Piyasalar

17 Temmuz 2019, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
27 Mart 2013

Malum mektuptan - 2



Dünkü yazımızda Apo'nun adına açıklanan mektubun bazı bölümlerini sizlere aktarmıştık. 
Barışa davet ve çözüm içerdiği iddia edilen mektup hakkında önce diğer siyasilerin beyanlarını bekledik. Yazılanlar konusunda yorumlar genelde olumlu idi.   
Mektubu bir de biz okuduk ve satır aralarında memnuniyet verici olduğu iddia edilen çözümlerin denilenden farklı mesajlarını tespit ettik. 
Ve o zaman, "mektup okunurken neden Türk bayrağı yoktu?" sorusunun cevabını da bulduk. 
İfadelerde; yazılanlar ile yapılmak istenilenin, beklentilerden farklı olduğunu müşahede ettik. "Demokratik hak, özgürlük ve eşitlik"ten mektubu yazan veya yazdıranların ne anladığına dikkat etmek gerekir. 
Dün, bazı bölümlerini aldığımız için tekrar aynılarını yazmaya gerek duymadan mektupta yer alan çelişkilerin altını çizeceğiz: 
Başlarken, "Bu büyük medeniyet kardeş topluluklar siyasi baskılarla birbirine düşürülmeye çalışılmıştır." Ve "Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor…" denilmektedir. 
Mektubun girişinde, kardeş toplulukların siyasi baskılarla birbirine düşürüldüğü yazılmış;  hemen altında da, Ortadoğu ve Orta Asya halklarının artık uyandığı, kendine ve aslına döndüğü belirtilmiştir. Yani, demokrasiden kasıt, bugüne kadar baskı altında tutulan, Ortadoğu ve Orta Asya halklarının uyanışıdır. 
"Kürtler, öz benliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı, kutlu olsun" denilerek ilk hak kazananın Kürtler olduğu vurgulanmıştır. 
Ancak mektuba göre, sadece hak alacak, ezilen sınıf olarak görülen Kürtler değildir. 
"... Bu Nevruz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenilerin, Arapların ve diğer halk toplulukları"nın hak araması istenmektedir. Üstelik burada yazılanlar ile sadece etnik ayrıma yönelik bir ezilmişlik direnişinden de bahsedilmediği ortadadır.   
Ezildiği iddia edilen kadınların, mezheplerin, tarikatların, işçilerin ve hatta sistemden dışlanan, yok sayılan herkesin, sisteme karşı hak araması tavsiye edilmektedir. 
Ve bunun ilk adımı olarak, "Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir 'milli dayanışma ve barış konferansı' temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve karar almaya çağırıyorum" denilmektedir. 
Bu büyük bir çelişkidir. 
Barış cümlelerinin ardında Kürtlerin, Türkmenlerin, Asurilerin, Arapların kendi gerçeklerini tartışmasından bahsedilmektedir. 
Bir başka çelişki de İslam kardeşliği kullanılarak yapılmaktadır. 
"...Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları, kardeşlik ve yaşam hukukuna dayanmaktadır." 
İslam kardeşliği olarak tarif edilen ve Atatürk Türkiye’sinin de temelini oluşturan kardeşlik,  bugün Anadolu coğrafyasındaki tüm etnik kimlikleri birleştiren temel harçtır. Ancak çözümden ve hak aramaktan bahsederken bu kardeşlik bozulmaktadır. 
Kurulmuş İslam kardeşliğini Ermenilere, Asurilere, Türkmenlere, Araplara "Siz de bilinçlenin, hak arayın" teklifi ile kendileri yıkmaktadır. 
İslam kardeşliğini örnek gösterirken, "Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındaki hakikatler bugün yeni müjdelerle harekete geçiyorlar" diyerek, bu kardeşliği bir kez de üç farklı dinden bahsedilerek yıkmaktadır. 
Bir başka çelişki de savaşlardaki kahramanlıklar hatırlatılarak yapılmıştır: 
"…Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler, 1920 Meclisini de birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin ortaya koyduğu gerçek, ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir." 
"... Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'nın derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz" İfadeleri kullanılmıştır. 
Mektup, Kürtlere farklı haklar vermenin gereğini, Çanakkale Savaşına, Kurtuluş Savaşına dayandırmaktadır. Ancak daha sonra buradaki kahramanlığın karşılığında sadece Kürtlere ayrımcılık istemektedir ki, bu ciddi bir çelişkidir. 
Unutulmamalıdır ki, Çanakkale Savaşında ve Kurtuluş Savaşında, bir ve beraber hareket ettiren ruh bir bayrak, bir devlet, tek millet için yapılan mücadele idi. 
Yoksa savaş sonrasında Kürtler ayrı devlet, Lazlar ayrı devlet kurmanın hesabında olmamıştır. 
Kaldı ki, bu savaşlarda, sadece Kürtler değil, Laz, Çerkez, Boşnak, Türkmen vesaire pek çok etnik kimlik Anadolu'nun düşman işgalinden kurtulmasında canını esirgememiştir. 
Kürtlere bu savaşlar gerekçesi ile hak talebi, diğer etnik kimliklerin hakkını yemekten başka bir şey değildir. 
Yaptıklarını ve bundan sonraki süreci değerlendirirken kullandığı ifadelere bakıldığında,  dedikleri ile ileriye dönük planlarının birbiri ile çeliştiği görülecektir: 
"Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyasi sürece kapı açılıyor…" 
"Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakmak değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır" denmektedir. 
Elbette ki bu son değil, yeni bir başlangıçtır. 
Ve hak arama adına silahlı mücadelenin siyasi arenaya dönüştüğünü söylemek, barış ve çözüme yönelik olmadığından bir çelişkidir. 
Halkların kardeşliğinden anladığı, her etnik kimliğin Türkiye coğrafyasından,  mücadelesi ile kendine ait toprağı almasından başka bir şey olmamaktadır. 
Bu da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatanı Anadolu'nun hak arayanlar arasında parçalanması demektir. 
Biz kavramı üzerinde de çelişkili devam etmektedir. 
"… Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz." 
Biz den kastının ne olduğu tam anlaşılamamışsa da, Kürtleri kastettiği fikri, metnin geneline bakıldığında ağır basmaktadır. Kendi ifadesi ile "mücadele" olan Kürtlere hak verme isyanı, diğerlerini bu kadar hiçe sayarken, nasıl olur da birleştirme olarak anlaşılabilir?   
Etnik köken, mezhepsel temel, dinsel öğeler ve hatta meslek grupları kullanılarak ayaklanma için her türlü zemin devreye konulmaktadır. 
Böyle bir bakış açısında, birliğin ve beraberliğin simgesi Türk bayrağı o meydanda zaten yer alamazdı, almamıştır. 
Belki de farklı kişiler tarafından bölümleri hazırlandığı için çelişkiler ile dolu bu metin; ne çözüm, ne barış, ne de demokrasi getirebilir. 
Sadece Büyük İsrail'in kurulmasına hizmet etmek için şimdilik müsaade edilmek istenilen Kürdistan'ın alt yapısıdır. 






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1579067 µs