecektir.
Bu uydurma kitap, Milliyet gazetesinde de bölümleri ile yayınlanacaktı. Doğan Grubu’nun yayın organı olan Milliyet gazetesinin iftira dolu yayınları hakkında da Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesi yayını durdurma kararı verecektir.
Aynı süreçte BTP Ankara İl Başkanı İzzet Yaşar gece baskını ile evinden alınmış, işkencelere maruz bırakılmıştı.      
Serbest Sanayici İş Adamları Derneği, Mühendisler Cemiyeti ve Tıbbiyeliler Cemiyeti baskına uğradı.
Tıbbiyeliler Cemiyeti’nin Şirinevler’deki merkezinde, ilaç kutuları dahi aranmıştı.
Serbest Sanayici İş Adamları Derneği hakkında hazırlanan raporda, bu derneğin kurucuları arasında Mesaj TV’ye ortak olanların ve Yeni Mesaj gazetesinde yönetici olanların yer aldığı suç unsuru gibi gösterilmiştir.
Askerin adamı olan bizlere bir araştırma da askerden gelmiştir.
Bu nasıl sahiplenme ki, hiçbir seçimde bizi desteklemezler, hakkımızda her türlü tahkikatı yaparlar, anlayamadık?
Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nın Ankara Ticaret Odası Başkanlığı’na gönderdiği 8 Kasım 2006 tarihli belgede,   “Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nca yapılmakta olan bir tahkikata esas olmak üzere ekli listede bulunan şirket ve firmaların sahip ortak ve kimlik bilgileri ile şirket sicil kayıtları” istenmiştir.
İsmi geçen şirketlerin bir kısmında bendeniz ortağım diğerleri de bizimle iş yapan firmalardı.
Buraya tamamını almaya imkan olmayan 30 bin sayfalık dava dosyalarının hepsinden elhamdülillah beraat ettik veya soruşturmaya yer olmadığına hükmedildi.
Hayatında tek bir an bile hukuk dışına çıkmamış bizler, ömrümüzü yüce Türk milletinin birlik ve beraberliğine, tam bağımsızlığına ve ilelebet payidar kalmasına adadık.
Bugüne kadar hakkımızda ortaya atılan iddialar, çıktığımız yoldaki haklılığımızın ve başarımızın göstergesidir.
Ancak 28 Şubat, Prof. Dr. Haydar Baş ismi için devam etmektedir.
Dünyayı yerinden oynatan, Rusya’yı süper güç yapan ve bugün 150’ye yakın ülkede uygulanan ekonomi modelimiz, açlığa, işsizliğe ve borca mahkûm edilmiş Türkiye için de tek çözümdür.
Modelden tek satır bahsedilmediği gibi, geçen sene Rus meclisinde yaptığımız Milli Ekonomi Modeli (MEM) oturumu bir kare dahi ekranlarda gösterilmemiştir.
Türkiye’de Meclis’e girmesinin önüne her türlü hile ile engel olunan bizim Rus meclisinde yaptığımız oturum Türk milleti için bir onur sayfasıdır.
MEM bir ekonomi devrimidir. Ekonomide kapitalizmin çağını kapatıp, milli ekonomiler devrini açmıştır.
Bizi ve modeli Türk halkından gizlemek, rahata, zenginliğe, zenginlikle beraber gelecek birliğe mani olmaktır. 
Zira bizzat Putin, “Bu modeli halka huzur getireceği, adil dağılımı sağlayacağı için Rusya’da uygulayacağım” demiştir.
Sessiz bir devrimle kapitalizmi Rusya’da tarihe gömen MEM, Türk halkından gizlendikçe, tam bağımsızlığı temsil ettiğini ve milli duruşun simgesi olduğunu ispatlamaktadır. 
Boyalı basın bu büyük karartmaya halen devam etmektedir; Rusya’ya giderken bilgilendirdiğimiz İçişleri Bakanlığı gizlemektedir.
Kısaca 28 Şubat süreci, 27 Şubat’la birlikte bizim için devam etmektedir.
27 Şubat’ta kapitalizmi tarihe gömen devrimden halen tek satır bahsedilmemiştir.
Bağımsızlığa, milli duruşa bir neşter vurulmakta ve “bu vatan bizimdir, bizim kalacaktır” diyen bizler için süreç halen devam etmektedir.
Çıktığımız ve ne olursa olsun vazgeçmediğimiz bu yolda önce Allah’a sonra yüce Türk milletine güveniyoruz.! Tek kurtuluş Haydar Hoca ile beraber olmaktır!







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1492239 µs