Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
12 Mayıs 2014

Anneler Günü ve kadınlarımızın hak arayışı



Annelerimizin Anneler Günü'nü kutluyoruz.  
İnancımıza göre, annelerimiz "Cennet annelerin ayağı altındadır" ilahi methiyesine mazhar olmuş mübarek kadınlardır. 
Batı medeniyeti ise kadınlara bir gün armağan ederken, ne ilginçtir ki, Batı inancı Hz. Adem'in cennetten çıkarılmasına neden olarak gördüğü kadını günahkâr ilan etmiştir. 
Rönesans ve reform hareketleri ile inkâr edilen inanç, yerini sonsuz bir materyalist mantığa bırakmış; kadın bir araç haline dönüşmüştür. 
Fransız Devrimi'nden sonra yaşanan özgürlük akımları kadınlar adına feminizmi bir kurtuluş olarak yansıtsa da, kadının erkek karşısındaki bu meydan okuyuşu maalesef onu çalışma hayatında bir meta olmaktan öteye taşıyamamıştır. 
Zira kadının hak aramak için giriştiği bütün adımlar, İslam dininde ona sunulmuş olan yani doğumu ile kazandığı haklarını arama seferberliğidir.
Özellikle ekonomik özgürlük peşinde yaşanan faaliyetler, kadını aile hayatında asli vazifesi olan çocuklarının annesi olmaktan ve iyi bir eş vasfında evinin kadını olarak yaşamaktan da ciddi manada uzaklaştırmıştır. 
"Kadına hak verilsin mi verilmesin mi veya kadın erkekle eşit midir" tarzında geçmişten günümüze kadar devam ede gelen tartışmalar, hak vermeyen kapitalizmin aldatmacasından başka bir şey değildir. 
Fıtraten kadın ve erkek farklı meziyetlerle donanmıştır. Elma ve armudun aynı kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, birbirinden farklı olarak yaratılan kadın ve erkeğin eşitliği de söz konusu edilemez. Buna gerek de yoktur. 
Bütün kavga kadının, yaratıcısı tarafından ona bahşedilen haklardan mahrum bırakılması ile ilgilidir. 
Dinimize göre, her beşer için yaradılış gayesi kulluktur. 
Yetkisi, şerefi, hürriyeti, hakkı, yüceliği, hizmeti ve vazifeleri bu temel gaye içinde düşünülmelidir. 
Nisa Suresi'nin 121. ayetinde Cenab-ı Hakk, "Erkek ve kadın kim mümin olarak salih amellerden işlerse, işte böyle kimseler cennete girerler ve onlara zerre kadar zulmedilmez" buyrulur. 
Kadın kulluk yolunda gayreti oranında mertebe kazanır ve erkekleri geride bırakabilir.  
İslam, kadının onurunu zedelemeyecek bir biçimde çalışmasına müsaade etmektedir. Ancak dinimize göre erkek kadının geçimini temin zorundadır. Yani kadının çalışarak iaşesini karşılama mecburiyeti yoktur. 
Tarihte ve bugün kadının en büyük kavgası ekonomik özgürlüğüdür.  
Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz, Milli Ekonomi Modeli ile kadına hak ettiği ve fakat verilmediği için derdine düştüğü bu özgürlüğünü; saygınlığını ve nezaketini kaybetmeden sunacak bir tez geliştirdik. 
Ne erkeğin kadına ne kadının erkeğe, ekonomik veya diğer bir sebeple baskı kurmaya hakkı yoktur.  
Bu sebeple biz, Milli Ekonomi Modeli'nde kadınlarımıza 1000 Türk Lirası maaş vereceğiz. Hanımlarımız, herhangi bir kamu kurumunda çalıştığında 4000 TL maaş alacaktır. 1000 TL maaşını da eklersek, kadınlar 5000 TL ile ihtiyaçlarını karşılayacağı ve bağımsızlığını kazanacağı bir paraya kavuşacaktır. 
Doğum yapan her anneye doğum ikramiyesi vereceğiz. 
İşte kadınlarımızın asıl beklediği de budur. 
Sosyal devlet projelerimiz ile evin diğer bireylerinin de alacağı maaşlar, toplumda cinnetlerin ve boşanmaların en önemli nedeni olan ekonomik problemleri devlet eli ile halledecektir. 
Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında bunu gerçekleştirebilmemiz için projelerimiz kaynaklarımız ile hazırdır.  
Siz kapitalizmden başka çözümü olmayanı iktidar ettiğiniz sürece, sömürüyü ve baskıyı zaten kabul etmişsiniz demektir. 
Çünkü hak vermek kapitalizmin doğasına aykırıdır. 
Bu sebeple, kadınların ekonomik özgürlüğü ancak Milli Ekonomi Modeli ile olabilir.  
Kadınların ekonomik bağımsızlığı için birlikte olalım, Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak Bağımsız Türkiye Partisi'nde yer alalım.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1569983 µs