Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
20 Haziran 2012

Hz. Muhammed (sav) olmadan Müslüman olunmaz



2000 senesi Hıristiyan dininin yayılması çalışmalarında bir milat olarak kabul edilmektedir. 
Bundan sonra Hıristiyanlığı anlatma metodu değiştirilmiş, diyalog ve hoşgörü başlıkları ile yeni yöntemler belirlenmiştir. 
Diyalog çalışmaları neticesinde Türkiye’de ve dünyada binlerce Müslüman din değiştirmiştir. 
Diyalog karşılıklı iletişim ve etkileşim şeklinde anlaşılmakla beraber Hıristiyan Batı için, sadece insanları kiliseye döndürme çabasıdır. 
En önemli adımı Kelime-i Tevhid’den ikinci bölümü olan Muhammedür Resulullah kısmının çıkarılmasıdır. 
Hz. Peygamber’siz bir İslam olmaz. Onu devreden çıkarmak, içi boşaltılmış bir Müslüman inancı demektir. 2000 senesinde işe bu temelden yaklaşılmış ve Hz. Peygamber’siz de İslam olabileceğini vurgulayan söylemler yayılmıştır. 
Kelime -i Tevhid’in tekrar ele alınması gerektiğinden bahisle, “Muhammedür Resulullah” demeyenlere de şefkat nazarı ile bakılmasının gereğinden bahsedilmiştir. 
Geçtiğimiz Mart ayında Türk - Belçika Diyalog Derneği, Brüksel’in en büyük kilisesi olan Sean Jean Baptista Kilisesi’nde ezan okutmuş ve bu ezanın içinde de Muhammedür Resulullah bölümü söylenmemiştir. 
Unutulmamalıdır ki, İslam itikadında diğer din mensupları ile diyalog söz konusu değildir. 
Hz. Peygamber’in tebliğ metodu, Allah’ın varlığı ve birliğine ve de kendisinin onun Peygamberi olduğunu tasdike davet şeklindedir. 
Ve bu davet sırasında itikadi kurallardan zerre taviz vermemiştir. 
Resulullah (sav) Bizans İmparatoru Heraklius’a gönderdiği mektupta, “Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Rumların başbuğu Heraklius’a: Allah’ın selamı hidayet yoluna girmiş bulunan kimseye olsun. Buna göre ben, seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum” buyurmuştur. 
Yine Mısır meliki Mukavkıs’a gönderdiği mektupta: “Allah’ın Kulu ve Resulü Muhammed’den Kıptilerin başkanı el-Mukavkıs’a: Ben seni tam bir İslam daveti ile çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içerisinde olursun” buyurmuştur. 
Hz. Peygamber’in (sav) hayatında gördüğümüz diğer din mensupları ile diyalog yapılması değil, onlara İslam’ın tebliğidir. 
Gelinen noktada, bazı Müslümanlar bu temel ölçüyü yitirmişler ve diyalogu, başka dinlere inanırsak da kurtuluşa ereriz noktasına taşımışlardır. 
Netice dünya genelinde binlerce Müslümanın din değiştirmesi olmuş ama diyalogla tek bir Hıristiyan Müslüman edilememiştir. 
Diyalog kavramını 2. Vatikan Konsili’ne öneren Papa 6. Paul, diyaloga rağmen, “Yegane gerçek din vardır, o da Hıristiyanlıktır” demiştir. 
Bu sebeple diyalog, İslam’a yönelik muharref görüşler üzerinden sürdürülmüştür. 
Kuran’ın tarihselliği, İncil’in ve Tevrat’ın tahrifata uğramadığı fikri, 
Ehl-i Kitabın mevcut dinlerinde kalarak da kurtuluşa erebilecekleri, vesile ve şefaatin inkârı, 
Hz. Peygamber’den günümüze çok az hadis ulaştığı için hadis kitaplarının güvenilir olmadığı görüşü, Kuran’ın tefsire gerek olmadan okunması suretiyle anlaşılabileceği inancı… 
Diyalogcular yukarıdaki maddeleri yavaş yavaş topluma zerk etmişler ve maalesef ki pek çok Müslümanın inanışını etkilemişlerdir. 
Var oluşumuzun gayesi Allah’a kul ve Resulü Muhammed Mustafa’ya (sav) ümmet olmaktır. 
Bunun şartı da Allah’a, Kuran’a, Peygamber’e, Allah’ın Kuran-ı Kerim de belirttiği gibi Muhammed’ine tavizsiz inanmaktan geçer. 
Hz. Muhammed’i (sav) kabul veya ret Allah’ı, Kuran’ı ve İslam’ı kabul veya red manasına gelir ki, Hz. Muhammed’siz (sav) bir İslam’ın olması asla mümkün değildir.  







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1617915 µs