Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
25 Aralık 2012

Türkiyenin AB serüveni bitmelidir



Türkiye - AB Karma İstişare Komitesi’nin (KİK) 31. Toplantısı, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Başkanı Nilsson’ın katılımıyla gerçekleşti. Bağış, ‘’AB süreci Türkiye’de kadınıyla erkeğiyle, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Alevisi - Sünnisiyle, sendikasıyla, borsasıyla, esnafıyla, çiftçisiyle yediden yetmişe herkesin ortak paydasıdır ve bu ortak paydayı elimizde tutmak çok önemlidir’’ ifadeleri ile bir AB tablosu çizdi 
AB’nin her kesime hitap eden bir noktada olduğu fikri sayın bakana aittir. 
Bu çerçevede üyelik, 1919’larda verilen Kurtuluş Mücadelesi veya milli bir dava şeklinde gösterilmeye çalışılmaktadır. AB nedir ki Türk milletinin topyekûn evet diyeceği bir vazgeçilmez olsun? 
AB ülkelerinde yeraltı kaynakları bitmiştir, nüfusu yaşlanmıştır ve en önemlisi ortak paraya geçişle beraber ekonomik olarak sonlarını kendi elleri ile hazırlamışlardır. 
Euro’ya geçişin ilk anından beri yaptığımız ikazın doğruluğu Yunanistan’da, İtalya’da, ispanya’da, Portekiz’de, İrlanda’da, Romanya’da ve Macaristan’da yaşanan ağır ekonomik kriz ile ispatlanmaktadır. 
Birlik üyesi ülkeler, ayrılmanın hesabında iken, AB’nin Türk milletinin ortak paydası olduğunu ifade etmek enteresandır. 
Bazı konuşmalarda, Türkiye’nin AB üyeliği, “yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz” şeklinde tarif edilmektedir. 
Oysa özelleştirmeler ile kar getiren kurumlarını satmış, yeraltı kaynaklarını yabancılara ruhsatlar ile devretmiş, ekonomisi İMF talimatları ile borç alma üzerine kurulu, sosyal patlamanın eşiğindeki genç nüfusu işsiz Türkiye, krizdeki AB’nin hangi yükünü hangi kuvveti ile alabilir? 
Sayın bağış, aynı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uygulanan ambargolardan bahisle ambargoların kalkmasını tekrarlamıştır. 
KKTC’ye uygulanan ambargoların temelinde, AB serüvenimizin ilk anından beri altını çizdiğimiz, “Müslüman dünyanın Hıristiyan AB’ye dahil olamayacağı” hakikati vardır. 
Unutulmamalıdır ki, 2004 referandumunda, adada bulunan Türkler, birleşik Kıbrıs’a “evet” dedikleri halde, Rum kesimi “hayır” demiştir. Bu “hayır”, asimile olmayı kabul etmiş Türkleri dahi kabul etmeyen Batının tavrıdır. Yani ambargo bahanedir. 
Yeni anayasa ile kuvvetler ayrılığının gereğine de vurgu yapılan konuşma, aslında Türk iç ve dış siyasetinin olaylara yaklaşımını göstermektedir. Bugün AB veya Kıbrıs meselesi veya anayasa yazım çalışmaları sürecinde maalesef bakış açısı hep aynıdır. 
Hangisinde milli menfaatler ön planda tutulmakta, hangisinde milletin derdi dikkate alınmaktadır. Biz neden AB’ye üye olmaya endekslendik, neden Yavruvatan Kıbrıs’ı Rum kesimi ile birleştirmeyi düşünüyoruz? 
Üniter yapıyı bırakarak, başkanlık sistemine neden geçeceğiz? 
Atatürk Türkiye’sinde onun milli çizgisinde bunların izahı yapılamaz. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1467480 µs