Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
6 Ekim 2012

Şefaat



Vesile konusunu işlediğimiz dünkü yazımızda, Cenab-ı Hakk’ın Sünnetullah gereği, maddi ve manevi olayları sebeplerle var ettiğinden bahsettik. Sebepler, maddi varlıkların meydana gelmesinde olduğu kadar, manevi varlık tabir edilebilecek muhabbet, aşk gibi hallerin vukuunda da geçerlidir. 
Burada önemli olan nokta, rahmete ve Allah’a ulaşmaya vesile bu hallerdeki feyiz ve muhabbeti Cenab-ı Hakk’ın zatına mal ederek şirke düşmemektir. 
Feyzin ve muhabbetin de yaratılmış mahlûk olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. 
Bugün ise “Şefaat var mıdır?” sorusunu cevaplayacağız. 
Dünyada Allah’a ulaşmaya ve kâmil bir mümin olma yolunda ilerlemeye vesile olan peygamberler ve velilerdir. İnsan, Allah’a kul olma yolunda ne kadar çaba sarf ederse etsin, emirleri ve yasakları ne derece hassasiyetle gözetirse gözetsin, onun nihai kurtuluşu Cenab-ı Hakk’ın rahmeti iledir. 
Peygamberimiz (sav), “Amellerinizde mu’tedil olunuz, doğru olunuz ve biliniz ki, sizden hiçbir kimse yalnız ameli ile kurtulmuş olmayacaktır” buyurmuştur. 
Ashab-ı kiram, bunun üzerine “Sen de mi ya Resulullah (sav)” diye sordular. 
Peygamberimiz (sav), “Ben de ancak Allah, rahmet ve fazlı ile beni ihata ederse” buyurmuştur. 
Lügatte aracılık yapmak, vesile olmak anlamına gelen şefaat; insanların kurtuluşu için dünyada nasıl nebi ve veliler vesile kılınmışsa, zorlu hesap gününde de yine nebilerin ve velilerin vesile kılındığını ifade etmektedir. 
“Şefaat hak mıdır?” sorusunun cevabını ayet ve hadislerle değerlendirmek gerekir: 
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: 
“O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” (Taha, 109) 
Ve yine, “O’nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez.” (Yunus, 3) 
Şefaat haktır ve mahşer gününün dehşetinde Allah’ın izin verdiği kulları şefaat hakkına sahiptir. 
Resul- u Ekrem (Sav) efendimiz şöyle buyurmuştur: “Her peygamberin Allah’u Teâla’dan bir dileği vardı; onu diledi ve Allah indinde icabet ve kabul olundu. Fakat Ben duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat tahsis ve tehir ettim.” 
Yine Peygamberimiz (sav): “Kıyamet günü geldiğinde (umumi surette ) Ben şefaat ederim. Bunun üzerine Ben: Ya Rabbi! Gönlünde hardal tanesi kadar iman olanları cennete koy, diye niyaz ederim; bunlar Cennete girerler. Sonra Ben, ya Rabbi, hardal tanesinden az imanı olanları da koy diye şefaat ederim” buyurmuştur. 
En büyük şefaat yetkisi Hz. Muhammed Mustafa Efendimizindir. 
Hatemül Enbiya’nın mahşerdeki büyük şefaatine, “şefaati uzma - büyük şefaat” denilmektedir. 
Daha sonra her peygamber Cenab-ı Hak tarafından kendi ümmeti hakkında şefaate mezun olacaktır. Hatta peygamberlerden başka şüheda ve evliyanın dahi şefaat edecekleri naslar (ayetler ve hadisler) ile sabittir. Peygamber Efendimiz (sav), önce kendi ümmetine ve sonra sadece ona ait bir şeref olmak üzere diğer peygamberlerin ümmetlerine de şefaat edecektir. 
Allah, Peygamberimizin şefaatinden ayırmasın. 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1519081 µs