Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
18 Mart 2013

Çanakkale Zaferi'nde Atatürk



Çanakkale Zaferi'nin 98. yıl dönümünü kutluyoruz. 
Mustafa Kemal'in komutasındaki Türk ordusunun "Çanakkale geçilmez" diye tarihe yazdırdığı büyük destanın yıldönümündeyiz. 
Bugün bazı çevrelerce Atatürk ile Türk Milleti arasındaki bağları koparmak isteyenlerin sığındığı liman olan "din" mevzusuna en güzel cevaplardan biridir Anafartalar anıları… 
Zira Atatürk'ün anılarında Çanakkale Zaferi, askerin ağzında Allah lafızları ve Kelime-i Şehadet ile kazanılmıştır. 
Mustafa Kemal, kendi ifadeleri ile Anafartalar'da, Conk Bayrırı'nda, Arıburnu'nda Türk askerine Allah'ın yardımından bahsetmiştir. 
“Çanakkale geçilmez” dedirten o ruh, Allah ile askerin kurduğu bağdı. 
Ve Atatürk'ün ağzından, Çanakkale'de yaşanan o kutsal bağ şöyle anlatılmıştır: 
"Ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur dahi göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gören şayan-i hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur." (M. K. Atatürk, Anafartalar Hatıraları, sayfa 24) 
Atatürk, Çanakkale Savaşı ile ilgili anlatımlarında, Allah'tan aldıkları güçten sık sık bahsetmektedir: 
"Ve elli metre kadar düşmana yaklaşarak ani Allah sesleri ile bir süngü hücumu yaptılar. Bu süngü hücumunda düşmanın bir hattı tamamen kırıldı." (Atatürk'ün Bütün Eserleri, c.1, sayfa 308) 
"Saldırının sürdürülmesini emrettim… Düşmanla aradaki mesafe 700-800 metre idi. Bu sırada Birinci Taburdan Allah Allah sesleri işitildi." (age, sayfa 308) 
Mustafa Kemal'in dindar olması ve düşmanla giriştiği savaşta sırtını Allah'a dayaması gayet tabidir. 
Zira Atatürk Molla Zübeyde lakaplı mübarek bir annenin evladıdır. Bektaşi dergâhına mensup bu annemiz dergâhın temizliğinde dahi vazife yapacak kadar buraya bağlı idi.   
Babası Ali Rıza Efendi'ye ismi, ailesinin İmam Rıza'ya olan saygısından koyulmuştur. O da Bektaşi’dir. 
Bu Bektaşi ailenin evladı Mustafa Kemal, yedi yaşında Kur'an-ı hatmetmiş, 8 yaşında hafız olmuştur. Yetiştiği bu Bektaşi dergâhı etkisindeki yuva, ileride asker Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında da bu büyük kapıdan manevi destek almasının nedenidir. 
Dönemin şeyhlerinden Cemaledddin Efendi'nin dergâhında 3 gün kalmış ve kurulacak devletin adının Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmasına burada beraber karar verilmiştir. 
Kısaca, Atatürk'ün yetişme tarzı ve aile terbiyesi dikkate alındığında, hayatında her zaman örneklerini gördüğümüz din teması yerine oturmaktadır. 
Bugün bilinçli bir şekilde, Müslüman - Türk milleti ile Ata'sının arasını açmak isteyenlere, Kurtuluş Savaşı'ndaki cephe anıları veya anmakta olduğumuz Çanakkale Zaferi'nde yaşanan iman gücü anlatılmalıdır. 
Ve çözüm süreci denilerek, kanla alınan toprakları masa başında verme zihniyetine bürünenlere de bu anılar okutulmalıdır. 
Mustafa Kemal riyasetindeki Türk milleti, yokluktan bir devleti var etmiş, dilindeki ve gönlündeki Allah ile bu vatanı düşmandan temizlemiştir. Bu bir iman kuvvetidir. 
Birlik ve beraberlik tesis edilmiş, düşmanla ittifak asla düşünülmemiştir. 
Bugün içinden geçtiğimiz tehlikeli süreçte, yine aynı iman kuvvetine ve birliğe ihtiyacımızın olduğu muhakkaktır. 
Bu kuvvet ise, ne dindar gözükerek Atatürk'ü siyasetten çıkaranlarda, ne de Atatürkçü gözükerek dini bir kenara atanlarda vardır. 
Bu kuvvet, Allah'ın izni ile "Bağımsız Türkiye" kadrolarında ve asakirullah olan, “Çanakkale geçilmez” diyen, Atatürk riyasetinde dönemin süper güçlerini Anadolu’dan uzaklaştırarak düşmanı bu aziz vatandan temizleyen Türk milletinde, “bizde” mevcuttur. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1547348 µs