Piyasalar

17 Temmuz 2019, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
20 Mart 2012

Değişen ve değiştirilen millet



Çanakkale Zaferi’nin 97. yıldönümünü kutluyoruz. Hatırlandığında Türklüğümüzle gurur duyduğumuz kahramanlık destanlarından birisidir Çanakkale destanı. 
1915-1916 yıllarında 1. Dünya Savaşının Osmanlı cephesi olan Gelibolu Yarımadası Türk’ün savaş dehasına, cesaretine, yoktan varoluşuna, ferasetine, hepsinden önemlisi Cenab-ı Hakk’ın üzerindeki desteğine ispattır. 
Bir İngiliz askerin anılarında yazdığı ve binlerce askerin gözleri önünde cereyan eden hadise meşhurdur. 
Havanın güneşli ve açık olduğu “anılar”da özellikle ifade edilir. Savaşın en çetin geçtiği bir anda ortaya çıkan bir bulut gelir ve Türk ordusuna karşı taarruza hazırlanan düşman askerlerinin tamamını alçalarak içine alır! Öyle ki, çıkarma yapan düşman askerlerinin bir teki bile dışarıda kalmaz. Bulut kısa bir süre sonra yükseldiğinde, düşman askerleri de yok olmuştur. 
Türk’ün tarihinde buna benzer olaylara diğer cephelerde veya savaşlarda da rastlanılır. Kıbrıs harekatı esnasında da gökten atlıların gelerek düşmana saldırdığını görenlerin sayısı az değildir. 
Demek ki, Müslüman Türkler Hıristiyan Batı ile giriştiği mücadelelerde ve vatan savunmasında hiçbir zaman yalnız bırakılmamıştır. 
Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı Devleti’nin karşısında Britanya İmparatorluğu ve Fransa fiilen savaşmış, Yeni Zelanda’nın ve Avustralya’nın, İngiliz sömürgesi altında bulunan Hindistan’ın askerleri bunlara destek vermiştir. 
Merhum Akif, Çanakkale’de yaşanan dehşeti şöyle ifade etmiştir: 
“Kafa, göz, kol, gövde, bacak 
Boşanıyor sırtlara ve vadilere 
Sağnak sağnak.” 
Allah Allah nidalarıyla en önde ben şehit olayım diyerek yalın ayak cepheye koşan insanımız, en kıymetli değerlerini ne yazık ki yitirmiştir. 
Çanakkale cephesinde ve Kurtuluş Savaşı esnasında savaştığımız milletler için “bugün nasıl olsa da içlerine dahil olabilsek” diyebiliyoruz? Genç Türkiye Cumhuriyeti kurulalı henüz bir asır bile geçmemiştir. 
Emperyalist zihniyete karşı verilen bu başkaldırıdan sonra değişen milletimizin geldiği nokta acıdır. Türk milleti cihanı karşısına almış ama kaderini kendi yazmayı başarmıştır. O dönemin kaleme alındığı her eser, Türk’ten hayranlık ve gıpta ile bahseder. 
Bugünse Türkiye’nin uluslar arası arenadaki prestijini bir düşünün! Türkiye 50 yılı aşkın bir süredir AB kapısında bekletilmektedir. Türkiye, emperyalist ABD’nin BOP projesinde işgal güçlerinin safındadır ve sözcüsü konumundadır. 
Türkiye, milletin meclisinden çıkardığı yasalarla yabancılar tarafından toprakları satın alınabilen, madenleri işletilebilen bir ülke halindedir. Türkiye’nin yüzü hep Hıristiyan Batıya dönüktür. Türkiye bugün komşularıyla “sıfır” sorun politikası derken kırmızı çizgilerini kaybetmiştir. Türkiye Yeni Anayasa çalışmaları içinde federatif yapıya geçişin ortamını hazırlamaktadır. Yakın geçmişte savaştığımız milletlere özenen, onlar gibi olmaya uğraşan gençliğimiz aslında her şeyi açıklamaktadır. 
Türkler İslam’a hizmet ettikleri sürece manevi destek görmüş, birlik ve beraberliğini muhafaza etmeyi başarmıştır. Bugünkü tablo geçmişten farklı ise bu milletimizin gönlündeki ve kafasındaki değişikliktendir. 
Öyleyse masa başı oyunları ile yeni bir kurtuluş savaşını yapacak noktaya getirilmeye çalışılan Türk insanı ayık olmak zorundadır. Milli bayramlar ve anma törenleri bize zaferi olduğu kadar ne için ve kimlerle savaştığımız da hatırlatmalıdır. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1505570 µs