Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
17 Aralık 2013

Hz. Mevlana




"Ölmeden evvel ölünüz" gerçeğinde öteleri seyreden kâmil insan, "Biz ezel ve ebedliyiz" deyip zaman kabuğunu delen mana eri, âşıklar sultanı Hz. Mevlana'yı vuslatının 740. yılında anıyoruz.

Hazret-i Mevlana, 1203 tarihinde Horasan'ın Belh şehrinde dünyaya teşrif etmiştir.

Babası Sultanu'l Ulema diye bilinen Bahaddin Veled, annesi Harzemşahlar’dan bir prenses olan Mü'mine Hatun'dur.

O; bir felsefeci, hümanist, mistik veya Darvinist olmayıp, tasavvuf yolunda mürşidi kâmillerin nazarı ile yetişerek Hakk'a vuslat ile şereflenen bir Allah dostudur.

Uluhiyet ve tevhid inancı ile İslam'ı yaşamıştır. Nefs tezkiyesi, istikamet, teslimiyet ve zikir ile vuslata ermiştir.

İlk manevi terbiyesini babası Bahaddin Veled Hazretleri'nden alan Mevlana Celaleddin, daha sonra babasının halifelerinden Seyyid Burhaneddin Hazretleri'nin disiplinine girmiştir.

Seyyid Burhaneddin, onun nefs basamaklarından yükselebilmesini sağlamak için engin bir çileye sokacaktır. Devamlı oruç ibadeti ile Hazret-i Mevlana'ya nefsini tezkiye ettirmiştir.

Mevlana o kadar yükselmiştir ki, Konya'dan çıkıp Kayseri'ye yerleşmek isteyen üstadı Seyyid Burhaneddin'e gönül etmiş, bindiği katırı bu nazla devirerek ayağının kırılmasına sebep olmuştur.

Seyyid Burhaneddin Hazretleri de ayağı kırılmasına rağmen, bu talebesine kızması gerekirken tatlı bir tebessümle yanındakilere "Bizi Celaleddin göndermiyor" diyerek geri dönmüştür.

Ne var ki, Seyyid Burhaneddin "Bir postta iki aslan oturmaz" diyerek bir zaman sonra Mevlana'dan ayrılmıştır.

Onun vuslata giden yolda üçüncü hocası Şems-i Tebrizi Hazretleri'dir.

İlk karşılaşmalarında Mevlana medresesinden çıkmıştı. Kendine doğru ilerleyen o kişi, kendi kadar güzel bir soru soruyordu bu mana erine: "Söyler misin bana, 'Seni tanıdım' diyen Beyazıd-ı Bestami mi büyük, yoksa 'Ya Rabbi, seni layıkıyla tanıyamadım' diyen Hazret-i Muhammed (sav) mi?"

Hazret-i Mevlana bu soruyu, bir mana padişahı olduğunu ifade edercesine şöyle cevaplandırdı: "Hiç şüphesiz 'Seni layıkıyla tanıyamadım' diyen Hz. Muhammed, Beyazıd'dan çok büyüktür." Şems, bu tecelli karşısında bir sayha atıp kendinden geçti. Bundan sonra iki ezeli dostun beraberliği başlamıştır.

İşte Mevlana, Şems ile sonsuz muhabbet âlemini yaşamış, bazen dünya sahillerinde insanlarla dolaşmış, çok defa da Mesnevi'sinde olduğu gibi Hak ile beraber Hak'da seyretmiştir.

Mevlana'nın Hakk'a ve hidayete davet etmede kullandığı engin çağrı, çeşitli çevrelerce bugün istismar edilmektedir.

"Gene gel, gene, ne olursan ol! İster kâfir ol, ister putperest, ister Mecusi. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel! Bu dergâh ümitsizlik dergâhı değildir!" diyor Hz. Mevlana.

Bu çağrı onun mü'min-kâfir ayrımı yapmadığı, her insanı olduğu gibi kabul ettiği şeklinde yorumlansa da, Hz. Mevlana eserlerinde bu saptırmalara cevabı kendisi vermişti:

"Sağ olduğum sürece Kuran'ın kölesi, bendesiyim.

Ben Muhammed Muhtar'ın yolunun tozuyum.

Benim sözümden bundan başkasını bir kimse naklederse,

Ben ondan da bizarım, onun sözünden de." (Hz. Mevlana'nın Rubaileri )

Hz. Peygamber'in eteğinde, Ehl-i Beyt'i kendine kılavuz etmiş büyük bir mana eridir Hz. Mevlana.

Mesnevisinde şöyle bir hikâye anlatır: "Adamın biri, mutantan, müzeyyen bir şehrin çok mükemmel bir köşkünde mehtaplı bir gecede uykuya dalar. Rüyasında acayip manzaralarla, uçurumlarla ve de canavarlarla karşılaşır. Feryat eder, kimseye sesini duyuramaz. Tabi adam uykudadır ve kendinden haberi yoktur. Zira kendinden haberi olsaydı, nasıl olsa rüyadayım, korkmama ve ürkmeme sebep yoktur der, kendini teselli ederdi. Kendinden haberi olmadığı için teselli de edemez. Ne zaman gözlerini açarsa, elhamdülillah, gördüğüm rüyaymış der ve sevinir."

Bu hikâyeyi naklettikten sonra Mevlana, Hz. Ali Efendimiz'in "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" buyurduğunu söyler ve ekler: "Bir rüya kadar ömrü olan sen, geçici fani âleme aldanmışsın. Zira oyun ve oyuncaktan ibarettir. O halde ebedi âleme hazırlan."

Ebedi âleme hazırlık, elbette İslam'ı yaşamakla olabilir.

Bugün Hz. Mevlana'nın adının karıştırılmak istendiği büyük tuzak, Hz. Peygamber'in devreden çıkarıldığı, "Muhammed'siz bir İslam" anlayışıdır.

Onu anlamak ve anlatmak ise teslisden ayrılıp, tevhid istikametine girmekle olabilir.

"Her dükkânda ayrı bir kâr var, ey oğul,

Mesnevi de yokluk dükkânıdır.

Mesnevimiz tevhid dükkânıdır.

Birden başka her ne görürsen,puttur o." (Mesnevi, 6, 229)

Tevhidi ise, bineği olan aşkla yaşamıştır, bu büyük mana eri.

"Biz geceleri ta sabaha kadar sevda dalgaları arasında bocalar dururuz. İstersen gel bağışla bizi, istersen gel cefa et bize" diyen Hz. Mevlana, 1273 yılında ‘Sevgili’sine kavuşmuştur.

Rahmeti bol olsun! Allah şefaatlerinden ayırmasın.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1668150 µs