Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
25 Nisan 2014

Hz. Peygamberin güzel ahlakı



Hz. Peygamberimizin şahsında öne çıkan en önemli vasfı güzel ahlak sahibi olmasıdır.
Kendilerinin “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” şeklinde buyurmasını Cenab-ı Hakk (cc), Kalem Suresi'nin 4’üncü ayetinde “ve Sen şüphesiz yüce bir ahlaka sahipsin” diyerek onaylamıştır.
Esasen risaletin gayesi de ahlaki hamide dediğimiz bu güzel ahlakın kazandırılmasıdır.
Zira bir toplum, üstün ahlak üzere yetiştirilip terbiye olunduğu hal ve tavır üzere yaşıyorsa o toplumda iman, ibadet, adalet ve merhametin varlığından bahsedilebilir.
Hz. Peygambere (sav) soruldu: “Müminlerin hangisi iman cihetinden en faziletlidir?”
“Ahlakça en güzel olanları” diye cevap verdiler
Yine kendisine: “Amellerin hangisi faziletlidir?” şeklinde sorulduğunda “güzel ahlak “ buyurmuşlardır.
Sevgili Peygamberimiz, “Allah’ım, yaradılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir. Allah’ım beni çirkin huylardan uzaklaştır. Allah’ım beni en güzel ahlaka ulaştır. En güzel ahlaka beni ancak Sen ulaştırıp hidayet edebilirsin” diyerek nefsi adına güzel ahlak duasında bulunmuştur.
Hz. Peygamber bizzat Cenab-ı Hakk (cc) tarafından terbiye edilip, her anında onunla beraberken bu duayı yapmışsa, bizlerin O’nun güzel ahlak hallerini hayatımıza örnek almamız nefsimiz adına bir zorunluluktur.
Resulullah bir sabır abidesiydi. Önceki yazılarımızda, tebliğ esnasında maruz kaldığı baskıyı, alaylı sözleri, yalanlamaları belirtmiştik. Bu eziyetlere tam on üç yıl sabretmiştir. Hz. Peygamberin sabrı, savaş meydanlarında da denenmiştir. Uhud ve Hendek günlerindeki tutumu, savaşta gösterdiği metanetin ifadesidir. 
Müslim’de şöyle rivayet edilir:
“Uhud günü, bir ara maiyetinde Ensar’dan yedi ve muhacirlerden iki kişi olmak üzere dokuz kişi yanında kaldık. Müşrikler O’na yaklaşabilirlerdi. Onlardan birisi kendisine taş atarak burnunu ve azı dişini kırdı.
Ağır bir şekilde yaralandı ve yüzünden kan fışkırdı. “Muhammed öldürüldü” sözlerinin savaş meydanında yayılmasıyla sahabeler kaçışmaya başladılar. Bir kısmı Medine’ye bir kısmı dağlara kaçtı.
Bu sırada Resulullah ise haline aldırmadan, okları torbasından çıkarıp Sa’d ibn-i Ebi Vakkas’a veriyor ve at diyordu. Atılan her okun nereye düştüğünü gözleriyle takip ediyordu. Müslümanların hezimete uğrayıp kaçtıkları ve birkaç kişiden başka yanında hiç kimsenin kalmadığı bu çetin günde O, savaşa sabırla devam etti.”
Hz. Peygamber, kendine her türlü eziyeti yapan kavmi için her defasında, “Allah’ım kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmezler” buyurmuştur.
Buhari ve Müslim’de O’nun merhameti hakkında yazan şu örnek meşhurdur:
“Uzatmak gayesiyle namaza geçiyorum. Fakat çocuğun ağladığını duyunca namazı aceleye getiriyorum. Çünkü çocuğun annesinin şefkatini biliyorum” buyururdu. 
Kimse cömertlikte Hz. Resul ile yarışamazdı. Sadece Huneyn ganimetleri 8 bin koyun ve keçi, 4 bin 800 deve, 8 bin hokka gümüş, 1200 köle ve cariyeydi. Peygambere ve akrabalara düşen bunun 5’te biriydi. Hz. Peygamber vefat ettiğinde, zırhının bir Yahudi yanında rehin kaldığı nazara alındığında, O’nun cömertlik derecesi de kolaylıkla anlaşılır.
Her an Allah’la olmasına rağmen, o halin kazandırdığı heybet ve muhabbet, halkın içindeki tevazusuna engel olmazdı.
Bir bedevi, Hz. Resulullah’ın yanına geldiğinde, heybetinden titremeğe başladı. O zaman Peygamber şöyle dedi:
“Kureyş kabilesinden, kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum. Korkma.” 
Hz. Peygamber (sav), “Ümmetimin şirke düşmesinden korkmuyorum. Gerçi onlar puta, Ay’a, taşa tapmazlar. Ancak amelleriyle riyakârlık yaparlar” buyurur.
Salih amel ve ibadet ancak, nefsin terbiyesi ile mümkündür. Güzel ahlak abidesi Hz. Peygamber Efendimiz bu manada yegâne örneğimiz; O’nun varisleri ise bugün rehberlerimizdir. 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1594111 µs