Piyasalar

17 Temmuz 2019, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
23 Nisan 2014

Risalet nasıl engellenmek istendi?



Hz. Peygamber açıktan ilk tebliği yapacağı sırada Kureyşlilere hitaben, “Ey Kureyşliler! ‘Ben size şu dağın ardında bir ordu var, size doğru geliyor’ desem bana ne dersiniz, diye sormuş; oradakiler de hep bir ağızdan ‘inanırız, senin yalan söylediğini görmedik’ karşılığını vermişlerdi. 
Bunun üzerine Allah Resulü, ‘Şimdi size önünüzdeki azabı haber veriyorum. Eğer Allah’a inanmazsanız, büyük bir azaba uğrayacaksınız’ buyurmuştur.” Bu cümlenin üstüne topluluk bir cevap vermeden dağılmıştır.
Kureyşlilerin ‘Mühammedül Emin’ sıfatını layık gördüğü Hz. Muhammed, Allah’ın birliğini, Hakk’ı tebliğ ettiğinde Kureyşliler O’nu yalancılıkla itham etmişler, dedikleriyle alay etmişler ve Allah’ın Peygamberini inanılmaz eziyetlere maruz bırakmışlardır.    
Hatta Resulullah’ın amcası Hz. Hamza’nın Müslüman oluşu da bu eziyetlere bir tepkidir. 
Hz. Peygamber bir gün Safa Tepesi’nde otururken, yanına gelen Ebu Cehil, O’na küfür ve hakaretlerde bulundu. Hz. Resul, hiçbir karşılık vermediler. Bu küfür ve hakaretleri işiten bir cariye, o sırada avdan dönen Hz. Hamza’nın önünü keserek durumu ona anlattı.      
“Zulmü görsen asla dayanamazdın” sözleri üzerine hiddetlenen Hz. Hamza, doğru Kâbe’ye Ebu Cehil’in yanına gitti ve ona “Benim kardeşimin oğluna sövüp, hatırını inciten sensin ha! Ben de artık o dindenim. Gücün yetiyorsa yaptıklarını bana da yap” dedi. 
Yanındakiler Hz. Hamza’ya yönelmek istese de, Ebu Cehil, “Hamza Müslüman olursa, İslam güç kazanır, ona ilişmeyin” diyerek Hamza’nın tehdidine karşılık vermemiştir. 
Bu hal, küfrün ‘iman güçlenmesin’ diye her türlü hakareti ve saldırıyı görmezden gelebildiğini göstermektedir. 
Hz. Hamza ertesi gün Allah Resulü’nün yanına giderek Müslüman oldu. Özellikle Ebu Cehil’in yanına aldığı müşriklerle beraber Hz. Peygamber’e hakaret eden, sözlerini alaya alan tavırlarına sıklıkla rastlamaktayız. Kureyşli müşrikler, Hz. Peygamber’in pek çok mucizesine şahit oldukları halde onu kolayca yalanlamaktaydılar. 
Ebu Cehil, Hz. Resul’e, “Eğer hak peygambersen şu ayı ikiye ayır da görelim” teklifinde bulundu. Ay ikiye yarıldığında iman edeceğine söz verdi. Peygamberimiz, aya şehadet parmaklarıyla işaret buyurdular. Ay bir anda ikiye yarıldı. Allah Resulü üç defa “şahit olunuz” buyurdu. Bu açık mucizeyi inkâr ettikleri gibi, Kureyşli müşrikler Allah Resulü’ne ‘sihirbaz’ deme cahilliğini de göstermişlerdir. 
Bi’setin yedinci senesinde ciddi bir boykotun yapıldığını görmekteyiz. 
Haşim ve Muttaliboğulları aileleri, Ebu Talib Mahallesi denilen yere topluca taşındılar. Bundan sonra mahalle sakinleriyle irtibat kesildi. Alışveriş yapılmadı ve kız alıp vermeyi bıraktılar. Üç yıl süren boykot, çocukların ve kadınların açılık feryatları arasında geçti. Ağaç yapraklarının ve deri parçalarının kaynatılarak sularının içildiği bu dönem, Hz. Peygamber’in bir mucizesi ile sona ermiştir. 
Allah, Kâbe’ye bir kurt musallat etti. Kurt, Kâbe’nin duvarında asılı bulunan boykotun yazılı olduğu kağıdı yedi. Sadece “Allah’ım senin isminle başlarım” yazısını bıraktı. 
Aldığı vahiy üzerine amcasına giden Hz. Peygamber durumu ona anlattı. Ebu Talib, müşriklere eğer Hz. Muhammed haklıysa boykotu bırakmalarını aksi halde Resuli Ekrem’i kendilerine teslim edeceğini söyledi. 
Müşrikler Ebu Talib’in ve Hz. Muhammed’in dediklerini doğru olduğunu gördükleri halde Müslüman olmadılar ama boykota son verdiler.
Hz. Peygamber’in müşriklerin inkârı, alaycı tavırları, işkenceye varan zulümleri karşısında amcası Hz. Ebu Talib’in ona verdiği destek çok önemlidir. Müşrikler, Hz. Resul’ün kararlılığını yıkamayınca amcasına gelerek O’nu davasından vazgeçirmesi için ikna etmeye çalışmışlardır.
Hz. Peygamberimiz amcasına, “Güneşi sağ elime, ayı sol elime verseler, ben yine bu davadan dönmem. Ya Allah bu dini hâkim kılar yahut Ben bu uğurda canımı veririm” demiştir.
Yeğeninin gözyaşları içerisinde haykırdığı bu sözler karşısında Ebu Talib, Hz. Resul’ün boynuna sarılarak, “İşine devam et, istediğini yap. Vallahi seni asla herhangi bir şeyden dolayı kimseye teslim etmeyeceğim” demiştir. Yaşadığı sürece sözünün arkasında durmuştur.  
Hz. Ebu Talib’in öldüğü yıl, siyer kitaplarında ‘hüzün yılı’ olarak geçmektedir. Üç gün arayla Hz. Ebu Talib’i ve eşi Hz. Hatice’yi kaybeden Allah Resulü, İslam davasında iki büyük desteğini kaybetmiş, büyük bir üzüntüye bürünmüştü. 
Pek çok Sünni eserde, Kasas suresinin 56. ayetine ve Tevbe suresinin 113. ayetine dayanarak Hz. Ebu Talib’in Müslüman olarak ölmediği yazmaktadır. Oysa Hz. Ebu Talib, Hicretten önce ölmüştür. Bu ayetler ise Medine döneminde nazil olmuştur. İslam araştırmacılarına göre Hz. Ebu Talib hakkında uydurulan bu iftiranın başlangıcı Muaviye devridir. Ve sebep Hz. Ali’ye olan düşmanlıktır. Mualifleri Hz. Ali’ye dil uzatamayınca, babasına saldırarak adeta Hz. Ali’nin makamına gölge düşürmek istemişlerdir.  
Sağlığında oğlu Ali ve Cafer’i Resulullah’a itaate davet eden Ebu Talib, ölümü yaklaştığı bir sırada da Kureyş’in büyüklerini toplayarak, “Ey Kureyş kabilesi! Peygamberi seviniz, O’nu himaye ediniz. Allah’a and olsun ki, O’nun yolunda ilerleyen kemale erer ve hidayetine tabi olan saadete kavuşur” nasihatinde bulunmuştur. 
İmam Sadık’dan şöyle nakledilir: “Cebrail, Resulullah’a (sav) gelerek şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Rabbin Sana selam gönderiyor ve Seni dünyaya getiren sülbe, Sana hamile kalan kadına ve Seni yetiştiren ve sorumluluğunu üstlenen şahsa ateşi haram kıldım” buyuruyor. 
Sonra şöyle devam etti: “Mezkur sulb, baban Abdullah b. Abdulmuttalib’dir. Ve Sana hamile kalan Amine bint-i Vehb’tir. Ve seni terbiye eden Ebu Talib’tir.” 
Ebu Talib, Kureyş müşriklerine karşı hep Peygamberimizle birlikte oldu.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1575971 µs