Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
14 Mayıs 2014

Madenler milli servettir



Dünkü yazımızda tarımın stratejik öneminden bahsetmiştik. Kaynakların sınırlı görüldüğü kapitalist düzen için tarım ürünlerini elinde tutmak ve dünya insanlığını buna muhtaç etmek bir sömürü vasıtasıdır.
Sınırlı olduğu iddia edilerek yapılan bir yanlış da yeraltı kaynakları için söz konusudur. Kaynaklar savaşının yapıldığı dünyada, var oluşundan beri hangi kaynak bitmiştir ki?
Ancak konunun ele alınışı, Tevhid değil de teslis gözlüğünden yapıldığında, az olduğu iddia edilen kaynaklara başkalarının eline geçmeden sahip olma hırsı ile karşılaşmaktayız.
Globalizmin kuralları, ülkeleri ve sahip olduğu kaynakları ele geçirme üzerine kuruludur.
Ülke vatandaşları ise kendi topraklarında dilenci konumuna gelmektedir.
Dünyanın en fakir ülkesi Sierra Leona, dünyanın elmas madenleri bakımından en zengin ülkesidir. 
ABD’nin bugün ajanları ile karıştırdığı Nijerya, Yemen, Etiyopya, Tanzanya ve Burundi gibi ülkelerde zengin maden yataklarına sahip olmalarına rağmen; bu yatakları global maden firmalarına kaptırdıkları için yokluğa ve açlığa mahkumdurlar.
Maalesef aynı akıbet, hazine üzerindeki Türkiye için de geçerlidir. Yıllardır, ülkemizin petrol ve maden bakımından fakir olduğunu duyan bizler, yaptığımız araştırmalar neticesinde, ülkemizin 3 katrilyon dolarlık maden rezervine malik olduğunu tespit ettik.
Yeraltı kaynaklarımız konusunda bize öğretilen her şey koca bir yalandır.
Dünya bor rezervinin yüzde 67’si ülkemizdedir. Bor rezervinde dünya birincisiyiz. Yine altın rezervinde, Güney Afrika’dan sonra 6 bin 500 ton ile ikinci sıradayız. Toryum, trona, zeolit, pomza, bakır, krom, nikel, demir, taşkömürü, linyit, kurşun, çinko ve gümüş konusunda da Türkiye en ön sıralardadır.
Türkiye’deki maden konusunun yeni yeni gündem edilmeye başlandığı yıllarda yaşanan şu hadise maden rezervlerinin gizlenmesi konusunda manidardır:
“…İngiliz ortaklara ait olmak üzere, “Türk Boraks Madencilik A.Ş” adını almış, 6 Ocak 1956’da şirket adına Sultançayır bor maden imtiyazını tescil ettirmiştir.
Şirket Kırca’nın Sarıcakaya bölgesinde yaptığı sondajlar neticesinde bor rezervini 10 milyon ton olarak beyan etmiş; 45 yıllık imtiyaz talep etmiştir. Şüphe üzerine MTA’nın yaptığı çalışmalarda Kırca bölgesinde 1 milyar ton rezerv ile dünyanın en zengin bor yatakları tespit edilmiştir.”
Bizler, 10 seneden fazla bir zamandır, Gümüşhane’deki altın rezervlerine dikkat çekiyoruz. Sadece Gümüşhane’deki altının Türkiye’ye 100 yıl bakacağının altını çiziyoruz.
Ancak bu değerli zenginlikler globalizmin doğal sonucu olarak, maden arama ruhsatı verilen yabancıların çıkarmasına ve işletilmesine açılmış durumda.
Rio Tinto, Cominco, Geomar, Anatolia Minerals, Eldorado Gold, Normandi, Yamas, Omya gibi yabancı firmalar maden arama ruhsatları almıştır. Yani madenlerimizi bu firmalar çıkarmaktadır.
Devletin, madenlerden aldığı vergi yüzde 15’ten yüzde 2’ye düşürülmüştür. 
Üstelik bizim gibi ülkeler, ihraç ettiği yeraltı kaynaklarını işlendikten sonra 100, hatta 1000 kat daha fazla para vererek tekrar satın almaktadır. 
Bize ait olan Milli Ekonomi Modeli tezimizde ise, madenler milletin malıdır ve milli servettir.
Yabancılara ruhsat vermek şeklinde peşkeş çekilmesi yerine; devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi gerekir. Yüzde 51’i devlete yüzde 49’u millete ait olacak bir düzenleme ile çıkarılması ve ülkemizde işlenmesi gerekir.
Millete ait olan madenlerimizin elimizde kalması ve değerinin yine millet arasında paylaşımı isteniyorsa Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezlerimizin Türkiye’de hayata geçmesi şarttır.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1637506 µs