Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
25 Temmuz 2014

Bayramınız mübarek olsun



Mübarek Kadir Gecesi’ni idrak ettik. Türkiye’de huzurla, dualarla, zikir meclisleri ile ihya edilen gece yaz akşamına denk gelmesi hasebiyle bahçelere taşan Teravih namazlarıyla süslendi.
Ülkemizdeki huzur maalesef komşu coğrafyalarda sağlanamıyor.
Ramazan ayı boyunca Filistin’de verilen canlar için dua ettik. Müslümanlar üzerinden devam eden işgallerin bitmesi için Kadir Gecesi’nde de ellerimizi göğe kaldırdık. 
Temennimiz bayrama barış ortamında girilmesidir.
İslam âleminin en önemli kutsallarından olan bayramlarımız Batının kirli eylemleri ile kana bulanıyor. 
Bir bayram sabahı asılarak idam edilen Saddam’ın son görüntüleri halen hafızalarda…
Filistin’in hali ortada…
Bu coğrafyalarda yaşayan çocuklar için bayram anısı, belki bomba sesi duyulmadan geçirilebilecek birkaç saat veya babasıyla korkmadan sokakta dolaşabileceği bir gün. 
Oysa bizim çocukluğumuzun bayramları bambaşkaydı… 
Bayram alışverişi yapılır, yeni giysiler alınır, evler bayramda gelecek misafirlere hazırlanırdı. 
Börekler açılır, bayram sabahı verilecek büyük kahvaltı ziyafeti için yemekler bir gün önceden yapılmaya başlanırdı.
Bayram namazında çocuklar da saf tutar, namaz sonrası sıraya girilir ve cemaat ilk bayramlaşmayı orada birbiri ile yapardı.
Yanımızdan ayrılan büyükler de unutulmazdı bu bayramlaşmada. Camiden çıkanlar kabristanı ziyaret ederler, dualar okunur ondan sonra mükellef şekilde hazırlanan kahvaltı için herkes dedemin evine davet edilirdi.
Bu sabah kahvaltısı, hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçerdi. Evin misafir odasına ve koridora sofra bezi serilir ve tıklım tıklım dolardı.
Bir sevgi seli gönülden gönüle dolaşırdı.
Büyük ninem ve dedem ziyaret edilir ve hayır duaları istenirdi. Dedem çarıkçı Rasim diye anılırdı. Bize Kibarlar denirdi. 
Büyük ninem çok farklı bir kadındı. Onun lakabı, Allahümme salli Gavze Nine’ydi. Büyük ninem hayatında bir defa küfür lafzını ağzına almamıştır. İstemediği bir şey karşısında ‘Allahümme salli allahümme salli’ diyerek ‘Peygamberimize Salatü Selam’ diyerek karşılık verirdi.
Her hayır ve şer işinde mutlaka ‘Salatü Selam’ okurdu.
Büyük ninem çok dindar, dedem de çok cömert bir insandı.
Dedem için, “ona misafir olmayan yemeğini yemeyen hiç kimse yoktur” denirdi. Ayrı bir özelliği de insanların arasını bulup onları barıştırmak, kavgayı ortadan kaldırmaktı.
Herhalde halk mahkemeleri denilen şey o gün dedemlerin uyguladığı mahkeme biçimiydi. Köyde küçük veya büyük bir olay olsa köyün en sevilen ve en otorite koyan insanı olarak dedem çağrılır; “Kibarın Rasımı” gelir, azalarını sağına soluna alır, mevcut olay gündem edilir, tartışılır ve hükümler verilirdi. 
O kadar büyük davalar bu mecliste görüşülürdü ki, kan davası ile bitmesi mümkün davalar dahi barışla sonuçlanırdı. 
Rahmetlik Hüseyin amcam, “Biz babamın yerini dolduramadık” diye hayıflanır, benim için de “Bu hoca babamın yerini dolduruyor” derdi. 
Neler yoktu ki bayram sabahının kahvaltı sofrasında…
Çorbalar, süt ve lahana dolması… Yağlı etten lahana dolması çok lezzetli olurdu…
Her bayram en az üç tencere lahana dolması yapılır, sofraya dağıtılır herkes istediği kadar yerdi.
Büyük ninemin sütlacı çok meşhurdu. Kısık ateşte pirinciyle birlikte sütü kaynatmaya devam eder, sarımtırak bir renk aldığı zaman “ha işte oldu” derdi.
Sabah kahvaltısında pilav da verilirdi. O tarihlerde takriben on litre süt alan çömleklerde yoğurtlar mayalanırdı. Onlar da sofradaki yerlerini alırlardı.
Yemekler çok lezzetliydi. Ama bütün bunların ötesinde farklı bir sevinç yaşandığı için asıl gıda manen alınırdı.
O günleri hatırladıkça itiraf edeyim ki, içim içime sığmıyor. Sanki cennet bahçesinde hüzün dolu bir gönülle geçmişi seyrediyorum. 
Köyde bayramlaşılmayan, ziyaret edilmeyen hiçbir büyük kalmazdı. Gençler ve çocuklar zaten hep bir aradaydı. 
Sabah yemeğinden sonra Akçaabat’a inilir, Akçaabatlılarla bayramlaşılırdı. Partiler açık olur, vatandaşlar birbiriyle bayramlaşırdı. Bizler de çocuk olduğumuz için cambazların gösteri yaptığı yerlere gidip vaktimizi geçirirdik.
Diyebilirim ki, geçmişte olan maddi zenginlik değil, gönül ve huzur zenginliğiydi.
Zannım o ki, herkes bugün o huzuru arıyor.
Bayramınız mübarek olsun…







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1610965 µs