Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
4 Eylül 2013

Ne için 'değerli yalnızlık'?



İzlenen dış politika ile Türkiye'nin dünya nezdinde tek bir dostunun kalmaması, işin mahiyetinin anlaşılmaması için 'değerli yalnızlık' olarak ifade edilse de, Türkiye gerçekten yapayalnız kaldı. 
Suriye meselesinin ortaya atıldığı günlerde Türkiye'nin Sünni dünyanın başı olarak, "Yeni Osmanlıcılık hareketi" ile sahneye çıkarıldığından, 57 İslam ülkesi arasında Sünnilerin hamisi sıfatıyla bir etkisi olabileceğinden bahsetmiştik. 
ABD'nin Türkiye'yi BOP'ta eş başkanlığa getirmesinin bir nedeni de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Türkî Cumhuriyetler'de ve Arap İslam devletlerinde sahip olduğu "abi" pozisyonundan yararlanmaktı.  
Aradan üç yıla yakın bir süre geçti ve aynı konuyu ele alırken, maalesef Türkiye'nin sıfırlanan prestijinden, devletin başbakanının uluslararası arenada dikkate alınmayan çıkışlarından bahsediyoruz. 
Acı bir durum bu. 
'Değerli yalnızlık' ciddi bir itibar kaybı yaptı. 
Somali'de Türk büyükelçiliğine saldırı düzenlendi; Musul'da Türk Başkonsolosu hedef alındı. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü basın açıklamasında, Türkiye'ye "sabrımız tükenmek üzere" ikazını yapabildi.
Üstelik 'değerli yalnızlık' olarak kamufle edilmeye çalışılan bu hal, bugün Batı basınında da yer alan şekliyle tutarsız bir siyaset anlayışı şeklinde tezahür etmektedir. 
Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt, Erdoğan'ın dış politikasının 'anlık ve tutarsız'  olduğunun altını çizdi. Başbakan Siirt Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, bir aylık Suriye mesaisini şöyle anlattı: "Son bir ay içinde Fransa, Almanya, Yunanistan, Rusya, İngiltere, Malezya, Katar, İtalya, Pakistan, Hollanda, Danimarka, Endonezya liderleri ile ve BM Genel Sekreteri ile telefon görüşmeleri yaparak Suriye'deki durumun ciddiyetini ve derhal bir adım atılmasının gereğini kendilerine ilettik." 
Ne elde edildi, koca bir 'değerli yalnızlık'… Kimse tarafından ciddiye alınmayan çağrılar zinciri… 
30 Ağustos resepsiyonunda ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin açıklamalarına göre G-20 öncesi müdahale olur öngörüsünde bulundu Başbakan. "Müdahale bir iki günlük değil, rejim çekilene kadar olmalı" diye de yineledi. 
Aynı anlarda Rusya'nın kararlı tavrı neticesinde İngiltere koalisyondan çekildi, Fransa geri adım attı, projenin mimarı ABD dahi müdahaleyi Kongre'ye havale ederek askıya aldı. Bizim Başbakan'ın öngörüsü yine 'değerli yalnızlığa' dönüştü! 
Rusya Lideri Putin ile G-20 zirvesinde bir araya geleceklerini beyan ettiğinde ise, Rusya'dan gelen resmi açıklamada, Türk Başbakan ile birkaç dakikalık selamlamanın dışında bir görüşmenin gerçekleşmeyeceği bildirildi. Obama, Suriye’deki karmaşayı bir mezhep savaşı şeklinde nitelemekle beraber, “Oradaki mezhep sorununu biz çözemeyiz, bizim olmayan bir savaşa giremeyiz” diyerek Suriye meselesinde ısrarcı Türkiye'yi 'değerli yalnızlığa' itiverdi… 
Başbakan, kimyasal olmadığı yönündeki BM kararının ardından "kimyasal silah bulunmadı diye niye vazgeçiyorlar, kimyasal bulunmadıysa da yüz binlerce insan ölmedi mi?" diyerek bir 'değerli yalnızlık' tespitinde daha bulundular. 
İnsanın aklına 'değerli yalnızlık'taki bu ısrar neyin karşılığı diye sormak geliyor. 
Rusya'nın tavrı Batıyı dize getirmiş ve Suriye'ye silahlı müdahale geri adım attırmışken; Türk halkı müdahaleyi istemezken, siyasetin tek başına devam eden yalnızlık siyaseti sizce hangi görüşe hizmet için olabilir?







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1585976 µs