Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
11 Şubat 2013

Hindistan



On yıl önce gerçekleştirdiğimiz ilk Hindistan ziyaretimizde Türk hakanı Cihan Şah’ın hanımı Mümtaz Banu Sultan’ın kabri, Tac Mahal bizi çok etkilemişti. 
Dünyanın bizce tek harikası olması gereken bu yapı 20 senenin emeği. 
Mimar Sinan’ın talebeleri tarafından ve Müslüman - Türk mimarisi tarzında inşa edilen yapının her yerinde mükemmel mermer ve taş işçiliği var. Işık tutulduğunda ışığı yansıtan mermerlerin aralarında zümrüt ve yakut taşlar gizli… 
Duvarları Mülk, Fatiha, Yasin sureleri ile Haşr suresinin son ayetleri ve başka ayetlerle süslü. Ancak bizi 20 saate yakın bir yolculuktan sonra tekrar buraya getiren, elbetteki yapının muhteşemliğinin ötesinde Mümtaz Banu Sultan’ın maneviyatı oldu. 
Hz. Peygamberin soyundan olan bu anne, bizlere Ehl-i Beyt’ten bir zatı ziyaret şerefini yaşattı. 
Tac Mahal, Agra şehrinde. Başkent Yeni Delhi’den 180 km uzaklıkta olan bu şehir, Hindistan için Müslümanlığın merkezi konumunda. Yüzde 45’i Müslüman olan kentte korkunç bir sefalet var. 
Şehrin girişinde bizi karşılayan köy, tek veya iki katlı yapılardan oluşan yol kenarındaki evleri ile terk edilmiş bir görüntüde idi. 
Evlerin kenarından akıp nehre karışan kanalizasyon boruları ve her kapının önünde bulunan kuyular, on yılda hiçbir ilerlemenin olmaması nedeniyle bizi bir kez daha şaşırttı. Yol kenarlarındaki çadırlarda yaşayan aileler sokaklarda yıkanabiliyor. Asfaltın bulunmadığı yolda, çamur deryası içinde ilerlerken, nüfusun önemli bölümünün otuzlu yaşlara erişmeden öldüğünü öğrendik. 
Agra’dan iki saatlik araba yolculuğu mesafede bulunan Yeni Delhi ise küçük Avrupa olarak tabir edilebilir. Agra’nın özellikle geri bırakıldığı her halinden belli. 
Buranın Müslüman nüfusun merkezi olmasının yanında barındırdığı Tac Mahal ile kent, büyük İslam - Türk mimarisinin ve İslam devletinin en muhteşem örneklerinden birini taşıyor. 
Çöplerin, pisliğin, hayvan çeşitliliğinin hakim olduğu Agra sokakları ile İngilizler adeta bu büyük İslam medeniyetini gizlemeye çalışıyorlar. 
Komünist düzenin idaresindeki Hindistan’da kast sistemi halen geçerliliğini koruyor. 
En zengin ile en fakir arasındaki uçurum korkunç noktada. 
Sokaklarda kutsal sayıldığı için dokunulmadan gezen inekler, fil burunlu kadın bedenli tanrılar, büyük puthaneler ile Hint halkı gelişmiş dünyanın gerisinde batıl içinde oyalanıyor. 
Aklımıza İngilizlerin Hintlilere okullarda logaritma cetvelini ezberletmeleri geldi. 
İngiliz sömürgesinde yüzyıllarca kalmış ülkede, beyinler ve gönüller yıkanmış, sömürü her sahada devam etmekte. Ve bizce burası bağımsızlığını ilan ettiğini iddia etse de halen İngiliz himayesinde… 
Dönüş yolculuğunda üzerimizde fazla miktarda bulunan Hint parasını harcamak istedik. Free shop bölümünde alışveriş için yaklaştığımızda, pek çok stantta dolarla alışveriş yapıldığını söylediler. 
Hindistan’ın sınırlarında Hint parası değil, dolar istiyorlar. 
Kapitalizmin acı faturalarından biri daha karşımıza çıkmıştı. 
Kaynakların ve paranın bir elin parmaklarıyla sayılan zengine dağıtıldığı ülkede, ülkenin milli parası yerine doların hakimiyeti söz konusu… 
Kaldığımız otelin penceresinden odamıza yayılan Ezan seslerini dinlemek için tekrar Hindistan’a gitmeye değer… Ancak biz, bu ülke ile iş hukukumuzu da geliştirmeyi planlıyoruz. 
Bugüne kadar İngiliz sömürüsü altında ezilen Hintli kardeşlerimiz ile ticaret hareketleri yanında bu mütevazi insanların manevi temizliğinin gayretine de girmeliyiz. 
Yaptığımız sohbetlerde Hindistan’da 900 yıl hüküm süren Türk devletlerini öğrendik. 
Şimdi ise onlardan eser yok, ancak milyonlarca Türk’ün ülkede yaşadığını gördük. 
Kast sisteminin halen tüm katılığı ile uygulandığı bu ülkede, maddi ve manevi desteğe muhtaç Hintli kardeşlerimize el tutmak hem insani, hem de İslami bir görevdir. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1547137 µs