Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
16 Temmuz 2012

Yarı başkanlık sistemi



Bir kaç yıldır rejim değişikliği ve başkanlık rejimini tartışan Türkiye, Yeni Anayasa ile yeni bir sistemi konuşmaya başlamıştır. Yarı başkanlık sistemi… 
“Yarı başkanlık” ifadesi ilk kez 1978 yılında siyaset bilimci Duverger tarafından Fransa’daki sistemi tanımlamak için ortaya atılmıştır. 
Yarı başkanlık sistemi bugün esas itibariyle Fransa ve Finlandiya’da uygulanmaktadır. 
Bu sistemde, parlamenter düzenden farklı olarak cumhurbaşkanı, devlet işlerinin idaresinde başbakandan da aktif bir rol oynamaktadır. 
Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir ve bakanlar kurulunu da Cumhurbaşkanı atar. 
Yarı başkanlık sisteminde de parlamento söz konusudur. Parlamenter düzende başbakana karşı sorumlu olan bakanlar, burada parlamentoya karşı sorumludur. 
Başkanlık sisteminde bakanları başkan görevden alırken, yarı başkanlık sisteminde ‘parlamento’ bakanları veya başbakanı görevden uzaklaştırabilir. 
En önemli örnek olarak gösterebileceğimiz Fransa’da uygulanan sistemde dikkati çeken nokta cumhurbaşkanının geniş yetkileridir. 
Öyle ki, Fransa Anayasasının 16. maddesine göre Cumhurbaşkanı, “Cumhuriyet kurumları, milli bağımsızlık ve ülkenin bütünlüğü ya da milletlerarası anlaşmaların yerine getirilmesi vahim ve yakın bir zamanda tehlikeye düştüğü ve Anayasaya dayanan kamu otoritelerinin düzenli bir biçimde çalışması kesintiye uğradığında Cumhurbaşkanı; Başbakan, Meclis başkanları ve Anayasa Konseyi ile resmen görüştükten sonra durumun gerektirdiği bütün önlemleri alır.” 
Bu maddede çerçevesi çizilen sebeplere dayanarak cumhurbaşkanı özel yetkisi ile tek başına kanun çıkarabilmektedir. 
Madde günümüz devlet yapılanmaları içinde adeta “demokratik bir padişahlık “getirmektedir diyebiliriz. 
Cumhurbaşkanı ulusal savunma ve dış politika konularında tek yetkilidir. 
Tek imza yetkisi ile başbakanı atar ve gerekirse istifaya da zorlayabilir. 
Geniş yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanı; başbakan ve meclis başkanlarına danışarak millet meclisini fesih yetkisine de sahiptir. 
Fesih olayı gerçekleşirse 20-40 gün içinde seçimlere gidilmektedir. 
Cumhurbaşkanının tek başına kullandığı yetkilerinden biri de 9 üyeli Anayasa Konseyi’nin üç üyesini atamak ve konsey başkanını belirlemektir. 
Yine yarı başkanlık sisteminde hükümetin de, parlamentoya taşımadan kanun çıkarma yetkisi düzenlenmiştir. 
Hükümet senatoya sunmadan ve oylatmadan bir tasarıyı yasalaştırabilmektedir. 
Fransa örneğinde yasaların yüzde 90’ı parlamentodaki yasa tekliflerine değil, hükümetin tasarılarına dayanmaktadır. Ve bu tasarıların yasalaşması için başbakan parlamentoya sadece metnin yasalaşması halinde doğacak siyasi sorumluluk konusunda bilgi vermektedir. 
Başbakanın bu bildiriminden sonra, millet meclisi üye tam sayısının onda biri tarafından güvensizlik önergesi verilmezse veya verilen önerge kabul edilmezse tasarı yasalaşmış olur. 
Cumhurbaşkanı 15 gün içinde tasarıyı onaylamadan önce kısmen veya tamamen parlamentoya tekrar götürebilir. Ancak tasarı aynen cumhurbaşkanına gönderilirse ikinci kez red etme yetkisi söz konusu değildir. 
Yarı başkanlık sisteminin bizce en önemli çelişkisi kanun çıkarılma aşamasında tek kişinin elinde toplanan geniş yetkilerdir. 
Öyle ki başbakanın hazırladığı tasarı yasalaşmak için Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak zorundadır. Ancak cumhurbaşkanı anayasanın kendisine sunduğu hallerde tek başına yasa çıkarabilmektedir. 
Günümüz parlamenter sisteminde vekiller aracılığı ile kullanılan millet iradesi, yarı başkanlık sisteminde genelde ve önemli hallerde tek elden ve bir tek şahsın iradesine bırakılmıştır. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1482413 µs