Piyasalar

16 Temmuz 2019, Salı tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
19 Aralık 2012

Milli Ekonomi Modelinde devletin gelir kalemleri



Dünkü yazımızda özelleştirmeler ile devletin kâr getiren kurumlarının elden çıkarılmasından bahsetmiş ve bunun gelir elde etme yöntemi olamayacağını vurgulamıştık. 
Özelleştirmeler kapitalizmin gereğidir ve maksat ülke kaynaklarının yabancılara ederinden az meblağlar karşılığında sunulmasıdır. 
Gelinen noktada Türkiye aynı oyuna getirilmiş, kâr elde eden kurumlar devlet iradesi eli ile özelleştirilmiş ve tek gelir kalemi olarak vergiler kalmıştır. 
Oysa devletlerin, devlet tüzel kişiliğinden kaynaklanan farklı gelirleri söz konusudur. Bunların devreye konulması ile sabit akarlar elde edilebilir. 
Milli Ekonomi Modeli’nde geniş şekilde izah ettiğimiz gibi, devletlerin gelir kaynakları senyoraj, yeraltı kaynaklarının işletilmesi ve vergilerdir. 
Türkiye belli bir büyüme oranına sahip olmasına rağmen piyasada bulunması gereken yerli parayı piyasalara sürememektedir. Denilebilir ki, ülkemiz 40 yıldır para basma hakkından feragat etmiştir. 
Bunun yerine dışarıdan faizle alınan borç para ile merkez bankamız yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışmaktadır. Şu ana kadar devlet olarak emisyonumuzu devreye koymuş olsaydık, bugün yekûnû yüzlerce milyar dolar olan borç yükü ile karşı karşıya kalmazdık. 
Emisyon karşılığı kendi paramızı basmak yerine yabancı ülkenin parasını emisyonumuzun yerine piyasaya sürmek, gelirlerimizi bu ülkelere transfer demektir. 
Milli Ekonomi Modeli’nde devletin en önemli kaynağı, gayrı safi milli hâsılanın belli bir oranında para basmak yani senyorajı devreye koymaktır. 
Yine yeraltı kaynaklarının işletilmesinden doğacak gelir de devletin sabit akarlarından olacaktır. 
Bugün bazı çevrelerce reddedilmesine rağmen, Türkiye’nin 3 katrilyon dolarlık maden rezervi mevcuttur. 
Bu rezerv yeraltından çıkarılarak işlenirse on kat daha da değer kazanacaktır. 
Milli Ekonomi Modeli’ne göre biz, sosyal devlet anlayışımızla yüzde 51’i devlete ait olmak üzere bu madenleri devlet- millet ortaklığı ile işleteceğiz. 
Devlet tüzel kişiliğinin vatandaşından aldığı vergiler de elbetteki devletlerin gelir kalemidir. Ancak her gelir kesiminden aynı oranda vergi almak, sosyal devlet anlayışına aykırıdır. Devlet, geliri belli bir miktarın altındakilerden vergi almamalıdır. Bu kesimden vergi almamak devletin gelirini azaltmamakta, tam tersine arttırmaktadır. 
Bunu örnekleyelim: yıllık geliri 20 bin TL olan bir bireyden alacak olduğumuz 8 bin TL’lik vergiyi almadığımız takdirde, bu 8 bin TL’lik para tüketim olarak piyasaya girecek ve elden ele dolaşacaktır. 
Bunun ülkemiz şartlarında yılda 16 kez el değiştirdiğini düşünürsek, bu meblağda bir para vergi olarak alınmadığı takdirde ortaya çıkacak artı tüketim miktarı 128 bin TL olacaktır. 
Buna mukabil bir üretim artışı olacağı göz önüne alındığında bu yeni üretim artışından alınacak vergi miktarı bizim başta almadığımız 8 bin TL’den en az 4 kat daha fazla olacaktır. 
Yani dar gelirliden alınmayan vergi devletin topladığı vergi miktarını azaltmayacaktır 
Geliri belli bir meblağın altındaki kesim sadece vergi muafiyeti ile değil, sosyal devlet projeleri ile de destekleyeceğiz. Bu sayede dar gelirli ekonomiyi ayağa kaldıran bir kaldıraç vazifesi de görecektir. Senyorajın devreye konması, yeraltı kaynaklarının devlet - millet ortaklığı ile işletilmesi ve vergiler Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan gelir kalemleridir 
Bunların hayata geçirilmesinin tüm detayları da tezimizde yer almaktadır. 
Türkiye ancak kapitalizmin kurallarını bir kenara bırakır ve milli bir ekonomi politikasını, Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçirirse, devletin kasası, vatandaşın cebi dolacak, herkesin yüzü gülecektir. Aksi halde, özelleştirmeler bu ülkenin kaynaklarını bitirecek, Millet hazine üstündeki dilenci günlerini yaşayacaktır. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1470615 µs