Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
21 Şubat 2013

Bir varmış, bir yokmuş...



Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke varmış. Allah, her türlü zenginliği bu ülkenin insanlarına bahşetmiş… 
Bolluk ve bereket içinde yaşar giderlermiş. 
Başa gelen padişahları da ülkeyi sever, halkının isteklerini az ya da çok dinler, dediklerini yapmaya çalışırmış. 
Ülkenin sahip olduğu kaynaklar, komşularından daha fazlaymış. Birçok devletin, hatta uzak denizlerde yer alanların bile bu ülkenin kaynaklarında gözü varmış. Burası başka diyarlara geçiş yollarında olduğu için de çok kıymetliymiş. 
Velhasıl, herkes burayı yönetmenin derdindeymiş. Ama başa geçen padişahlar, tehdit de edilse,  oyunlarla kandırılmaya çalışılsa da ülkeyi vermemişler. 
Düşmanlar şöyle bir plan düşünmüşler. İnsana benzeyen büyük bir robot hazırlamışlar. Robotun içinde konuşma CD'leri varmış. Birisi soru sorduğunda cevap veriyormuş ama sadece hazırlanan CD içindeki metinleri okuyabiliyormuş. Eğer robot vezir olursa, "Savaşmadan istediklerimiz alırız. Herkesi uyuturuz" diye hesap etmiş düşmanlar… 
Bu robot adamı bir oyunla vezirliğe getirmişler. Başka ülkenin ajanları Padişahı çok akıllı ve yetişmiş bir adam olduğuna, ülkeye çok hizmet edeceğine ikna etmişler. 
Halkın arasında da bu yeni vezir, padişahların şimdiye kadar size vermediği hakları verecek diye yaymışlar. Vezir ülkenin yarısından fazlasının gönlünü kazanarak göreve başlamış. 
Başlamış başlamasına ama kısa sürede yaptıklarında bir tuhaflık olduğu fark edilmiş. 
İlk zamanlar "ülke, halk" diyen vezir, kısa zaman sonra ülkedeki ve halkı bırakıp, yabancı tebaanın derdine düşmüş. 
İlk zaman seferler ile ülkeye saldıranların üzerine giden vezir, bir bakmışlar ki, adamlarını onlarla masaya oturtmuş anlaşma yaptırıyor. 
Padişah ise bu işlere niyeyse karışmaz olmuş. 
Halktan, "Niye onların yanındasın" diye soranlara ise, "Yok öyle bir şey, onlarla görüşen şerefsizdir" diye çıkışıyormuş. Sonra görüşmeler devam edince, çıkıp bu sefer, "Evet, adamlarım görüşüyor, yine görüşür" demiş. Halk bir mana verememiş. 
Bazılarının sesi yükselince bu sefer yine "Biz haremiler ile masaya oturmayız" diye bağırmaya başlamış. Vezirin bir dediği diğerini tutmayan lafları sadece bu olayla da sınırlı kalmamış 
O ülkenin kanunlarına göre, haramilerin başı idam edilirmiş. Vezir önce hapis edilmiş olan haramilerin başı idam edilmesin diye idam cezasını kaldırmış. Ama bir zaman sonra, "idam cezasını tekrar getirsek iyi olur" diye söylenmeye başlamış… 
Ülke öyle bir başıboşluk haline girmiş ki, çeşitli yollarla girmek isteyen düşmanlar, bazı şehirlere elini kolunu sallaya sallaya kendi askerlerini yerleştirme kararı bile almışlar. 
Halk yine vezire sormuş: Düşman askerlerini ülkeye neden alıyorsun? 
Vezir: Eğer gelseler haberim olurdu, yok öyle bir şey diye cevap vermiş. 
Vezirin yok öyle bir şey demesinden bir hafta geçmeden düşman askerleri ülkeye akın akın yerleşmeye başlamışlar… 
Üstelik bizim vezir, düşman askerlerinin bir bölgeye karargâh kurmalarını törenlerle kendi organize etmiş. 
Gel zaman git zaman, halk bu işin aslını öğrenmeye karar vermiş. Çünkü vezir, uzaktan kumandalı pilli bir bebeğe benziyormuş. Yoksa bir gün söylediğini ertesi gün yalanlayan bir kişi mi olmuş? 
Kendi aralarında eğer "bu adam gerçekten de bir gün dediğine ertesi gün yalan" diyor ve  her ikisini de inanarak söylüyorsa buna deli denir. Böyle birisi değil ülke ev bile idare edemez. Hemen onu alaşağı edelim diye ayaklanmış. 
Veziri bir köşede kıstırmışlar. Huzura getirmişler. 
Kaçmaya çalışan vezirin çıkan arbede de üstü başı yırtılmış. Bir de bakmışlar ki, vezir gerçekten insan değil… 
Pilli bir robot... İçinde bir sürü konuşma CD'leri… 
Vatanını seven halk anlamış ki, vezir kendi iradesi ile kendini yalanlamıyor. Ona konuş diye ne emrediliyorsa onu konuşuyor. Uzaktan kumanda ile idare edildiğini anlayan halk halini kara kara düşünmüş...       
"Bizi adam yerine koyanları dinlemedik, bak ne kötü hallere düştük "demişler... 






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1615193 µs