Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
17 Nisan 2014

Hz. Peygamber'in İslam'a davet eden mektupları



Hayatın her sahasında örnek ve rehber olan Hz. Peygamberimizin Ehl-i Kitap olan devlet büyüklerine hitabı, bizim için önemli bir ölçüdür. 
Zira dinlerarası diyalog denilen siyasi neticeli faaliyetler ülkemizde sıklıkla yapılmaktadır. 
Diyalog faaliyetlerinden maksat, maalesef “Sizin aslınız Türk değildir” noktasına vatandaşlarımızın taşınmasıdır. 
Bu çerçeveden değerlendirildiğinde diyalog, silahsız işgalin en önemli silahıdır. 
Herkes istediğine inanmak ve inancını yaşamak hürriyetine sahiptir. Ancak İslam’ın Hıristiyan ve Yahudilerle ilgili hükümlerini hiçe sayan veya çarpıtan uygulamalar, vatandaşlarımızı İslam dairesinden çıkarmaktadır. 
Oysa yabancı din âlimleri ile kurulacak temaslarda Hz. Resulullah’ın bu kişilere hitap ederken seçtiği kelimeler dahi dikkatle seçilmiştir. 
Hz. Peygamber, Arap yarımadasında hüküm süren meliklere elçiler göndermiştir. O’nun gayesi, bu melikleri İslam adına kazanmak, tebliğ ve irşat vazifesini yerine getirmektir. 
Resulullah, Bizans İmparatoru’na hitaben yazdığı mektupta şöyle hitap etmişti: 
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, 
Allah’ın Kulu ve Elçisi Muhammed’den Rumların Başbuğu Heraklius’a,  
Allah’ın selamı hidayet yoluna girmiş bulunan kimseye olsun. Buna göre Ben seni tam bir İslam daveti ile çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve 
selamet içinde olursun” diye yazmıştır. 
Yine İran Kisrası’na yolladığı mektupta, “Allah’ın Resulü Muhammed’den İranlıların Büyük Başkanı Kisra’ya: Hidayet yoluna girip ona tabi olana; Allah’a, O’nun kulu ve Resulüne iman edene; Allah’tan başka ilah olmadığına; O’nun bir tek ve ortaksız bulunduğuna, Muhammed’in O’nun resulü ve kulu, kölesi olduğuna şehadet edip bunu kabul edene selam olsun...” şeklinde hitap etmiştir. 
Mısır Mukavkısı’na gönderilen mektup ise tam bir İslam daveti ile şöyle der: “Allah’ın Kulu, Kölesi ve Resulü Muhammed’den, Kıptilerin büyük başkanı El Mukavkıs’a: Allah’ın selamı hidayet yoluna girmiş kimseye olsun. Buna göre, Ben seni tam bir İslam davetiyle İslam’a çağırıyorum, İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun…” demiştir. 
Hz. Peygamber, elçileri vasıtasıyla devlet büyüklerini İslam’a davet etmiştir. 
Amr b. Umeyye ed-Damri, ilk elçi olarak Habeş Necaşisi’ne gönderilmiş, Necaşi gelen mektubu yüzüne sürdükten sonra şehadet getirerek Müslüman olmuştur. 
Abdullah b. Huzafe es-Selimi, İran Kisrası Hüsrev Perhiz’e gönderildi. Kisra mektubu okuyunca yırttı. Yemen Kralı Bâzân’a bir mektup yazarak, “Yeni çıkan peygamberi yakalayıp bana getirin” dedi. 
Resulullah onlarla karşılaşınca, “Yarın görüşürüz” diyerek yanlarından ayrıldı. 
Ertesi günü Bâzân’dan gelen adamlara, “Siz reisinize şu haberi iletin: Benim Rabbim, onun ilahının canını aldı” dedi. 
Nitekim Allah, oğlu Şiruyen’i musallat kıldı ve oğlu Kisra’yı öldürdü. Onlar bu haberi Bâzân’a ulaştırınca, Bâzân Yemenlilerle birlikte Müslüman oldu.
Kısaca İslam Peygamberi’nin Ehl-i Kitap olan devlet büyükleriyle ve din âlimleriyle münasebetleri, İslam’a davet maksadıyladır. Ve bu davetler sonucu pek çok insan İslam’la şereflenmiştir. Yoksa “herkes kendi dini üzere yaşasın” şeklinde bir tavrı asla söz konusu olmamıştır. 
Tam tersine İslam dini ve Hz. Peygamber, teslisin batıl olduğunu ilan etmiştir. 
Hz. Peygamber’in vazifesi şu ayeti kerimeyle özetlenebilir: “Biz seni (ümmetine) şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Fetih, 8) 
Resulullah (sav) müjdeleyici olduğu kadar uyarıcıdır da. Bu sebeple O, tebliğ vazifesini hiç çekinmeden hangi şartta ve kime karşı olursa olsun yerine getirmiş ve “Bana uyun kurtulun, aksi halde helak olursunuz” ilahi ikazında bulunmuştur.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1616252 µs