Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
2 Şubat 2015

Başkanlık sistemini bırakın da



 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayın Davutoğlu’nun yerine seçim kampanyasını başlattı bile…
Söylemlerinden yemin ettiği tarafsızlığı bir kenara bıraktığını ve AKP iktidarında bir başkanlık sistemine evet oyu beklediğini herkes anlıyor.
Aslında Türkiye'de bahsettiği gibi bir sistem sorunu yok. Türkiye’de anayasanın, yürütmenin önünü kesen bir yasama veya yargı düzeni de uygulanmıyor.
Bizim sorunumuz “idare” problemi...
3 katrilyon doları aşan yeraltı zenginliklerini, genç nüfusu, emeği ve üretimi devreye koyacak; dışa bağımlılığı bırakarak küresel sömürüye karşı durabilecek bir bakış açımız eksik…
SYRIZA partisi, AKP ile benzediği yönündeki tespitlere, ‘biz onlar gibi neoliberal sistemi kabul etmiyoruz’ demekte gecikmedi.

 Boyalı basın, SYRIZA’yı AKP’ye benzetse de hayata geçirmeyi vaat ettiği sosyal devlet anlayışını Bağımsız Türkiye Partisi’yle temaslardan sonra parti programına aldığını seçildiği ilk gün deklare etmiştik.

Ülkemizde ise, iflas bayrağını çeken dünya ekonomilerinin can simidi gördüğü modelimizi gizleme gayretine üzülerek şahit oluyoruz.
Sayın Erdoğan, katıldığı bir TV programında başkanlık sistemine geçişin şart olduğunu şu gerekçelerle izah etti:
“Sistem tıkır tıkır işler, uluslararası kurumlardaki yerimiz yükselir; ekonomi şaha kalkar; kalkınma hızı artar.”
13 yıldır iktidarda olan sizlerin yukarıdaki Türkiye’yi gerçekleştirmeniz için hangi engeliniz vardı?

 Meclis çoğunluğu, anayasal şartlar istediğinizi yapmaya uygun olduğu gibi, denetleme mekanizmalarının çoğunu dahi etkisiz hale getirmemiş miydiniz?

Bugün sistem değişikliğine bahane olarak ortaya koyulan sebepler, 13 yılda hiç düşünülmediyse, hangi sistemi getirirseniz getirin yine “yeni Türkiye’yi” oluşturamazsınız.
Kaldı ki, başkanlık sistemi “daha iyiden” ziyade; göründüğü kadarıyla “krallığın” adı olacaktır. 
Yazılarımızda son dönemde sıklıkla Milli Ekonomi Modeli’ne (MEM) vurgu yapıyoruz. Bundan maksadımız hamasi duygularla bize ait olan modeli anlatmanın ötesinde, dünyanın sarıldığı bu modelle gerçek kurtuluşu gösterme gayretidir. 

Sistem tartışması içinde yoğrulan Türkiye’nin asıl meselesi, milli menfaatler istikametinde projeleri hayata geçirememesidir.

MEM, milli bir projedir. 

 Rusya, MEM’in kurallarını kanunlaştırarak millileşmiştir; SYRIZA eğer seçim öncesi temaslarına devam eder ve bizimle bağını kesmezse krizden çıkacaktır.

SYRIZA’nın, AB’ye resti çeken ve sosyal devleti hayata geçirecek projelerle iktidara taşınması, Euro bölgesinde dalga dalga yayılacağa benziyor.
Yunanistan’dan sonra İspanya da ilk sinyallerini verdi. 
İspanya solunun partisi Podemos, 2015’teki seçimlere “siyasi-ekonomik egemenliği ele geçiren bir yeni modelin inşası” sloganıyla gireceğini açıkladı.
Küreselleşmeyle savaşacak olan bu yeni yaklaşım için, Podemos lideri Iglesias, elektriği kamulaştırarak bedava vermekten, özelleştirmeleri geri almaktan bahsediyor.
Kapitalizmle bir avuç zengine giden kaynakların, tekrar millete sunulması sadece milli ekonomi modelinde vardır. 
Yunan lider Çipras, Troyka ile ipleri kopardı ve AB’nin çözüm paketini artık istemediklerini söyledi. 

 Eğer bir AB ülkesi kapitalist düzene bağlayan prangalarını kırmayı başarırsa bu, yeni ekonomi sistemi MEM ile tüm Avrupa’nın ekonomik özgürlüğe geçişi olacaktır.

Ne diyelim, Türkiye’de gören göz, duyan kulak arıyoruz…
 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1585350 µs