Piyasalar

16 Temmuz 2019, Salı tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
16 Ocak 2012

Denktaşın ardından Kıbrıs



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hakkın rahmetine kavuştu. Ailesine, yakınlarına ve Türk Milletine baş sağlığı diliyorum. 
Sayın Denktaş’ın vefatının ardından, yaşamını ve ideallerini adadığı Kıbrıs davası umarız eski kararlılığı ile devam eder. 
22-24 Ocak tarihleri arasında BM nezdinde New York’ta yapılacak görüşmeler ile Adada “tek devlet ve tek halk” fikrinin temelleri atılacaktır. Birleşik bir Kıbrıs ile Adadaki Türklerin Rumlar arasında asimile edilmesi ve Hıristiyan Batıya teslimi ümit edilen neticedir.   
Böyle bir durum ise, son nefesinde dahi, “Adada Türk hakimiyeti olduğunu Rumlara söyleyin” mesajı veren Denktaş’a da büyük bir ihanet olur.   
Sayın Denktaş, sıfırdan bağımsız bir devlet kurmuş, dünya nezdinde resmen tanınmasa da varlığı gizli olarak kabul gören bir saygınlıkla uluslararası arena da Kıbrıs Türk’ünün adını duyurmuştur.   
Kıbrıs Türkleri “daha iyi bir gelecek vaadi” ile yapılan bu aldatmacalara karşı dikkatli olmalıdır.     
Kanımızla varlık mücadelesini verdiğimiz Kıbrıs’ta yer alan ve Adadaki Türklerin garantisi olan 40 bin Türk askerini işgal kuvveti gösterenler; 1974 Barış Harekatını “işgaldir” diye niteleyenler bilmelidir ki, Kıbrıs Türk Devletinin varlığı ve devamı Türkiye Cumhuriyeti için milli bir davadır. Ulusal bir meseledir.    
Çünkü bu Akdeniz adası, gerçekten de 500 yıldır Türk hakimiyetindedir.   
1571 yılında Türkler tarafından fethedilen ada; 1878’de sınırlı ve geçici olarak İngiltere’ye devredilmesinin dışında geçmişini Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı altında geçirmiştir.   
1974 yılında gerçekleştirilen Barış Harekatı ile Türkiye bir kez daha burada bulunan Rumlara, Adada iki halk ve iki devlet olduğunu ikaz etmiştir. 
İşgalci Batı, kendi sömürgeci mantığı ile konuyu değerlendirerek, yapılan bu hukuki ve meşru müdahaleye rağmen, Barış Harekatının bir işgal operasyonu olduğunu söyleyebilmektedir.   
Ancak burada da Denktaş’ın şu cümlesi olaya son noktayı koyuyor: “Kıbrıs, Türkiye’nin hukuki ve fiili anlamda en haklı olduğu davasıdır. Bu davayı savunmayan Türkiye hiçbir şeyi savunamaz.” 
Denktaş’ın, Kıbrıs konusunda tüm dünyayı karşısına alması ve elindeki imkanlar dahilinde başarılı olmasının sebebi, savunduğu fikrin doğruluğuna ve haklılığına olan bu inancı idi.   
Ne yazık ki, Türkiye’den aynı dirayeti görememiştir. Öyle ki, Annan Planı’na karşı çıktığı için Türk hükümeti kendisi ile olan diyaloglarını kesmiştir. 
Ancak, tarihi seyir, onun engin devlet adamlılığını ve konu hakkındaki görüşlerinin doğruluğunu göstermiştir. 
Bugün ise, Sayın Denktaş Kıbrıs meselesinde artık yoktur. Garantör Türkiye’den beklediğimiz, Kıbrıs Türk halkının ve devletinin, masa başı sınavında Denktaş’ın çizgisini muhafaza etmesidir. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1480122 µs