Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
28 Ağustos 2014

Asıl gaye üniter yapıdır



Erdoğan, AKP’nin olağanüstü kongresinde Mustafa Kemal’in ilk meclisi açtığında oluşturduğu tabloyu anlattı: “İlk Meclis’teki muhteva tam anlamı ile bir Türkiye manzarasıydı. Orada Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Gürcüler, Arnavutlar, Boşnaklar, Romanlar vardı, orada Sünniler, Aleviler de vardı...”
Sonra da ekledi, “İlk meclisteki uyum ve umut muhafaza edilemedi.” “...Devlet vatandaşın her şeyine müdahale etmeye çalıştı, tek tip millet oluşturmak istedi” dedi.
Erdoğan’ın, devlete mal ederek ifade etmeye çalıştığı kurgu yani tek tip millet oluşturmak gayesi, aslında bizzat Mustafa Kemal’in temelini attığı üniter devlet yapısıdır.
Üniter devlet, tek milleti ifade eder. Onu da Gazi, Müslüman Türk olarak, Türklük şemsiyesi altında birleştirmiştir.
Doğrudur, ilk meclis açıldığında Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Arap, Gürcü vs. etnik farklılığı olan vekiller aynı çatı altında toplanmıştır.
Bunlar Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza çarpışmıştır. Kimse, Anadolu topraklarının bir kısmını gözüne kestirip, tek başına varlık mücadelesi verme hesabına girmemiştir.
Ekranlarda seyrettiğimiz ve Erdoğan’ın riyasetinde gelişen çözüm sürecini ele alalım. 
Çözüm süreci Kürtlere hak vermek gayesi ile başlatılmışsa mevcut anayasa çerçevesinde zaten mümkündür. Yok, eğer Kürtleri Müslüman Türk milleti şemsiyesinden ayırıp, Kürt kimliği vermek maksat ise, bu hiçbir zaman Atatürk’ün ideali olmamıştır.
Kimse, ‘devletin yanlışıdır’ diye lanse edilenleri düzeltme bahanesiyle Atatürk Türkiye’sinin üniter yapısını bozamaz.
Kimse, ‘bugün 1920 ruhunu geri getireceğiz’ diye asıl gayesi vatanı parçalamak olanlara yardımda bulunamaz.
Kurtuluş Savaşı sırasında Kürt liderlerle beraber hareket eden Atatürk, isyancı Kürt hareketini İngiliz planı olarak ifşa etmiştir.
18 Haziran 1919’da Birinci Ordu Komutanı Cafer Tayyar Bey’e gönderdiği şu telgrafa dikkat ediniz:
“…İngiliz koruyuculuğunda bağımsız bir Kürdistan kurulmasına ilişkin İngiliz propagandası ve bundan yana olanlar etkisiz kılındı. Kürtler de Türkler de birleştiler.” (Nutuk, c.3, sayfa 13, belge 19)
Savaş boyunca İngiliz ajanların Doğu illerindeki Kürtleri ayaklandırmak için yaptığı gizli çalışmaları yakından takip etmiştir. 
İngilizler Kürt kartı kadar, Nakşibendiliği de kullandılar. Atatürk, İslam üzerinde hesabı olan İngilizlerin Nakşi şeyhler eliyle ulaşmak istedikleri bu sinsi proje hakkında Nutuk’ta şunları yazar:
“Efendiler, Sivas’ın kuzeyinde ve Yozgat’ta çıkan ve sizlerce de bilinen iç isyan olaylarından başka 1920 yılı sonlarında, yeniden Anadolu’nun ortasında Zile taraflarında Küçük Ağa, Deli Hacı Aynacıoğulları, Erbaa yakınlarında Kara Nazım, Çopur Yusuf, başka yerlerde Deli Hasan gibi bir takım serserilerle …kuvvetlerimiz bir taraftan Pontusçularla, diğer yandan da bu asileri izleyip ortadan kaldırmakla uğraşıyorlardı…” (Nakşibendilik, Mehmet Emin Koç, Emre Polat sayfa 321)
Yani siyasi perdede Kürt hareketi; mezhepsel boyutta Nakşibendilik İngiliz etkisinde Anadolu’da kök salmaya çalışmış ancak Atatürk’ün feraseti ile geri püskürtülmüştür.
Hedef, temelleri atılan üniter yapının dağılması ve kurulan devletin yıkılmasıydı. 
Atatürk’ün, Lozan görüşmeleri esnasında altını çizdiği “Müslim- gayrimüslim” ayrımı da, bu topraklardaki tek millet ölçüsünün Müslüman Türk kimliği olduğuna işaret eder. Hatırlanacaktır, merhum Atatürk, gizlenen vasiyetinde hilafetin de bir süre sonra geri getirileceğini kaleme almıştı.
Bugün sahnelenen de dünden farklı değil.
Genç cumhuriyetin ilk yıllarında örneklerini gördüğümüz planın günümüz piyonlarının ihbar edilip halka tanıtılması gerekirken; şikâyet edilenleri devlet yaptı diye ifade etmek aslında cambaza bak oyunudur.
Bu hareket tarzı milleti devletle karşı karşıya getirir ki, bu hal, hiçbir Türk vatandaşına yakışmaz.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1553156 µs