Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
25 Mayıs 2013

Gümrük birliği konusu



Ekonomi bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin aleyhine işlemeye başladığını söyledi ve şu açıklamalarda bulundu:  “Avrupa Birliği (AB) ile Serbest Ticaret Anlaşması yapan ülkelerin malları bize AB üzerinden geldiğinde maksimum yüzde 9 vergi koyabiliyoruz. Oysa onlar bize yüzde 80-90 vergi koyarak rekabet şansımızı yok edebiliyorlar. Gümrük Birliği’ni (GB) ya kaldıralım, ya da revize edip yerine Serbest Ticaret Anlaşması yapalım istiyoruz. GB’den çıkarsak Avrupa bizden mal almaz diye bir şey yok. ...GB’nin daha fazla aleyhimize işlemesine tahammül edemeyiz.” 
Bilindiği gibi Türkiye ile AB arasında 1996 yılından itibaren yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin temeli, Ankara Antlaşması ve Katma Protokol’e dayanmaktadır. Antlaşmada AB’nin dış ticaret politikası Gümrük Birliği’nin ayrılmaz bir parçasıdır” deniliyor. AB’nin dış ticaret politikasını tam üyelerden oluşan bir üst kurul belirlemektedir. Yani Türkiye üye olmadığı bir birliğin dış ticaret politikasına uymayı kabul etmiştir. 
Gümrük Birliği’ne girişimiz pek çok şehirde havai fişek gösterileriyle kutlanırken biz, bunun Türkiye için bir zafer değil, bir hezimet olduğunu ifade etmiştik. 
Aynen dediğimiz gibi çıkmıştır. O dönemin dış basınında konuyla ilgili haber ve yorumlarda dahi bu durum görülmektedir. 
Dönemin Avrupa Parlamentosu Yunan Üyesi Yannas Kranidiotis,
”Gümrük Birliği Türkiye için kötü bir ekonomik hediyedir” derken, dönemin Fransa Büyükelçisi ise “bu süreçte Avrupa kazanırken Türkiye kaybetti” demiştir. 
Gümrük Birliği ile Türkiye tam bir ithalat patlaması yaşadı. 
Fransa’dan, İtalya’dan, İsveç’ten ve Almanya’dan yaptığımız ithalat ciddi oranlarda artarken ihracatımız düştü. 
Sonuçta Türkiye 10 yılda 200 milyar dolar zarar etti. 
Şimdi sorulması gereken soru şudur: Yıllardır zararımıza işleyen bu anlaşmayı iptal etme konusunda hükümet neden bir harekette bulunmamıştır? 
Ülkemizi bir açık pazar haline getiren ve şartlarını Brüksel’in  belirlediği Gümrük Birliği’nden çıkma yolunda neden on küsur yıldır gereken adımlar atılmamıştır?
Çünkü AB’ye üyelik konusunu resmi politika olarak benimsemiş bir iktidarın böyle bir adım atabilmesi söz konusu bile olamaz. 
Nitekim Sayın Başbakan ABD ile AB arasındaki ticaret anlaşmalarında da Türkiye’nin yer alması gerektiğini ifade ediyor ve ABD ile Avrupa Birliği arasındaki şu anda yapılmakta olan Serbest Ticaret Anlaşmasıyla ilgili olarak “Türkiye’nin Gümrük Birliği’nde olması hasebiyle bu sürecin içerisinde bulunmasının gerekliliği vurgulandı ve bu da olumlu karşılandı. Bu konuda ekonomiyle ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdik. Bakanlarımız bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürecekler” diyor...
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in “bizim aramızdaki serbest ticaret AB’den önce gerçekleşebilir” dediği ifade edilmektedir. 
Yani Türkiye Amerikan mallarına da gümrüksüz olarak kapılarını açacak, yine bir açık pazar haline gelecek, aynı zarar ve kayıplar yine yaşanacaktır. Bu zaten bitme noktasına gelmiş yerli üreticiye yeni darbeler demektir. O halde yalnız ekonomide değil, siyasi, kültürel ve askeri her sahada bizi tek taraflı yaptırımlara mecbur bırakan, milli menfaatlerimizle hiç bir şekilde bağdaşmayan ve devamlı surette zararımıza işleyen politikaları terk etmemiz artık zaruri bir hale gelmiştir. 
Aksi takdirde çok geç olabilir..








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1607270 µs