Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
13 Ocak 2012

Filistin



Filistin ve İsrail arasında yıllardır süre gelen ve halledilemeyen sorunlar batının uluslararası ilişkilerde gösterdiği çifte standarda güzel bir örnek.

Buna Filistin’in kendi içinde çift başlılık göstermesi de eklenebilir. Ancak yaşanan son gelişmeler içte birliğin sağlanması yönünde ciddi adımlar olarak değerlendirilmektedir.

Bilindiği gibi, Filistin içinde Gazze’de Hamas’ın liderliği ve Batı Şeria’da El–Fetih’in hâkimiyeti söz konusu. Hamas, dünyaya karşı verilen mücadelede silahı tercih ederken, El–Fetih anlaşmadan ve uzlaşmadan yana tavır alıyor. El fetih bu politikası ile dünya nezdinde daha etkilidir.

Nihayetinde dünyaya karşı verilen bir “bağımsız devlet” olma davasında iki başlılık tehlikelidir. Ve liderler birleşme kararı aldıklarını açıklayarak Filistin meselesinde bizce önemli bir karar almışlardır.

Tarihi sürece baktığımızda, milattan sonra 70’li yıllarda başlayan diaspora döneminde devletsiz olarak, mülteci sıfatı ile yaşayan Yahudiler, 1789 Fransız ihtilalinden etkilenerek, ulus devlet olma yönünde çalışmalara başlamışlardır.

Filistin topraklarını da içine alan bölgenin, itikatları gereği kutsal sayılması ile bu bölge tercih edilmiştir. Siyonizmin önemli isimlerinden Theodor Herzl Osmanlı padişahı Abdülhamit Han’a gelerek kendilerine toprak satmalarını talep etmiştir. Ancak, Abdülhamit, “kanla alınan toprakların satılamayacağını” ifade ederek bu teklifi reddetmiştir.

I. Dünya Savaşı sonrasında İngiliz mandası olan bölgede Yahudiler daha rahat bir genişleme imkânı bulmuşlar ve o tarihte Filistin topraklarının yüzde 3’ünü ele geçirmişlerdir.

Artık Filistin topraklarında “Filistin – İsrail meselesi” olarak BM’ye devredilen soruna “çoğunluk planı” ile çare aranmıştır.

Buna göre, Filistin’in bir Arap devleti, Yahudi devleti ve BM vesayetinde bir Kudüs olarak üç bölgeye ayrılması benimsenmiş ve bu plandan destek alınarak 1948’de İsrail bağımsızlığını ilan etmiştir. Aynı hakka Filistin’in de sahip olmasına rağmen o tarihte böyle bir bağımsızlık ilanı yapılmamıştır.

Bu tarihten sonra Yahudilerin üstünlükleri ile sonuçlanan çatışmalar neticesi Filistin topraklarının yüzde 75’i İsrail’in eline geçmiştir.

1948’de Arap – İsrail savaşı ile İsrail, Batı Kudüs’ü ele geçirdi. 1967’deki altı günler savaşı ile Ürdün’ün elindeki Batı Şeria ile birlikte Doğu Kudüs’ü de ele geçirdi.  Böylece tüm Filistinliler mülteci durumuna düşmüştür.

İsrail, BM’nin, 1967 tarihli Doğu Kudüs’den geri çekilmesini öngören genel kurul kararına uymayacağını deklare etmiştir.

1993 Oslo barış sürecinde, Filistin İsrail’i tanımayı kabul etmiş bunun karşılığında, İsrail’de Filistin’e ait topraklardan 5 yıl içinde çekilmeyi benimsemişti. Ancak İsrail buna da uymamıştır.

İsrail’in alınan kararlara uymaması ve işgale dayanan yayılmacı tutumunun arkasında en büyük destek ABD’dir.

İsrail bağımsız bir devlet olarak tüm dünyada tanınırken, toprakları işgal edilen ve halkı mülteci olarak pek çok ülkeye dağılan Filistin, henüz bağımsız değildir. Sadece, BM’de gözlemci sıfatı vardır. Tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi…  Rum kesimi adanın tek hâkimi gibi hareket ederken ve dünyada tanınırken Kıbrıs Türk tarafı varlık iddia edememektedir.

Görüldüğü gibi Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman dünyaya karşı her zaman tek cephedir ve bu olayda da tek cephe olmuştur. Bu bir kuraldır.

Bu kurala dikkat etmeyenler ömür boyu bunun faturasını öderler.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1616191 µs