Piyasalar

17 Temmuz 2019, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
17 Ağustos 2013

BOP'un bahanesi demokrasi



Darbe ile iktidarı değiştirilen Mısır, darbecilerin katliamları ile bir kez daha dünya gündeminde.
Binlerce sivilin öldürüldüğü olaylar, ne yazık ki halen demokrasi açısından değerlendirilmekte. Oysa Mısır’da veya daha öncesinde Tunus ve Libya’da yaşananların demokrasi ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Zira demokrasi beşeri bir tanımdır. Batının ortaya attığı bu tanımın, menfaatlere ve şartlara göre değişmesi ve değiştirilmesi tabidir.
Bu sebeple, kan akıtarak elde edilen başarıları demokrasinin vücut bulması için gerekli adımlar olarak duyuyoruz. 
Malum, 2000’li yılların başında sömürü düzeni globalleşme adı ile yeni bir şekil kazanmış ve bu yeni düzenin uygulamasında demokrasi öne çıkarılmıştır. İnsan hakları ile de desteklenen demokratik düzen, maalesef sömürünün ve kaynaklara ulaşımın bahanesi olmuştur. İnsanlara hak vermek adına, insanlığın en temel hakkı yaşam hakkı gasp edilmektedir. 
Dünyada özellikle Mısır’da yaşanan son olaylara da bu pencereden bakıldığında, darbenin ve sonrasındaki katliamın BOP’un bir parçası olduğu görülecektir.
Mübarek ve Mursi bu projenin gereği olarak devreye konulmuş ve devreden çıkarılmıştır.
Uzun zamandan beri İslam dünyasında vuku bulan olaylar BOP’un hayata geçiş tarzıdır
Bu coğrafyada hiçbir olay kendi başına bağımsız bir hadise olmayıp, mozaiğin taşlarıdır.
Tunus, Cezayir, Libya, Mısır ve hatta Türkiye, BOP’a göre yapılması gerekenleri bilerek veya bilmeyerek hayata geçirmektedir.
Kimi demokratik yolla, kimi darbe ile kimi de demokratik açılım yolu ile uygulama dönemine girmiştir.
İnsan hakları, demokrasi adıyla sunulan bu uygulamalar ne insan hakları ile ne de demokrasi ile uzaktan yakından alakası olmayan hadiselerdir.
Ortadoğu’da cereyan eden olayları BOP çerçevesinden değerlendirmedikten sonra hadiseleri tahlil etmek ve samimiyetle çaresini bulmak asla mümkün değildir.
Colin Powell geçmişte, İslam dünyasını ziyaret ederken bugün yaşanan tabloyu şöyle ifade etmiştir: “Biz bundan sonra elde etmek istediğimiz coğrafyaları silahlı güçlerimizle kazanmayacağız. Girmek istediğimiz yerlerin insanını kendi tarafımıza alarak eylemleri, o ülkenin insanına yaptırma dönemine gireceğiz.”
İslam dünyasında günümüzde yaşanan kaos işte budur. Dikkat edilirse ABD’nin bu ülkelere direkt müdahalesi olmamasına rağmen, çıkan olayların tamamında Birleşik Devletler’in parmağı vardır.
Çünkü Müslüman coğrafyada ABD yararına insanlar kazanılmış, bu insanlar, ülkelerinde kendi insanının karşısına çıkartılmıştır.
Ne İslam dünyası ne de Türkiye bu hastalığın manasını teşhis edememiş, onun için de tedavi noktasında hayırlı bir sonuç alamamıştır.
Yapılması gereken, bu coğrafyaların varlık sebebi olan istiklal ve istikbalini teminat altına alan bağımsızlık anlayışının hayata geçirilmesidir. Gizli elin, bölme ve parçalama projelerine dur denilmesidir.
Sen hem ülkenin bölünmesine çanak tutacaksın, batının dediğini noktası virgülüne kadar hayatına geçireceksin; hem de milli devletten, milli varlıktan ve çıkardan bahsedeceksin…
Bu, ABD projesinin bir parçası olduğu halde kendini halen milli düşüncede göstererek milleti kandırmaktan başka bir şey değildir. Mısır ve Türkiye’deki olayların tamamı BOP’un hayata geçiş tarzıdır. Sadece yöntemleri farklıdır. Biri demokratik yolla, diğeri de darbe ile olmuştur…
Allah ayıkan, ders alan kullarından eylesin. 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1596841 µs