Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
3 Ocak 2014

Milli irade Meclis'tedir



Rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra, milli iradenin kime ait olduğu sorusu sorulmaya başlandı. Hatta Meclis’in varlığı dahi bazı TV kanallarında tartışma konusu yapılmakta.

Benzer bir soru, Gezi Parkı eylemlerinin ardından medyada gündem edilmiş, farklı bahaneler ile Atatürklü Türk bayrakları yasaklanmıştı.

Gezi’den önce de Türkiye Cumhuriyeti yazılı tabelaların sökülmesine şahit olmuştu Türk milleti… Her olayla nabzı denenen bizler, “Milli hassasiyetlerine sahip çıkmaz” duyarsızlığına gelene kadar bu hal devam edecektir zira adam sendecilik, Türk milleti için istenen psikolojidir.

Yoksa, bakan evlatlarının dahil olduğu Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk vakalarından biri ile karşı karşıya iken, paralel devletten, devlet içi devletten ve milli iradenin devrinden söz etmenin yeri midir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir, demokrasi ile idare edilir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrıldığı kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir.

Kuvvetler ayrılığı güçlerin birbirine üstünlüğünü engelleyen bir sibop mesabesindedir.

1921 Anayasası’na “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazdırmıştır Atatürk.

Kayıtsız şartsız milletin oluş, bugün Meclis Genel Kurulu’nda da halen yer alır.

Egemenlik, yani yasama yetkisi, millete aittir. Milli irade, belli aralıklarla yapılan seçimler vasıtasıyla, milletin vekâletini alarak Meclis’e gönderdiği vekilleri aracılığı ile Meclis’te şekillenmektedir.

Siz, rüşvet skandallarını devlete ve hükümete komplo olarak nitelerseniz de, bu komployu yapanların ortaklarını yargıdadır diye işaret etseniz de, milli iradenin devrinden söz edemezsiniz.  

Zira millet iradesi Meclis’te şekillenir ve bu iradenin devri mevcut sistemde söz konusu olamaz. Tartışılması gereken, milletin iradesini yansıtmak ve sadece ona hizmet etmek için Meclis’e gelenlerin iradelerinin devridir.  

Vicdani bir mesele olan bu konu, maalesef bunun yaşadığımız vahim siyasetin ana nedenidir. Oysa Atatürk, Nutuk’a başlarken, Kurtuluş Savaşı’nın ana gayesi için şunları ifade etmişti: “Efendiler! Bir tek karar vardı. O da mili egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.” (Nutuk, Sayfa 18)

Yani millet egemenliğine dayalı bir model, Ata’nın Anadolu’ya adım attığında kafasında olan modeldi.

İsmet İnönü ile arasında zaferden sonra geçen bir konuşma, millet egemenliğine dayalı Cumhuriyetin neden 29 Ekim’de ilan edildiği bilgisini verir. Atatürk, 30 Ekim’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden bir gün öncesine denk gelen 29 Ekim’in manasını soran İnönü’ye şöyle cevap verir: Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın. Saray ve hükümet teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet Sarayın, Saray da İtilaf Devletlerinin elinin altına girmişti. Saray bu halinden memnundu ama ben bunu kabul edemezdim. Mütareke 30 Ekim’de imzalandı. Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı. Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerde çektiğim azabı bilirsin. Yanındaydım. Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da milletin, mazlum bir milletin ahıdır... Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür.”

Millet iradesine teslim edilen bir devlet işte bu zihniyetle, bu bağımsızlık ruhu ile kurulmuştur. Kan dökerek, can vererek ama bağımsızlıktan taviz vermeyerek, millete emanet edilmiştir.

Aynı görüşü paylaşmayanlar, farklı gündemleri bahane ederek, Türklüğü, cumhuriyeti,  milli iradenin nereye devredildiğini tartışa dursunlar, milli irade Atatürk zamanından beri Meclis’tedir...









Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1626384 µs