Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
13 Mayıs 2014

Tarım



Tüketim eksenli tek analiz olan Milli Ekonomi Modeli’ne (MEM) göre kaynaklar sınırsızdır. Doyumsuz kapitalizmin sömürü zihniyetinin tersine insan ihtiyaçlarının sınırlı olduğu hakikati tezde izah edilir. 
MEM’e göre yeryüzünde kaynak sıkıntısı yoktur. Bu, yeraltı kaynakları için böyle olduğu gibi, güneş enerjisi, nükleer enerji, rüzgâr enerjisi, akıntı enerjisi, dalga enerjisi için de söz konusudur. 
Aynı şey insan neslinin devamı için bir zaruret olan tarım ürünleri konusunda da geçerlidir. 
Gelişen teknolojik imkânların da yardımıyla bundan elli sene evvel yılda bir kez ürün alınan tarlalardan yılda iki, hatta üç sefer mahsul almak artık mümkündür. 
Ancak kapitalizmin stratejik bir saha olan tarım üzerindeki planları, insanlığın geleceği için olmazsa olmaz tarım ürünlerini de sömürü aracı haline getirmiştir. 
Öyle ki, dünyanın kendi kendine yeten yedi tarım ülkesinden biri olan Türkiye dahi, artık ekim yapmak ve yetiştirmek yerine ithal eder konumdadır. 
Bu hale dış güçlerin etkisi ile bilinçli bir şekilde taşındık. Türkiye’de, IMF talepleri doğrultusunda devamlı kotalar ve kısıtlamalar getirildiği yaşanan bir hakikattir. 
Özellikle AB talimatları doğrultusunda hazırlanan kalkınma raporlarında, 2013 senesinde tarım nüfusunun 10 milyondan daha az bir seviyeye çekilmesi kararlaştırılmıştır. 
Desteklemeler, “hububat, şeker pancarı, tütün ve çay ile” sınırlandırılırken; tarım satış kooperatiflerine verilen hazine yardımı tamamen kaldırılmıştır. 
Yukarıdaki gelişmeler Türk çiftçisini, “köyünü, toprağını bırak, hatta para etmeyen bu araziyi satıp kurtul” noktasına getirmiştir. 
Bizler, bundan yaklaşık on sene evvel Milli Ekonomi Modeli eserini hazırlarken esere şu örneği yazmıştık: 
“O tarihlerde, Hollanda 1 milyon hektar alanda tarım yaparken, Türkiye 27 milyon hektar alanda tarım yapmaktaydı. 
Aynı tarihte Hollanda’da tarımla uğraşan çiftçi miktarı 200 bin kişi iken; Türkiye’de çiftçilerin yanında ziraat mühendisi, veteriner, gıda mühendisi gibi mesleki eğitim gruplarının toplamı 200 bin kişiydi. Tarım nüfusumuz da 23 milyon kişiydi. 
Yine Hollanda, Türkiye’de Antalya, İzmir, Urfa gibi illerde ürettiği tohumları tekrar Türkiye’ye satmaktaydı.” 
Kısaca, Türkiye’de tarım çok iptidai kalmıştır, tarlalar atıldır. Uygulanan politikalarla ektiği de para etmeyince tarım ve çiftçi gün be gün bitirilmiştir. Artık tarım ürünleri ithal ediyoruz. 
Özellikle, sahil kentlerimizde arazilere ederinden fazla meblağlarla talip olan yabancılar şu anda arazilerin resmi sahipleridir. 
Bu konu hem hayatın devamı için zaruri, hem de stratejik bir sahadır. 
Tarım hakkında projesi olan tek parti ise Bağımsız Türkiye Partisi’dir. 
Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizler, tahditleri kaldıracağız; devlete ait toprakları uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya vereceğiz; bizim dönemimizde ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecek; devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50’sine en az 6 ay evvelinden avans verecek; ithal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanacak; devlet ürünlere pazar garantisi verecek. Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımları teşvik edeceğiz; çiftçiye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlayacağız derken, tezimiz olan Milli Ekonomi Modeli’ne güvenerek bunları vaat etmiştik. 
Kapitalist mantıkta hiçbir sahaya olmayacağı gibi tarıma da destek yapılmaz. 
İflas eden, bankalara her şeyi ile borçlanan çiftçinin tek çaresi biziz. 
Yine tarımın stratejik önemi dikkate alındığında bu sahaya gereken önemi vererek, onu koruyacak olan tek sistem de bizim tezimizdir.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1510475 µs