Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
29 Ekim 2013

Cumhuriyet Bayramı'nda Atatürk'ü anlamak




Cumhuriyetimizin ilanının 90. yıldönümünü kutluyoruz. 90 yıllık Cumhuriyet tarihi, kurucusu Atatürk’ün vefatından sonra başka bir çehreye bürünmüştür. Bu dönemde Atatürk farklı tanıtılmış ve maalesef bugüne kadar süregelen Ata’sı ile milletin arasını açma oyunu sergilenmiştir. 
Mustafa Kemal’in ardından gerçekleşen icraatlar ona ait olmamakla beraber kendisine mal edilmiştir. Rahmetli Atilla İlhan, “Bugün tanıtılan Atatürk gerçek Atatürk değildir. 1938’den sonra gösterilen Atatürk filan kişinin Atatürk’üdür” derdi.  
Dini kimliği gizlenen Atatürk’ün Cumhuriyete ve yeni devlete giden yolda, inancı ve milleti ile arası kesilmiştir. Ortaya Müslüman - Türk’ten uzak bir kimlik çıkmıştır ki, bunun gerçek Atatürk’le alakası yoktur. 
Türkiye’de belli çevrelerin uydurdukları Atatürk yalanlarına birkaç örnek verelim: 
“Atatürk devrimleri din dışıdır, Atatürk dine karşıdır.
Kurtuluş Savaşı antiemperyalist bir mücadele değildir. 
Atatürk manda ve himaye taraftarıdır.
Lozan Anlaşması zafer değil, hezimettir” gibi ucube görüşlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuran irade şekil değiştirmiştir. 
Oysa Atatürk, Cumhuriyeti kurmaya, Nevşehir Hacı Bektaş’ta Cemaleddin Çelebi Efendi’nin dergâhında onunla beraber karar vermiştir ve bu karar tam bağımsızlığa giden yoldur. 
Üç gün kalınan dergâhta Cemaleddin Efendi ile yapılan gizli görüşmelerin tek tanığı bugün Hacı Bektâş-ı Veli Dergâhı’nın postnişini Arife Ana’nın kayınpederi Hamdullah Efendi’dir. 
Atatürk dergâhtan ayrılırken Cemaleddin Çelebi, “Atam Cumhuriyeti ne zaman kuruyoruz?” diye sorar. Cumhuriyet kelimesini duyan Atatürk heyecanlanır ve Cemaleddin Çelebi’ye yaklaşarak, “Aramızda kalmak kaydıyla en yakın zamanda” cevabını verir. “Cumhuriyet” ismi ilk olarak orada zikredilmiştir. 
Bu görüşme sırasında Atatürk, Cemaleddin Çelebi’ye annesi Zübeyde Hanım’ın gördüğü bir rüyayı anlatır. Zübeyde Hanım’a rüyasında Peygamber Efendimizin (sav) altın tepsi içinde Kur’an ve kılıç getirdiğini söyleyince Cemaleddin Çelebi Atatürk’e “Sen de rüyaya yat. Yarın konuşalım” der.  
Atatürk o gece rüyasında Deliktaş’a girdiğini ve kollarının dirseklerine kadar kanla dolduğunu görür, sabah rüyasını Cemaleddin Çelebi’ye anlatır. 
Cemaleddin Çelebi rüyaları şu şekilde yorumlar: Peygamberimizin getirdiği Kur’an annene, kılıç ise sanadır. Aslında o kılıç sana verilmiştir. Annenin sütü sana helal olduğu için onun duasıyla sana gelecektir, senin savaşacağının işaretidir. 
Deliktaş’a girince kollarının kanla dolması ise bu savaşın zaferle sonlanacağını gösterir. Zaferin mübarek olsun” der. 
Atatürk’ün Hacıbektaş’tan ayrılmadan Cemaleddin Çelebi ile birlikte Hacı Bektâş-ı Veli türbesini ziyaret ettiği de kaynaklarda mevcuttur.  
Hünkâr Hacı Bektâş-ı Veli Hazretleri’nin kabrine kapanır ve şöyle dua eder: “Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma.” 
Görüldüğü gibi Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyetin mimarı Atatürk tıpkı Türk milleti gibi İslam hamuru ile yoğrulmuş bir vatan evladıdır. 
Cumhuriyetin ilanına giden sürecin Amasya’dan başlaması da manidardır. 
Bektaşi vatandaşların yoğun olduğu bu yerde kurtuluşa ve bağımsızlığa verdikleri değer onların bu kutsal davada Ata’nın yanında yer almalarını sağlamıştır. 
Kısaca Atatürk bazılarının görmek istediği gibi dinsiz bir kimlik değil, tam tersine Bektaşi bir ana babanın evladı tam bir Bektaşi’dir. 
Burada bir noktanın da altını çizmek gerekir: Bizim ortaya çıkardığımız Bektaşi Atatürk elbette ki Hoca Atatürk değildir.  
Ancak inancı sağlam, Ehl-i Beyt’e gönül vermiş, inanan bir liderdir ve Türk milletine Cumhuriyeti bu lider armağan etmiştir.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1626142 µs