Piyasalar

22 Temmuz 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. HAYDAR BAŞ


Prof. Dr. HAYDAR BAŞ
5 Ocak 2012

Maliyet enflasyonu



TÜİK’in 2011 senesine ait enflasyon rakamlarına göre TÜFE yüzde 10,45 ÜFE ise yüzde 13,33 olarak açıklandı. 
İki haneli rakamlara ulaşan enflasyonun bu seviyede olmasının sebebi maliyetlerin yüksek olmasıdır. Yani şu anda Türkiye’de görülen maliyet enflasyonudur diyebiliriz.
Maliyet enflasyonu, hammadde fiyatlarının, enerji giderlerinin, sigorta primlerinin, işçi ücretlerinin, kira giderlerinin, kredi faizlerinin ve maliye vergilerinin mamule yansıması ile meydana gelir.
Düşünün üretici bu mamulü meydana getirirken yukarıda saydığımız kalemlere cebinden ödeme yapacak. Elbetteki bunu satacağı mamule yansıtmak zorundadır. Hammadde giderlerine yüzde 20 zam olacak, ürüne bunu yüzde 5 yansıtırsa zarar eder.
Ya da bir üretici yüzde 30 faizle para kullanmışsa bunu muhakkak ürüne yansıtmak zorundadır. Bu da kredi faiz oranları kadar maliyetlerin yukarı çıkması demektir. 
Enflasyonun bir nedeni de faizle borçlanan ülkelerin maliyetli bu parayı ödeyebilmek için vergileri artırmalarıdır. Bu artış, üretici için bahsedersek kurumlar vergisinin ve istihdam vergisinin artması manasındadır ki, üretici bunu mamulüne yansıtmazsa zarar edecektir.
Ülkemizde son yıllarda görülen maliyet enflasyonunun temel sebebi, devletlerin senyoraj hakkını devreye koyarak kendi paralarını basmak yerine maliyetli parayı tercih etmeleridir.
IMF ve Dünya Bankası talimatları ile idare edilen Türk ekonomisinin bu badireleri aşabilmesi, ancak onların kurallarının tersinin hayata geçirilmesi ile mümkündür.
IMF talimatları, ülkemizde talep enflasyonu varmışçasına piyasalardan paranın çekilmesi ile talebi kısmak şeklindedir. Ancak piyasadaki para zaten mevcut talebe karşılık gelmeyecek seviyededir.
Bunun yanında yüksek faizlerle piyasadan çekilen para karşılığı vergi oranları arttırılmak zorunda kalınır ki, bu şekilde bizzat maliyetlerin daha da artmasına sebep olunacaktır. Diğer taraftan talebi daraltıcı maliye ve para politikası ülkemizi resesyon sürecinin içine itmiştir.
Alınan vergilerle piyasadaki para miktarı daha da azalacağı için bankalar plastik parayı yani kredi kartını devreye koymaktadır. 
Milli Ekonomi Modeli’nde, “para basma enflasyon olur” şeklindeki kapitalist yanlış izah edilmiş ve ülkelerin talep darlığını ve talepten kaynaklanan enflasyonu önlemesinin yolu olarak, emisyonun devreye konması, piyasanın ihtiyacı olan parayı devletlerin kendilerinin basarak temin etmeleri formulize edilmiştir.
IMF talimatları Türk ekonomisinin tek sorununu enflasyonu düşürmek olarak göstermiştir. Alınan yanlış tedbirler de hep bu istikamette olmuştur.
Oysaki Türk ekonomisinde ciddi bir işsizlik problemi ve büyüme sorunu vardır.
Gerçek ekonomilerde hedef, tam istihdamın sağlanması ve sürekli büyümenin temin edilmesidir. Bunu sadece Milli Ekonomi Modeli sağlayabilmiştir. 
Milli Ekonomi Modeli’nde, sürekli büyümenin sağlandığı ve tam istihdam seviyesindeki bir ekonomide piyasadaki para miktarı olması gereken oranlarda ve herkesin sahip olacağı biçimde tutularak ekonomilerin enflasyona veya deflasyona girmesi engellenmektedir. 
Yine “bedava elektrik” projesini hayata geçiren Milli Ekonomi Modeli ile sınırsız rüzgâr enerjisi, su kaynaklarından elde edilecek enerji, dalga enerjisi ile elektrik üretilerek maliyetlerin çok önemli bir kalemi de silinmiş olacaktır.
Kısaca, enflasyonu önlemenin yolu IMF’nin yanlış ve yanlı teşhis ve tedavileri değil, Milli Ekonomi Modeli’dir. 
Türk halkı da buna layıktır. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Nisan 2019 Golan Tepeleri'nden Türkiye'ye
    • 4 Ağustos 2016 FETÖ, Atatürkü neden sevmez?
    • 12 Temmuz 2016 NATO konsepti değişmiyor ya Türkiye?
    • 28 Haziran 2016 Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor
    • 27 Haziran 2016 İmam Hüseyin (a.s.)
    • 17 Aralık 2015 Türkiyenin dostu kaldı mı?
    • 4 Ağustos 2015 Ehl-i Beytin değeri
    • 3 Ağustos 2015 İkinci defa sırtından vurulan Alevi Kürtler
    • 21 Temmuz 2015 Bayramınız mübarek olsun
    • 15 Temmuz 2015 Koalisyon görüşmeleri
    • 13 Temmuz 2015 Kadir Geceniz mübarek olsun
    • 10 Temmuz 2015 Yaraya merhem Milli Ekonomi Modelidir
    • 8 Temmuz 2015 Yeni bir anlayış şart
    • 7 Temmuz 2015 Yunanistan 'Hayır'ın hakkını vermeli
    • 3 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 2 Temmuz 2015 MEM çağı başlamıştır
    • 1 Temmuz 2015 Türkiye-Savaş-Rusya
    • 30 Haziran 2015 Ramazana yakışmayan manzaralar
    • 29 Haziran 2015 Yine savaşın eşiğindeyiz
    • 26 Haziran 2015 Ehl-i Beyt-4
    www.sinemalar.com

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1470431 µs