Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
15 Nisan 2014

Ehl-i Beyt ve İmam Ali



Peygamberimiz (sav) Veda Haccı’nda, “Size iki emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı Kur’an diğeri ıtretim, Ehl-i Beyt’imdir. Bunlara sarıldığınız sürece hidayettesiniz” buyurdu. 
Ehl-i Beyt, Kuran’ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın (cc) doğru, temiz, sevilmesi şart olarak vasfettiği Peygamber ailesidir. 
En başta Hz. Peygamber (sav), Hz. Fatıma annemiz, İmam Ali, İmam Hasan ve İmam Hüseyin, Ehl-i Beyt’tir.      
Kuran’ı Kerim’de Ehl-i Beyt hakkında yer alan ayetlerden bazıları şöyledir: 
1-Tathir Ayeti: 
“Yüce Allah ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt’ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.” (Ahzab Suresi-33) 
2-Meveddet Ayeti: 
 “De ki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum.” (Şura Suresi-23) 
İmam Şafi Ehl-i Beyt’i sevmenin farz olduğuna işaret etmektedir. 
3-Mübahale Ayeti: 
“Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya girişirse de ki, “gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım ve sonra dua edelim de Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun.” (Al-i İmran Suresi-61) 
4-Ebrar Ayetleri: (İnsan Suresi 5-21) 
İnsan suresinin 8. ayeti de Ehl-i Beyt hakkındadır. “Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlar.” (İnsan Suresi-8) 
Ehl-i Beyt tabiri, Kuran’ı Kerim’de yer almaktadır.      
Ehlu’s-sünnet tabiri ise, hicri 110 yılında ölen Muhammed b. Sirin’ e aittir. 
Ehl-i Sünnet, dinde bidatlerin ortaya çıkmasından sonra, sünnetin savunulması ve ümmetin bütünlüğünün muhafazası maksadı ile ortaya atılmıştır. 
Kısaca Ehl-i Sünnet tabiri, sapık ve batıl akımlar ile hak olanı ayırt etmek için doğmuştur. 
Bu manada din dışı akımlarla ve batıla karşı verdiği mücadele ile İmam Ali (as) Ehl-i Sünnet’in de en önde gelen ismidir. 
İmam Ali efendimizin önemi herhalde en güzel şekliyle Gadri Hum hutbesinde ortaya çıkmıştır: 
Peygamber (sav) Gadri Hum’da şunları buyurmuştur: 
“Ali b. Ebî Talib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve benden sonraki halifemdir.” 
“Allah Resulü’nün (sav) halifesi odur. Müminlerin emiri odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı odur.” 
“Ey insanlar! Bu Ali’dir! O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir.” 
“Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.” 
“Ali Allah tarafından tayin edilen imamdır.” 
“Benden sonra Ali, Allah’ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O’nun evlatlarından olan benim neslimin hakkıdır.” 
Hz. Ali’nin (as) Emir’ül Mü’minin oluşu bizzat Allah’ın emri iledir. 
Hz. Ali kendinden önceki halifeler döneminde Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmuş, verdiği doğru hükümlerle hakkı batıldan ayırmıştır. 
Rivayetlere göre Hz. Ömer hilafeti döneminde 70 kere “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu” demiştir. 
İbn-i Sabbağ, El-fusul’ul-Muhimme’nin 3. cildinin 18. sayfasında şöyle yazıyor: 
“Adamın birisini Hz. Ömer’in yanına getirdiler. “Nasıl sabahladın?” diye sordular. Adam: “Fitneyi sevdiğim, Haktan hoşlanmadığım, Yahudi ve Hıristiyanları tasdik ettiğim, görmediğim şeye iman ettiğim, yaradılmamış şeyi itiraf ettiğim halde sabahladım.” 
Ömer, Hz. Ali yi çağırdı. Olayı kendisine anlattı. Hz. Ali şöyle buyurdu: 
“Doğru söylemiştir. Fitneyi sevmesinden maksat, Allah’ın Kuran’da buyurduğu gibi çocukları ve malı sevmektir. Zira Allah şöyle buyurur: “Şüphesiz mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir.” Haktan hoşlanmamasındaki maksatsa fitnedir. Kur’an şöyle buyurur: “Ölüm sarhoşluğu hak ve hakikat olarak gelmiştir.” 
Yahudi ve Hıristiyanları tasdik etmesinden maksatsa Allah’ın şu sözüdür: “Yahudiler, Nasraniler bir şey üzere değildirler, Nasraniler de Yahudiler bir şey üzere değildirler, dediler.” Yani, Yahudiler, Hıristiyanların, Hıristiyanlar da Yahudilerin hak olmadığını ifade ediyorlar ve birbirlerini tasdik ediyorlar ve birbirlerini yalanlıyorlar. Bu adam da her ikisini de tasdik ederek, onları bu konuda doğruluyor.” 
Görmediği şeye iman etmesinden maksat, görmediği Allah’a iman etmesidir. 
Yaratılmamış şeyi itiraf etmesi ise, kıyamettir ki, henüz yaratılmamıştır.” 
Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: 
“Ali’nin olmadığı sorulardan Allah a sığınırım.” 
Hamidi, Cem’un Beyn’es-Sahihayn’da şöyle rivayet ediyor: 
“Hz. Ömer zamanında beş adamı getirip bunların bir kadınla zina ettiğini söylediler. Ömer o beş kişinin hemen recmedilmesini emretti. O arada camiye giren Hz. Ali, hükmü duyunca, Hz. Ömer’e burada Allah’ın hükmü senin hükmünden farklıdır” dedi.
Hz. Ömer: “Ey Ali zina ettikleri sabittir. Hükümleri de recmdir” dedi. 
Hz. Ali, o beş kişinin getirilmesini istedi. Birincisinin boynunun vurulmasını, ikincisinin recmedilmesini, üçüncüsüne yüz kırbaç, dördüncüsüne elli kırbaç, beşincisine yirmi beş kırbaç vurulmasını emretti.” 
Hz. Ömer şaşkınlık içinde, “Ey Ali bu nasıl iş? Bir mesele hakkında beş ayrı hüküm verdin” dedi.
Hz. Ali şöyle buyurdu: “Birincisi zımni idi. Müslüman kadınla zina ettiği için İslam zimmetinden çıkmıştır. İkincisi evliydi bu yüzden onu taşladık. Üçüncüsü bekârdı, yüz kırbaç vurduk. Dördüncüsü köleydi, haddin yarısını uyguladık. Beşincisi de akılsızdı, bu yüzden yirmi beş kırbaç vurduk.” 
Hz. Ömer şöyle dedi: “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu. Ey Ali senin olmadığın ümmet içinde yaşamak istemem.” 
Allah şefaatlerinden ayırmasın.     







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1654804 µs